Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12294/8267
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Department "İstanbul Arel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Psikoloji"
Now showing 1 - 7 of 7
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Bölme Savunma Mekanizması ile Mod Kavramı Arasındaki İlişki : Vaka Üzerinden Kavramların Ele Alınması(İstanbul Arel Üniversitesi, 2018) Aytaç, Mert; Köse Karaca, BaharBu araştırmada şema mod ile bölme savunma mekanizması arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla iki çalışma yürütülmüştür: Birinci çalışmada nicel veriler üzerinden bölme savunma mekanziması ve şema mod arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın nitel analiz kısmında ise vaka üzerinde bölme ile şema mod konuşma analizi ile incelenmesi yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Elazığ ve Ankara illerinde farklı üniversitelerde öğrenim gören 537 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılara, gönüllülük esasına dayalı olarak, Demografik Bilgi Formu, Şema Mod ve Bölme Ölçeği tek bir batarya olarak dağıtılmıştır. Araştırma için İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünden etik kurulundan onay alınmıştır. Gerekli izinler alındıktan sonra, veri toplama araçları araştırmacı tarafından tek bir bataryaya dönüştürülmüş ve Elazığ ve Ankara ilinde farklı üniversitelere devam eden üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde, bölme ile şema modları arasında düşük-orta düzeyde değişen anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Yapılan regresyon analiz sonuçları, çocuk şema modlarından dürtüsel çocuk mod ve kızgın çocuk mod değişkenlerinin katılımcıların bölme düzeylerini anlamlı düzeyde ve pozitif yönde yordadığını göstermiştir. Uyumsuz baş etme şema modları açısından bakıldığında bölmenin uyumlu teslimci mod, büyüklenmeci mod, kopuk-korungan mod ve kopuk kendini avutan mod tarafından pozitif yönde ve anlamlı düzeyde yordandığı bulunmuştur. Son olarak ise analiz sonuçları işlevsiz ebeveyn şema modlarından cezalandırıcı ebeveyn mod ve beklentili ebeveyn mod değişkenlerinin bölmeyi pozitif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Bu araştırma kapsamında ikinci aşamada yapılan konuşma analiz sonuçlarında ise eşe ilişkin tema, kök aile ilişkileri, arkadaş ilişkilerindeki tatminsizlik, terapistle olan ilişki olmak üzere dört ana temanın ön plana çıktığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve birtakım önerilerde bulunulmuştur.Doctoral Thesis Çocuk Depresif Semptom Ölçeği Geliştirme Çalışması(İstabul Arel Üniversitesi, 2018) Erol, Elif; Zabcı, NeslihanÇocuk kliniğinde gelişimsel zorlukları tespit etmeye yönelik pek çok ölçme aracı olmasına rağmen davranış, semptom, patoloji ölçen ölçme araçları oldukça sınırlıdır. Var olan ölçme araçları ise genellikle uyarlama şeklindedir. Farklı kültürlerden uyarlanan testlerin dil, kültürel kodlar açısından zorlukları olduğu için her ülkenin kendi kültürüne, diline uygun ölçme aracının olması değerlidir. Çocukların davranışlarının, semptomatiğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıyla tespit edilmesi, tedaviye yardımcı olacak bir enstrüman olabilecektir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, psikanalitik kurama göre uyarlanmış bir ölçme aracı geliştirmektir. Ölçeğin geliştirilme aşamaları içinde kapsam geçerliği, yapı geçerliği, ölçüt geçerliği ile normal ve psikiyatrik grup karşılaştırması, iç tutarlılık, madde analizi ve test tekrar test güvenilirlik çalışmaları yapılmıştır. Madde havuzu oluşturulmasında kuramsal temel, ilgili araştırmalar, ölçekler ve uzman görüşünden yararlanılmıştır. Kapsam geçerliği kriterlerince uzman görüşleri .80'nin altında kalan maddeler ölçekten çıkarılmış; yapı geçerliği için açımlayıcı faktör analizi ile doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Örneklem büyüklüğünün faktör analizi uygulanması için yeterli olup olmadığını test etmek için KMO ve Bartlett testlerine bakılmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini test etmek amacıyla; faktörler arası ilişkileri belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi, ölçeğin alt boyutlar için güvenirlik testi için Cronbach's Alpha ve İki Yarı Test Korelasyonu, alt boyut ve toplam puanlarının ayırt ediciliklerini belirlemek için Bağımsız Grup t Testi, ölçüt geçerliği için Conners' Ana Baba Derecelendirme Ölçeği – Kısa Form (CADÖ–48) ile Korelasyon Analizi, test-tekrar test için Pearson Korelasyon Analizi, psikiyatrik grubu karşılaştırmaları için Mann Whitney U yapılmıştır. Tüm bu analizlerin sonucunda ölçeğin yüksek geçerlik ve güvenirlik koşullarını sağladığı belirlenmiştir. Uygulama aşamasında ailelere, araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu, geliştirilmesi planlanan ölçek, ölçüt değerlendirmesi için Conners' Ana Baba Derecelendirme Ölçeği – Kısa Form (CADÖ–48) verilmiştir. Uygulama İstanbul il genelinde 60 adet anaokulunda 1626 adet (37-80) aylık çocukların aileleriyle görüşme yoluyla yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlere göre ölçeğin 8 boyutlu bir yapıda olduğu doğrulanmıştır. Faktörlere; Nesnel Gerçekliğe Uyumsuzluk, Yıkıcılık- Saldırganlık, Sosyal Uyum, Kayıp - Ayrılık Endişesi( Seperasyon Anksiyetesi), Erken Dönem (Arkaik) Kaygılar, Dürtüsellik ve Hiperaktivite, Bilişsel Süreçlerde Bozulma (Dikkat ve Öğrenme Yetisi) ve Somatizasyon (Bedenselleştirme) isimleri verilmiştir.Doctoral Thesis Depresyon ve Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(İstanbul Arel Üniversitesi, 2015) Süt, Ercan; Belli, HasanBu çalışmayla, toplumsal yapıda ve işgücünde oldukça önemli kayıplara yol açabilen majör depresyon olgusunun kişilik özellikleriyle ilişkisi olduğu hipotezini sorgulamak ve bu sorgulama sonrasında, hipotez doğrultusunda majör depresyona neden olabilecek kişilik özelliklerinin belirlenebilmesi amacıyla 16 PF Kişilik Envanterinde yer alan kişilik özellikleri ile majör depresyon arasında bir bağıntı olup olmadığı araştırılmak istenilmiştir. Çalışma kapsamında Beck Depresyon Ölçeği skorları bağımlı değişken ve 16 PF Kişilik Envanterinde yer alan 16 kişilik özelliği ise bağımsız değişkenleri tanımlamak üzere aralarındaki ilişkiler sorgulanarak bulunabilecek bağıntıların saptanması amaçlanmıştır. 5 Ocak - 9 Nisan 2015 tarihleri arasında yürütülen veri, toplama çalışması için, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği'ne ayaktan başvurmuş, herhangi bir anti depresan tedavisi görmeyen, bedensel bir hastalığı bulunmayan bireylerden, Klinikte görevli Psikiyatri Uzmanlarınca Psikotik Bozukluklar ve Bipolar Bozukluk dışlanmak koşuluyla DSM-5'e göre Majör Depresyon tanısı verilmiş ve çalışmaya yönlendirilmiş bulunan ve gönüllük esası çerçevesinde çalışmaya katılmayı kabul etmiş bulunan, en az okur-yazar olma ve 18-65 yaş arasında bulunma koşullarını taşıyan 114 kişiye ve bağımsız bir sağlık kuruluşuna ayaktan başvuruda bulunmuş ve çalışmaya yönlendirilmiş olup, zihinsel ve bedensel sağlık sorunu bulunmayan, en az okur-yazar olma ve 18-65 yaş arasında bulunma koşullarını taşıyan ve çalışmaya katılmayı kabul etmiş bulunan katılımcılardan SA-45 Semptom Değerlendirme Ölçeği uygulanması sonrasında Klinik Psikoloji Uzmanlarınca herhangi bir ruh sağlığı sorunu olmadığı belirlenmiş olan 60 kişiye, rastgele olarak Beck Depresyon Ölçeği ve 16 PF Kişilik Envanteri uygulanmıştır. Majör depresyon tanısı almış ve almamış olan grupların Beck Depresyon Ölçeğinden elde edilen skorlarının karşılaştırılması sonucunda majör depresyon tanısı almış olan katılımcıların oluşturduğu grubun ortalamalarının tanı almamış olan gruba oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Normal dağılıma uyan ve uymayan bağımsız değişkenler açısından, Beck Depresyon Ölçeği skorları yüksek olan katılımcıların bağımsız değişkenlerle aralarında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ulaşılan sonuçların belirli kişilik yapılanmalarını öne çıkardığı değerlendirilerek yapılan Faktör Analizi sonucunda 16 PF Kişilik Envanterinde yer alan kişilik özelliklerinden 15 tanesinin kendi aralarında faktörleşerek dört alt küme oluşturduğu, bu bağımsız değişkenlerin depresyona neden olduğu düşünülen kişilik özellikleri olarak belirli ortak tanımlamalar çerçevesinde gruplaştıkları dört alt küme içinde değerlendirilebilecekleri ve bu değerlendirmeye ilişkin olarak oluşturulan regresyon modelinin kişilik özellikleri ile depresyon arasındaki ilişkiyi açıklayabilecek bir yapıda olduğu görülmüştür. Belirlenmiş olan ve dört alt küme içinde gruplaşmış bulunan kişilik özelliklerinin ön yargılara dayalı bir bilgi işleme süreciyle biçimlendiği ve depresyonda psikopatoloji oluşumunda bu bilgi işleme sürecinin belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır.Doctoral Thesis Erkek eşcinsellerde benlik kavramının netliği ve mutlak gerçek ihtiyacı değişkenleri ile problem çözme ve stres belirtileri değişkenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi(İstanbul Arel Üniversitesi, 2017) Akcan, Gizem; Öztürk, ErdinçTarihsel olarak incelendiğinde, eşcinsel bireylerin toplumda bir yer sahibi olabilmek için kendilerine heteroseksüel görünümü vermek veya diğer bireylere açılmak zorunda kaldıkları dikkat çekmektedir. Eşcinsel bireylerin, kimlik inşası sırasında kimlik karmaşası yaşadığı, benliklerine ilişkin mutlak gerçek ihtiyaçlarının oldukça yüksek olduğu, yüksek mutlak gerçek ihtiyaçları nedeniyle ruh sağlıklarının olumsuz yönde etkilendiği ve benlik kavramının netliği konusunda problem yaşadıkları görülmektedir. Benlik kavramının netliği konusunda sıkıntı yaşayan bireylerin de problem çözme becerilerinde sorunlar olduğu ve yoğun stres belirtileri gösterdikleri gözlemlenmektedir. Benlik kavramı net olan bireylerin eşcinsel olmaları ile ilgili yaşadıkları problemlerde ve diğer sorunlar karşısında daha sağlıklı başa çıkma stratejileri kullandıkları savunulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, erkek eşcinsellerde mutlak gerçek ihtiyacının benlik kavramının netliği aracılığı ile problem çözme ve stres belirtileri değişkenlerini yordayıp yordamadığının incelenmesidir. Çalışmanın katılımcılarını, 20-50 yaş arasındaki 200 erkek eşcinsel birey oluşturmaktadır. Ayrıca, verilerin toplanmasında Demografik Bilgi Formu, Benlik Kavramının Netliği Ölçeği, Mutlak Gerçek İhtiyacı Ölçeği, Stres Belirtileri Ölçeği ve Problem Çözme Envanteri kullanılmıştır.Doctoral Thesis Filial Terapinin Bakım Elemanlarının Öz-Yeterlik ve Kaygı Düzeyleri ile Korunma İhtiyacı Olan Çocukların Davranış Sorunları Üzerine Etkisi(İstanbul Arel Üniversitesi, 2017) Yavuz, Sevil; Deniz, Mehmet EnginBu araştırmanın amacı Filial terapinin bakım elemanlarının öz-yeterlik ve kaygı düzeyleri ile korunma ihtiyacı olan çocukların davranış sorunları üzerine etkisini incelemektir. Araştırmaya İstanbul ili Bahçelievler Şeyh Zayed 0-12 Yaş Çocuk Yuvası'nda çalışan 21 bakım elemanı ve 3-4 yaş grubundaki 70 korunma ihtiyacı olan çocuk katılmıştır. Araştırmada deney grubunda 21 bakım elemanı ve ilgilendiği 33 korunma ihtiyacı olan çocuk ile kontrol grubunda 37 korunma ihtiyacı olan çocuk yer almıştır. Bakım elemanlarına, 10 haftalık Filial terapi eğitimi ve 3 oturum süpervizyon verilmiş ve deney grubundaki çocuklara 10 oturum oyun seansı uygulamaları sağlanmıştır. Araştırmada bakım elemanlarının kaygı düzeyleri Beck Anksiyete Ölçeği ile; öz-yeterlik düzeyleri Genel Öz-yeterlik Ölçeği ile; çocukların davranış sorunları Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği ile eğitimden önce, sonra ölçülmüş ve eğitimden 2 ay sonra da izleme testleri yapılmıştır. Araştırma sonunda Filial terapi eğitiminin bakım elemanlarının öz yeterlik düzeylerini arttırmada ve kaygı düzeylerini azaltmada etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca çocukların davranış sorunlarını azaltmada da etkili olduğu bulunmuştur. Sonuçlar ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.Doctoral Thesis Lezbiyen, Gey Biseksüel Örnekleminde Bağlanma Stilleri ile Arasındaki İlişkide İçselleştirilmiş Homofobi ve Öz Anlayışın Aracı Rolü(İstanbul Arel Üniversitesi, 2016) Set, Zeynep; Ömer Faruk Şimşek...Doctoral Thesis The Association Between Posttraumatic Stress Disorder and Trauma-Related Guilt, Shame, Fear, and Sense of Control in Women With Sexual Trauma(İstanbul Arel Üniversitesi, 2018) Kuzgun, Tubanur Bayram; Şalcıoğlu, EbruTravma sırasında hissedilen korku / sıkıntı / rahatsızlık ve düşük kontrol algısı çeşitli travma gruplarında travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ile ilişkili bulmuştur. Travma sırasındaki bu duygusal tepkilerin TSSB'ye nasıl bir mekanizma ile etki ettiği net değildir. Bir açıklama travma sonrası kişinin güvenliğine yönelik algıladığı tehditle ilişkili korkunun ve genel olarak hayatında çaresizlik algısının, travma ile ilişkili utanç ve travma ile ilişkili suçluluk düşüncelerinin, travma sırasında hissedilen korku /sıkıntı / rahatsızlık ve kontrol kaybı ile TSSB arasındaki ilişkideki aracılık ettiği olabileceğidir. Nitekim, daha önceki çalışmalarda korku, çaresizlik, utanç ve suçluluk ile ilgili düşüncelerin TSSB ile ilişkili olduğu desteklenmiştir. Bu çalışmada bu aracılık hipotezi cinsel travma deneyimi olan kadınlarda Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılarak sınanmıştır. Facebook reklam aracı ile 601 cinsel travma yaşamış kadın Travma ile İlişkili Suçluluk Ölçeği, Travma ile İlişkili Utanç Ölçeği, Korku ve Kontrol Duygusu Ölçeği ve Travmatik Stres Belirtileri Ölçeği'nde yer alan soruları ve cinsel travma yaşantısı sırasında hissettikleri korku / sıkıntı / rahatsızlık ve kontrol algısını ölçen soruları cevaplamışlardır. Ölçme modeli ve yapısal model kabul edilebilir uyum iyiliği değerleri göstermiştir. Bulgular, TSSB belirtileri ile travma sırasında hissedilen korku / sıkıntı /rahatsızlık ve kontrol duyguları arasındaki ilişkiye travma sonrası korku, çaresizlik ve travma ilişkili utancın aracılık ettiğini, fakat suçluluk düşüncelerinin bu ilişkiye aracılık etmediğini ortaya koymuştur. Bu bulgular, travma sonrası hissedilen korku, çaresizlik ve travma ile ilişkili utancın TSSB'de önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu bulgular ayrıca cinsel travma sonrasında hissedilen korku, utancın giderilmesinin ve kişinin hayatı üzerindeki kontrol duygusunun arttırılmasının travmatik stres belirtilerinin iyileşmesinde etkili olacağına işaret etmektedir.
