Doktora Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12294/8267

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 215
  • Doctoral Thesis
    Güvensiz Bağlanma Stilleri ile Somatik Belirtiler ve Ölüm Kaygısı Arasındaki İlişkide Duygu Düzenleme Güçlüğünün Aracılık Rolü
    (2024) Yüksel, Duygu; Şahin, Muzaffer
    Bu araştırmada güvensiz bağlanma stilleri (kaygılı, kaçıngan) ile somatik belirtiler ve ölüm kaygısı arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüklerinin aracı rolünün ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma nicel araştırma deseni içinde yer alan ilişkisel tipte anket yöntemiyle yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 'Kolayda Örnekleme' yöntemine göre seçilen ve 18-65 yaş aralığında bulunan 350 birey oluşturmaktadır. Çalışmanın verilerinin toplanmasında literatüre dayalı olarak hazırlanmış olan 'Demografik Bilgi Formu', 'Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği- Kısa Formu (DDGÖ-16)', 'Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II)', 'Bedensel Belirti Ölçeği (BBÖ)' ve 'Ölüm Kaygısı Ölçeği (ÖKÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 26 ve R (R Core Team) programları kullanılmıştır. Araştırmada demografik bulguların betimsel analizleri, araştırmada yer alan ölçeklere ve alt boyutlarına ait puan analizleri, değişkenler arasındaki ilişkinin yönünün ve gücünün ortaya konmasında 'Pearson Korelasyon' analizi ve bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini ortaya koymada da 'Aracılık' analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada ulaşılan bulgular incelendiğinde; duygu düzenleme güçlüğü ve alt boyutları (kendini tutamama, stratejiler, dürtü, amaçlar ve netlik) ile bedensel belirtiler (somatik belirtiler), güvensiz bağlanma kaçıngan ve kaygı ile ölüm kaygısı ve alt boyutları (acı çekme, ölümü düşünme ile tanıklık ve ölümün belirsizliği) arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Benzer biçimde ölüm kaygısı ve alt boyutları (acı çekme, ölümü düşünme ile tanıklık ve ölümün belirsizliği) ile bedensel belirtiler (somatik belirtiler) ve güvensiz bağlanma kaçıngan ve kaygı arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Son olarak duygu düzenleme güçlüğünün ölüm kaygısı üzerinde kısmi, bedensel belirtiler üzerinde ise tam aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak katılımcılarda duygu düzenleme güçlüğü ve alt boyutları arttıkça bedensel belirtiler (somatik belirtiler), güvensiz bağlanma kaçıngan ve kaygı ile ölüm kaygısı ve alt boyutları da artmaktadır. Benzer biçimde ölüm kaygısı ve alt boyutları arttıkça bedensel belirtiler (somatik belirtiler) ve güvensiz bağlanma kaçıngan ve kaygı boyutları da artmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Grafik Tasarımın Geleceği ve Yapay Zekanın Grafik Tasarıma Etkisi: Maw Ajans Müşteri Uygulamaları
    (2025) Baltacı, Meryem; Dursun, Nihat
    Grafik tasarım, toplumların kültürel ve ekonomik yapılarıyla paralel olarak teknolojik gelişmelerin etkisiyle sürekli bir hareket içerisindedir. Bu evrimin en belirgin unsurlarından biri olan yapay zeka, grafik tasarım paradigmalarının dönüşümünde önemli bir rol oynamakta, tasarım süreçlerinde otomatik içerik oluşturma, desen tanıma ve özelleştirme gibi katkılarının yanı sıra yapay zeka, tasarım süreçlerine hız, çeşitlilik ve yaratıcı çözümler getirmektedir. Bu araştırmada, grafik tasarımın işlevsellik ve temel unsurları (denge, orantı, hiyerarşi, görsel süreklilik, bütünlük ve vurgulama) çerçevesinde yapay zeka temelli uygulamaların etkileri araştırılmıştır. Çalışma, literatür incelemesi ve örnek uygulama değerlendirmeleri aracılığıyla, yapay zekanın geleneksel tasarım süreçlerine nasıl entegre olduğunu, bu entegrasyonun tasarımın geleceğini nasıl etkileyebileceğini ve tasarımcıların yaratıcılık kapasitelerini ne şekilde destekleyebileceğini incelemektedir. Elde edilen bulgular, yapay zeka teknolojilerinin tasarımın estetik ve fonksiyonel boyutlarını geliştirerek yeni tasarım anlayışlarının ortaya çıkmasına ön ayak olduğu göstermektedir. Sonuç olarak, yapay zeka destekli teknolojiler, grafik tasarım alanında hem geleneksel sınırlamaları aşabilen hem de tasarımcıların yaratıcı süreçlerini teşvik eden bir dönüşüm dinamiği olarak dikkat çekmektedir. Bu durum, gelecekte disiplinler arası işbirliklerinin artması ve tasarım yaklaşımının daha esnek, kullanıcı merkezli ve yenilikçi bir biçimde gelişmesi için önemli bir potansiyel taşımaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Baba Kaybı Yaşamış Ergenlerde Yas Düzeyi ile Psikolojik Sağlamlık Arasındaki İlişkide Ontolojik İyi Oluş ve Varoluşsal Öfkenin Aracılık Rolü
    (2024) Yakupoğlu, Yusuf; Şahin, Muzaffer
    Araştırmanın amacı, 'baba kaybı yaşamış 14 – 18 yaş arasındaki ergenlerin yas düzeyi ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide ontolojik iyi oluş ve varoluşsal öfkenin aracılık rolünü test etmekti. Öncelikle araştırmada alternatif modelleri test etmek üzere İstanbul ilinin 13 ilçesinde kolaydan örnekleme yöntemiyle baba kaybı yaşamış 69 ergene ulaşılmış, yüz yüze görüşmelerle süreçte neler yapılacağı anlatılmış ve ergenler ölçekleri doldururken araştırmacı eşlik etmiştir. Çıkan bulgular üzerine modeller test edilmiş ve alternatif model belirlenmiştir. Daha sonra ilk örneklem grubu dahil 259 katılımcı sayısına ulaşılmış ve yüz yüze görüşmeler yapılarak katılımcılara ölçekler sunulmuştur. Verilerin toplanma aşamasında, katılımcılara çalışma öncesi bilgi verilmiş ve gönüllülük esasına bağlı bir şekilde, katılımcılardan, araştırmacının hazırladığı; Kişisel Bilgi Formu ile Temel Yas Unsurları Ölçeği, Varoluşsal Öfke Ölçeği, Ontolojik İyi Oluş Ölçeği ve son olarak Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu doldurulması istenmiştir. Modelin testinde, yas yaşayan ergenlerin psikolojik sağlamlıklarında ontolojik iyi oluşun aracılık etkisi bulgulanmış ayrıca varoluşsal öfkenin de ontolojik iyi oluşu etkilediği görülmüştür. Araştırmanın sonucuna göre, yas yaşayan ergenle çalışırken, ergenin yaşam amaçlarını ve yaşam öyküsünü klinik ortamda değerlendirmek hem varoluşsal öfkesine olumlu tesir edecek hem de psikolojik sağlamlığını olumlu yönde etkileyecektir.
  • Doctoral Thesis
    Yüksek Hızlı Trenler İçin Sinter Balata Geliştirilmesi
    (2024) Bebekoğlu, Sunay; Topuz, Ahmet
    Üretim parametrelerinin ; ● sürtünme ve ● aşınma özellikleri üzerinde etkisi oldukça büyüktür. Geliştirilen Yüksek hızlı tren sinter fren balatalarının formülasyon içerikleri ne kadar iyi olsa 'da üretim parametrelerindeki proses değişkenliklerinde yakaladığımız denge ölçüsünde sonuçların optimum değerde yeterli olmasını sağlayacaktır. Yapılan çalışmalar : Yüksek sürtünme katsayısı ve Mükemmel aşınma direncine sahip Yüksek hızlı trenler için sinter metal fren balata geliştirilmesi esasına dayanarak ülkemizin ilk yerli sinter metal fren balatası imalatı gerçekleştirilmiştir. Sinterlenmiş sürtünme malzemesinde bulunan her bileşen birbiriyle ilişkili olduğundan ve fren balatasının özelliklerini etkilediğinden çok önemlidir. Bileşenlerin oranlama sınırlarını ayrı ayrı tartışmak her zaman uygun değildir. Sinter metal toz elementlerinin proses içerisindeki avantajlarını değerlendirmek gerekir. Karıştırma sonrası metal toz elementlerinin özelliklerini ayrı ayrı değerlendirmekte yanlış olacaktır. Karışım prosesinde sonra tozların bütünlüğü ve uyum faktörü önem kazanacaktır. Frenlemenin verimli çalışabilmesi için en önemli kriterlerin başında disk ve balata arasındaki uyumda oldukça önemlidir. Balata ve Disk arasındaki temastan kaynaklanan aşınmayı azaltacak maksimum ve istikrarlı sürtünme katsayısı elde etmek ve minimum aşınma direncine sahip dengeyi korumak gerekir. Bu kriteri sağlayan en önemli faktör oluşturulacak sinter metal fren balatasının formülasyon içeriği ve üretim proses değerleridir. Fren balatasının kompozisyon içeriği, üretim proses değerleri, metal tozlarının μm boyut değerleri, balatanın optimal özelliklerini etkilediği yapılan calışmalarda görülmektedir. Formülasyon içerikleri aynı bile olsa üretim prosesinde izlenecek değerler imalatı yapılan balatanın tüm özelliklerini farklı alınmasına yeterli gelecektir. Bu sebeplerden dolayı sinter metal balata geliştirilmesinde formülasyon içerikleri, üretimde izlenecek proses süreçleri bir bütün olarak değerlendirilmelive uyum sağlanmalıdır.
  • Doctoral Thesis
    Esneklik ve Değişebilirlik Kriterleri Çerçevesinde Alışveriş Merkezleri Programlaması Üzerine Analitik Bir Araştırma
    (2024) Başak, Yasemin; Tapan, Ahmet Mete
    Ülke, Bölge, Kent kapsamında değerlendirildiğinde 'insan' varlığına yaklaşımı ve mekan özelliklerinin insana yaşattığı etkilerin yakın olması nedeniyle AVM'ler toplumların altmış yedi yıldır hayatında varlığını sürdüren, kurgusu iyi tasarlanan prototip bir mimari ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapının amacı tüketim objesi kabul edilen insanın 'AVM'nin özel alanına' girmesidir. Bugüne dek inşa edilen AVM'lerin sınıflama türü, tipolojileri, mekan dizilimleri, marka/konsept sistemi, hizmet türü kategorileri, malzeme standartları ve teknik uygulama gibi faktörler yönünden birbirleriyle benzerlik göstermesi dikkat çekicidir. AVM'lerin yapı fonksiyonlarının sürdürülebilirliği için değişim ve dönüşümü, kullanım sürecinde sadece ekonomik ve teknolojik gelişmelerin yapıya uygulanmasıyla sağlamak yeterli olmayacaktır. AVM programlama sürecinin nasıl tanımlandığı ve uygulandığı araştırılmış ve mimari ürün olarak fonksiyon değişim ihtiyaçlarına göre kriterleri ile nasıl sürdürülebilir nitelik kazandırılabileceği üzerine bir yöntem bulmak amaçlanmıştır. AVM'lerin projelendirilmesinde, kriterleri ile programlamanın hem mekan, hem de uygulama ihtiyacı oluştuğunda önce fonksiyonların bina ölçeğinde, sonra çevresel ölçekte mahalle, ilçe ve kent kapsamında diğer AVM'lerle bütünleşik 'konum, yapı sınıflama türü, fonksiyon dağılımı, hizmet türü ve çeşitlerinde kategorizasyona sahip olması' hedeflenmektedir. AVM'lerin fonksiyonlarını kaybetmemesi için programlamada önemi ana problem olarak tanımlanmış, Türkiye genelindeki AVM'lerin toplam kiralanabilir alan stokunun %40 payının İstanbul'da yer alması nedeniyle bu tez çalışmasındaki saha araştırması İstanbul ile sınırlandırılmıştır. Tezin kapsamında İstanbul'daki AVM yapılarının 'Esneklik ve Değişebilirlik' analizleri ve 'Derinlemesine Mülakat' çalışması yöntemine başvurulmuştur. Mimarlar, AVM Danışman ve GYO firma yetkilileri, AVM genel müdür ve yönetim yetkilileri, İBB ve ilçe belediyeleri İmar müdürlüğü ve sektör uzmanları ile görüşülmüştür. Derinlemesine Mülakat sonucunda 'Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması için AVM sayı, Nüfus, Yapı stok oranları değerlendirilerek konum planlaması yapılması', 'kullanım sürecinde oluşan yapı sınıflama türlerindeki belirsizliklerin giderilmesi', 'Mahalle İlçe İl çevresel ölçekte orantısız 'Fonksiyon Dağılımının' düzenlenmesi, hizmet türlerinin yeterli olmadığı, özellikle hizmet türünde esnekliğe gidilmesinin kaçınılmaz olduğu yönünde problemler olduğu ortaya çıkmıştır. İstanbul'daki AVM'lerin gelecekte taşıyıcı sistemlerin seçiminde gelişmiş teknolojilere yer verilmesi gerektiği, yeni trendlerin devreye girmesi sonucunda uygulama ihtiyacında önemli bir kriter olduğu ve yapılara kazandırılmasının bir zorunluluk olduğu saptanmıştır. Uzmanlarla yapılan mülakat sonucunda 'Esneklik ve Değişebilirlik' kriteriyle ilgili sayısal verilere ulaşılmış, sorulara verdikleri cevaplar doğrultusunda yukarıda belirtilen saptamaların belirgin hale geldiği görülmüştür. Ayrıca, derinlemesine mülakat çalışmasında 'AVM' yapılarının 'sürdürülebilirlik' niteliğinin sağlanmasında alt amacının önemi (ağırlığı) tüm paydaşlar tarafından vurgulanmıştır. Çalışmada, yazılı, basılı kitap, tez, dergi, makale, sektör raporları, bildiriler, kentsel strateji planları, İstanbul Bölge Planları, 2035 ve 2050 vizyon planları, Kentsel tasarım rehberleri, AVM Değerlendirme raporları, İstanbul imar planları, Tuik veri portalı, yasa, yönetmelik, standartlar ve internet kaynakları incelenmiştir. Bu çalışmayla, AVM yapılarının gelecekte nasıl projelendirilmeleri ve sürdürülebilecekleri konusunda yardımcı olmaya çalışılmış, AVM, Programlama, Esneklik ve Değişebilirlik ile ilgili araştırma ve çalışma yapan yatırımcılara, AVM danışman ve gayrimenkul firmalara, öğrencilere, mimar/mühendislere, resmi kurum ve kuruluşlara, sektör paydaşlarına temel kaynak olması düşünülmüştür.
  • Doctoral Thesis
    Standard And Poor's, Moody's ve Fitch Ratings Kredi Derecelendirme Kararlarının Makroekonomik İncelenmesi: Türkiye Örneği
    (2024) Özdemir, Yasin Oğuzhan; Akkaya, Murat
    Yatırımcılar ve kreditörler gibi fon fazlası olanlar karar alırken en önemli unsurların başında gelen kredibilite kavramına bakmaktadırlar. Açık ekonomilerde ve serbest piyasa koşullarının geçerli olduğu ülkelere olan sermaye akışının yönetilmesi, yönlendirilmesi, denetlenmesi gibi kriterlere bağlanmasındaki en önemli ana unsurlardan biri olan kredi derecelendirme notları olan 'Rating'lerin ne anlama geldiğinin bilinmesi çalışmanın ilk amacını oluşturmaktadır. Dünya genelinde tüm kurum ve kuruluşlardan kabul görmüş, geçerliliği olan üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu olan Standard and Poors', Moody's ve Fitch Ratings kuruluşlarının Türkiye Ekonomisi hakkında vermiş olduğu kararlar tarihsel olarak incelenmiştir. Üç büyük kredi derecelendirme şirketinin Türkiye hakkında vermiş olduğu kararlar analiz edilmektedir. Açıklanan not değişimi veya görünüm değişimi ile ilgili ekonomi hakkında verilen kararların ülke ekonomisi üzerine, finansal piyasalar üzerine olan etkileri incelenerek, ele alınmış ve analiz edilmiştir. Burada belirlenen kritlerler etrafında bir karşılaştırma yapılmış ve analiz yapılmıştır. Analiz sonucu elde edilen veriler kıyaslanarak belirli testler sonucu anlamlılık derecesi ortaya konulmuştur. Kontrol değişkeni olan Ekonomik Özgürlük, İnsani Gelişmişlik Endeksi ve IMF Rezerv Yeterlilik Katsayısının anlamlı çıkması litaretüre önemli bir katkıdır.
  • Doctoral Thesis
    Diaspora Jeopolitiği ve Devletlerin Dış Politika Üretim Süreçlerine Etkileri: Transdinyester, Kırım ve Donbass Krizleri
    (2024) Yılmaz, Aziz Göksal; Tatar, Volkan
    İmparatorluklar dağıldıktan ve çok etnisiteli- kültürlü yapıları üzerinden ulus devletlere bölünmelerinden sonra, imparatorluk sonrası coğrafyalar, her bir toprak parçasının belirli bir etnisite - ulus ile ilişkili kılındığı, âdeta damgalandığı parçalı bir yapıya dönüşmüştür. Bu süreç demografik birtakım sorunları da beraberinde getirmiş; Hitler'in 1938'de Sütedenland bölgesindeki Alman azınlığı koruma bahanesiyle tüm Çekoslovakya'yı işgale girişmesi örneğindeki gibi, azınlıklar ve diasporalar, devletler tarafından jeopolitik hedeflerini gerçekleştirmek üzere araçsallaştırılmaya başlamıştır. Benzer şekilde 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhakı dünyanın gündemine otururken, Ruslar süreci bölgedeki 'Rus diasporasının' baskı altında olduğu argümanına dayandırmış ve Rus yanlısı ayrılıkçıları desteklemiştir. Askeri operasyon sonrası düzenlenen referandumda ise bölgedeki Rus asıllı çoğunluk Rusya'ya bağlanma teklifine evet demiş, Rusya da bunu ilhakı meşrulaştırma çabalarında kullanmıştır. Daha sonra olaylar Ukrayna'nın Donbass bölgesine sıçramış, ayrılıkçı Rusların Rusya'nın da desteğiyle ayaklanmasıyla başlayan süreç düşük yoğunluklu bir savaşa dönüşmüş, 2022 Rusya müdahalesine yol açan olayları tetiklemiştir. Rusya bu müdahalesini bölgedeki Rusların soykırıma uğradığı iddiasına dayandırmıştır. İşte bu çalışma, imparatorlukların eski etki alanlarında, yeni sınırlarla birlikte ortaya çıkmış olan yeni demografik yapının, azınlıkların ve özellikle diasporaların, dış politika üretim süreçlerindeki etkilerinin neler olduğunun jeopolitik bir perspektiften analizi üzerinedir. Bu bağlamda farklı ülkelerdeki örnekler, çeşitli olaylar üzerinden karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışmada incelenen örneklerde, diasporaların mesken edindikleri bölgelerde veya anavatan olarak gördükleri bölgeler üzerinde jeopolitik etkiler yarattıkları sonucuna ulaşılmıştır. Diasporaların aktörlerinden biri olduğu jeopolitik vakalarda, -jeopolitiğin tanımında ifade bulan 'büyük güçlerin rekabet sahası olma' özelliğiyle uyumlu olarak- diasporaların büyük güçlerin desteği, manipülasyonu veya karşı çıkışlarına maruz kaldıkları, kendilerini, büyük güçlerin jeopolitik kodları ekseninde gelişen bir mücadelenin aktörlerinden biri olarak buldukları görülmüştür. Diasporaların Transdinyester, Kırım ve Donbass vakalarında sivil itaatsizlik, vekillere dayanan operasyonlar ve düşman devletteki iç muhalefet eylemlerinin birincil öznesi olduğu görülmüş, Afrika diasporası ve Yahudi diasporası örneklerinde diasporanın yarattığı jeopolitik etkiler müşahede edilmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Logolardaki Grafik Sembollerin İmgebilim Perspektifinde Çözümlemesi
    (2024) Asan, Hasan; Ganiz, Selahattin
    İmgebilim 'insan yaşantısında anlamlı yapılar oluşturan tüm imgeleri inceler'. İmgebilim eserin mesajını, yaratıcısının dünya görüşü, arkasındaki derin kavramları, eserin yapıldığı dönemin kültürel, tarih, politik ve psikolojik faktörleri, eserin toplumla etkileşimi, yaratılış amacı, hedef kitlesi, yaratılmak istenen etki, mitleşme süreci gibi paradigmalar doğrultusunda ele alır inceler. Sembol, insanoğlunun yaratıcı zekasının ve aydınlanmasının yegâne araçlarından biridir. İnsanoğlunun bu yaratıcı buluşu olan sembollerle hayallerini, duygularını, düşüncelerini arkaik dönemden günümüze kadar bir görselleştirme ve bilgi aktarma yöntemi olarak kullanmıştır. Günümüzde mitleşen marka sembollerin başlangıçta nasıl bir imgeye sahip oldukları, sonrasında yüklendikleri anlamlar ve geçirdikleri süreçler sonucu efsaneleşmelerine rol açan faktörlerin ortaya konulmasına ihtiyaç vardır. Sembollerin içerdikleri bu kompleks paradigmalar nedeniyle imgebilimle çözümlemesi uygun olacaktır. Kısacası imgeleri anlamak için imgebilimin ne olduğunu konusunu ihtiyaç vardır. Bu sebeple günümüzünde bazı 'mitleşmiş' markaların sembollerle hedef kitlesinde oluşturmak istediği imgeleri saptamak ve yanısıra buna karşı tüketicinin geliştirdiği yeni imgeleri, tutum ve davranışları anlamak amacıyla İmgebilim Perspektifinde Çözümlemeler yapılmıştır. İmgebilimle Sembol çözümlemesi grafik alanında yapılan ilk çalışma olması nedeniyle önem taşımaktadır. Bu tez, markalaşma ve kurumsal kimlik çalışmaları sürecinde yaratıcı tasarımcılar, iletişimciler ve pazarlamacılar için önemli bir kaynak olması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: İmgebilim, Grafik Tasarımı, Logo, Sembol, Markalaşma, Pazarlama
  • Doctoral Thesis
    Tedarik Zinciri Yönetimi ve Süreç Yönetiminin Örgütsel Performansa Etkisinde Hizmet Kalitesinin Aracı Rolü
    (2024) Uzun, Ali; Demirkaya, Harun
    Rekabetin her an arttığı günümüzde örgütler her an performanslarını arttırmanın arayışı içindedir. Bu arayış her an, her yerde en iyi süreçlerle ürün sundukları müşterilerine en mükemmel kaliteyi sunmayı ve en iyi deneyimi yaşatma çabası içindir. Tedarik zinciri yönetimi, süreç yönetimi ve hizmet kalitelerinde mükemmele en yakın örgütler bir adım öne çıkarak daha başarılı olmayı hedeflemektedir. Bu çalışmayla literatüre yapılacak olan kuramsal katkı tedarik zinciri yönetimi ve süreç yönetiminin örgütsel performansı nasıl etkilediği ve hizmet kalitesinin bu ilişkideki etkisini ölçmeye çalışılmasıdır. Uygulamadaki katkısı ise tedarik zinciri yönetimi ve süreç yönetiminin örgütsel performansa etkisinde hizmet kalitesinin rolü ilk defa ele alınmış olmasıdır.
  • Doctoral Thesis
    Kendilik Algısının İlişki Doyumu Üzerindeki Etkisinde Yetişkin Bağlanma Stilleri ve Kendini Susturmanın Aracı Rolü
    (2024) Kiraz, Murathan Bekir; Onnar, Nilgün
    Bu çalışmada, kendilik algısının ilişki doyumu üzerindeki etkisinde yetişkin bağlanma stilleri ve kendini susturmanın aracı rolü değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 18 yaş üstü, kadın ve erkek, toplam 423 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak için Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar-II Ölçeği, Kendini Susturma Ölçeği, İlişki Doyumu Ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler IBM SPSS 24, IBM SPSS Amos 24 ve Lisrel 8.8 paket programları ile test edilmiştir. Araştırmanın tümünde istatistiksel anlamlılık için .05 düzeyi alınmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Yapısal Eşitlik Modellemesi uygulanmıştır. Gruplar arası farklılaşmanın değerlendirilmesinde, bağımsız örneklemler için t-testi ve iki yönlü ANOVA uygulanmıştır. Örneklem üzerinden yapılan yapısal model analiz sonuçlarına göre kendilik algısının ilişki doyumuyla anlamlı derecede pozitif yönde ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Aracılık rolleri bağlamında, bağlanma stillerinin ve kendini susturmanın, ilişki doyumunu etkileme açısından, kendilik algısı üzerinde, tümden aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Çalışmada ulaşılan bulgular, alan yazın kapsamında tartışılmış, ileriki çalışmalara dair öneriler sunulmuştur.
  • Doctoral Thesis
    Türk Yapımı Animasyon Film Afişlerinin Toplumsal Cinsiyet Yaklaşımları Açısından İncelenmesi
    (2025) Bıçakçı, Başak; Gezer, Ülkü
    Bu araştırmada, göstergebilim ilkeleri kullanılarak Türk yapımı çocuk animasyon filmleri için tasarlanan afişler ve film içerikleri toplumsal cinsiyet rollerini yansıtması bakımından incelenmiştir. Görsel iletişim geçmişten günümüze gelen etkili iletişim araçlarından birisidir. Kitle iletişim araçlarından birisi olan afişler şehirlerde yaşayan insanlar tarafından sıklıkla görülmektedir. Bu açıdan şehirlerde yaşayan küçük yaş grubu çocuklarda kendi ilgilerini çekecek yaş grubuna hitap eden animasyon filmlerini temsil eden afişler dikkatlerini çekmektedir. Çocuk animasyon film afişlerinde kadın erkek rollerine ilişkin kimi zaman renklerin ifade ettiği anlamlar aracılığıyla kimi zaman da karakterlere ait beden dili aracılığıyla küçük yaş grubu çocuklara yönelik toplumsal cinsiyet rolleri işlenmektedir. Çocuk animasyon filmleri için tasarlanan afişlerde genelde dişi bireyler korunmaya muhtaç, güçsüz, sakin, tedirgin, erkek karakterin arkasında ikinci ya da tamamlayıcı karakter, erkek bireyler ise daha ön planda güçlü, maceracı, korumacı, başarılı, bilgili, cesur, bilime ve teknolojiye daha yakın bireyler olarak betimlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2009-2023 yılları arasında tasarlanan 39 adet Türk yapımı animasyon film afişleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada incelenmiş olan çocuk animasyon film afişlerinde, erkek karakterlerin sayıca kadın karakterlerden daha fazla olduğu, kullanılmış olan renklerin ifade ettiği anlamlar bakımından cinsiyetçi bir anlatım dilinin yer aldığı, kadın erkek karakterlerin afişte ki konumlarından kadın karakterlerin ikinci planda kaldığı, karakterlerin beden dili ifadelerinden ise klasik bir toplumsal cinsiyet yaklaşımı ile kurgulandığı, göstergeler ve göstergebilim yöntemi aracılığıyla yorumlanmış ve çalışma genelinden yer alan afişlerde cinsiyetçi bir anlam ifadesi tespit edilmiştir. Görüntünün içinde anlamları irdeleyen göstergebilim yöntemi, görsel de ifade edilen anlamları çözümleyerek asıl ifade anlamını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu anlamda çocuk animasyon film afişlerinde renk, biçim, perspektif, duruş gibi göstergelerle çocuklara toplumsal cinsiyet rollerinin öğretilmesin de bir problem durumu olduğu görülmüş ve bu problemin fark edilerek çözümüne ilişkin öneriler getirilerek farkındalık oluşturulması amaçlanmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Üç Boyutlu Dijital Oyunların Animasyon Yapım Süreci ve Bir Oyun Örneği
    (2025) Erdoğdu, Zeynep Çuhadar; Üstünipek, Şeyda
    Günümüzde, dijital oyun oynama eğilimi büyük oranda yükselmiştir. Araştırma, üç boyutlu dijital oyunların animasyon yapım sürecini incelemeyi, görsel tasarım aşamalarını takip ederek detaylandırmayı ve dijital bir oyun tasarlamayı amaçlamaktadır. Oyunlar, eğlence amacının dışında birçok farklı alanda kullanılmaktadır. Eğitim alanında kullanılan oyunların sayısı azımsanmayacak ölçüde artmıştır. Bu bağlamda, oyunların görsel tasarım ve hareketlendirme aşamalarının anlaşılması ve uygulanma süreçlerinin kavranması önem taşımaktadır. Araştırmanın konusu, dijital oyun animasyonunun uygulamalı sürecini ortaya koyma isteğine odaklanırken, daha önce örnek bir oyun üzerinden dijital oyun animasyonun detaylı sürecine yoğunlaşarak hazırlanmış bir tez çalışmasının olmayışı bu konu üzerine çalışmada belirleyici etkenlerden biri olmuştur. Tez, odaklanılan konuya ilişkin sınırlı literatüre katkı sağlayarak, gelecekteki çalışmalara referans sağlamayı hedeflemektedir. Araştırma, dijital bir oyunun tasarım süreci, oyun animasyonun temel kavramları ve aşamaları, karakter ve çevre konsept tasarımları, üç boyutlu karakter ve çevre modellemesi, iskelet sistemi kurulumu ve hareketlendirme süreçlerinin nasıl oluşturulduğu ve bu süreçlerin oyun dünyasıyla nasıl entegre edildiğini incelemektedir. Ayrıca tasarlanan örnek oyun, dijital oyun tabanlı öğrenme alanına katkı sağlamaktadır. Bu çerçevede araştırma, görsel tasarım ögelerinin tasarlanması, çizilmesi, modellenmesi, hareketlendirilmesi ve uygulanması konusunda detaylı öneriler sunarak örneklerle açıklanmıştır. Neticede, dijital oyunların görsel tasarımları, tasarım prensipleri, denge, doğallık, renk kullanımı, performans uyumu, modellerin görsel kalitesi ve algıya etkisi, optimizasyonu, animasyonların doğallığı, akışkanlığı ve diğer pek çok unsurun birbiri ile ilişkisi, etkileşimleri ve işleyişleri göz önüne bulundurularak titizlikle ve kapsamlı bir şekilde tasarlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Dijital Oyun Tasarımı, Dijital Oyun Animasyonu, Oyun Arayüz Tasarımı, Konsept ve Karakter Tasarımı, 3D Bilgisayar Grafikleri, 3D Modelleme
  • Doctoral Thesis
    Psikolojik Zenginliğin Çok Yönlü Araştırılması: Olumlu Çocukluk Çağı Deneyimleri, Psikolojik Esneklik ve Bilinçli Farkındalığın Boylamsal Etkisi
    (2026) Yılmaz, Fatma Betül; Satıcı, Seydi Ahmet
    Psikolojik zenginlik kavramı bireylere yeni bakış açıları kazandıracak deneyimlerle dolu bir hayatı tanımlamaktadır. Bu kavram, iyi oluş ve pozitif psikoloji alan yazını için hem dünyada hem de ülkemizde yeni bir kavramdır. Bu tez çalışmasında ilk olarak Psikolojik Zenginlik Ölçeğinin Türkçe uyarlaması amaçlanmış, ardından psikolojik zenginliğe yönelik boylamsal bir model kurulması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda Psikolojik Zenginlik Ölçeğinin ilk aşamasında (N=421); ölçeğin orijinal yapısının doğrulandığı, cinsiyete yönelik ölçüm değişmezliğinin sağlandığı ve madde tepki kuramına göre ayırt ediciliğinin güçlü olduğu görülmüştür. Ayrıca ölçüt bağıntılı geçerlik kapsamında psikolojik zenginliğin öznel mutluluk, yaşam doyumu ve iyilik hali ile anlamlı ilişkiler sergilediği saptanmıştır. Ölçek uyarlamanın ikinci aşamasında (N =472); psikolojik zenginlik ile psikolojik uyum arasındaki ilişkide psikolojik sıkıntının aracı rolü olduğu ortaya konmuştur. Tezin ikinci çalışmasında (N=373) gerçekleştirilen boylamsal araştırmada ise olumlu çocukluk deneyimleri ile psikolojik zenginlik ilişkisinde psikolojik esneklik ve bilinçli farkındalığın aracılık rollerinin olup olmadığı sınanmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonrasında; psikolojik esneklik ile bilinçli farkındalığın olumlu çocukluk çağı deneyimleri ve psikolojik zenginlik ilişkisinde boylamsal tam aracı rollerinin olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu bulgular neticesinde Psikolojik Zenginlik Ölçeğinin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ve psikolojik zenginliğin olumlu çocukluk çağı deneyimleri, psikolojik esneklik ve bilinçli farkındalık üzerinden güçlenebileceği ortaya konmuştur.
  • Doctoral Thesis
    Katkılama ile Polimerlerde Elektriksel İletkenliğin Araştırılması
    (2024) İdman, Ebru; Yıldırım, Osman
    Silisyum temelli yarı iletken devre elemanlarının ve güneş panel sistemlerinin, sıcaklığa dayanıklılık konusunda yetersiz kalması ve çevre kirliliğine yol açması, alternatif polimer yapıların araştırılmasını önemli hale getirmiştir. Bu tez çalışmasında, başlangıçta yalıtkan özellik gösteren pernigranilin molekülünün, hem gaz hem de katı fazda katkılama ile elektriksel iletkenlik özelliklerinin nasıl değiştiği incelenmiştir. Gaz fazında ORCA yazılımı, katı fazda ise Quantum Espresso yazılımı kullanılarak, katkılanmamış ve çeşitli moleküllerle katkılanmış pernigranilin yapılarının bant aralığı (EGAP) hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Gaz fazında yapılan hesaplamalarda, katkılama yapılmamış pernigranilinin bant aralığı 2,459 eV olarak bulunmuştur. NH3 ile katkılama sonrası bant aralığı 2,433 eV'a düşerken, NO ile katkılama sonrasında bant aralığı 0,623 eV'a inmiş ve molekülün yarı iletken özellikleri belirgin şekilde artmıştır. HCl ile yapılan katkılama sonucu ise bant aralığı 1,792 eV'a düşmüştür. Katı fazda yapılan hesaplamalarda ise katkılama yapılmamış pernigranilinin bant aralığı 1,1598 eV olarak belirlenmiştir. NO ile katkılama sonrasında bant aralığı 0,8432 eV'a düşerken, CO ile katkılama sonucu bant aralığı 2,2186 eV'a, NH3 ile katkılama sonucu ise 2,2449 eV'a yükselmiştir. Bu sonuçlar, özellikle NO katkılamasının hem gaz hem de katı fazda pernigranilinin yarı iletken özelliklerini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Katkılama ile pernigranilinin hem gaz hem de katı fazda yarı iletken hale gelmesi, yeni bir polimer tabanlı yarı iletken teknolojisinin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu bulgular, silisyum temelli yarı iletkenlerin yerine polimer bazlı yarı iletkenlerin kullanılabileceğini ve bu yeni teknolojinin geniş bir uygulama alanı bulabileceğini göstermektedir.
  • Doctoral Thesis
    Seramik Atıklarının Yapı Malzemesi Üretiminde Kullanım Olanaklarının Araştırılması
    (2025) Toptaş, Esra; Karaca, Ülger Bulut
    Geçmişten günümüze dünya nüfusunun giderek artması ile birlikte üretim ve tüketim arasındaki dengeler değişmiştir. Günümüzde yapı malzemesi olarak kullanılan birçok malzemenin doğal kaynakları tükettiği ve üretim esnasında çevreye zarar verdiği bilinmektedir. Bu durum sürdürülebilir yapı malzemesi üretiminin önemini arttırmakta ve kullanım olanaklarının incelenmesini tetiklemektedir. Seramik endüstrisi ülkemizde ve dünyada büyük bir ağa sahiptir. Ancak üretim esnasında oluşan atıkların bir kısmı dönüştürülebilirken, bir kısmı geri dönüştürülemez atıklar olarak depolama alanlarında yer işgal etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı seramik atıklarının yapı malzemesi olarak kullanım olanaklarını incelemek ve yapı malzemesi geliştirmektir. Bu çalışma kapsamında; sırlı seramik atıkları, kireç, metakaolin ve alkali aktivatörler farklı oranlarda kullanılarak elde edilen harçların fiziksel ve mekanik özellikleri ile minerolojik yapıları detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmada seramik atıkları ince agrega ve puzolan olarak kullanım olanaklarının incelemek için 23 adet farklı matrisler oluşturulmuştur. Bu matrislere ön deneyler için taze harç halindeyken yayılma tablası deneyi, 7. günün sonunda harçlara, ultra ses deneyi yapılmış, özgül ağırlığı belirlenmiş; çekme ve basınç deneyleri uygulanmıştır. Ön deneylerde çekme ve basınç dayanımı en yüksek çıkan numuneler esas deney olarak belirlenmiştir. Belirlenen 6 matris için taze harç deneyleri yapılmış; 7,28,90, günlük oda sıcaklığında (22 0C) kürlenen harçlara, özgül ağırlığın belirlenmesi, ultra ses deneyi, çekme, basınç deneyleri, kılcal su emme, donma çözünme deneyleri, TG-DTA analizleri, SEM görüntüleri ve Hızlı Klorür deneyi uygulanmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, NaSiO3 katkılı harçların kullanımı için daha fazla veri elde etmek gerekirken, NaOH katkılı numunelerin tamir harcı ve yapı bloğu olarak kullanılabilirliği başarılı bir şekilde ortaya konmuştur.
  • Doctoral Thesis
    Dijital Ortamdaki Masal Kitaplarının Grafik Tasarımlarının İncelenmesi
    (2019) Yalur, Emine; Ertan, Güler
    Teknoloji hayatımızın odak noktası olmuş, 7'den 70'e tüm yaş grupları buna uyum sağlamış ve sağlamaktadır. 80 yaşındaki birinin yeni çıkmış bir sosyal mecrada hesabı olduğunu gördüğümüzde de, 3 yaşındaki çocuğun elindeki tableti istediği şekilde yönlendirerek oyunlar oynayıp istediği videoları izleyebildiğini gördüğümüzde de şaşırmamaktayız. Gelişen teknolojinin olumsuz şekilde etkilediği yegane unsur basılı yayınlardır. Gazete, dergi ve kitapların tirajları git gide düşmektedir. Basım-dağıtım maliyetlerinin artmasıyla birlikte dünyanın farklı ülkelerinde de birçok gazete, dergi ve kitap yayın hayatına sanal ortamda devam etmektedir. Kitap ve yayıncılık literatürüne tablet ve bilgisayarlar için dijital kitap, e-kitap gibi kavramlar eklenmiştir. Tableti elinden düşürmeyen, teknoloji ile iç içe olmayı seven çocuklar için ise dijital kitap, kitabı çocuklara sevdirmenin en kolay yollarından birisidir. Özellikle masal kitapları bir çocuğun duygusal zekasını, hayal dünyasını ve yeteneklerini geliştirmek için önemli bir araçtır. Renkler, grafikler, görseller, tipografi gibi elemanlarla zenginleştirilen bir masal kitabının tasırımında her bir elemanın bir anlamı vardır. Çocukların okuduğu metnin anlamı kadar, bu grafik tasarım öğelerinin yerinde kullanımı da çocuğun geşlimini doğru etkilemesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada çağımızda basılı yayınların yerini almaya başlayan dijital ortam masal kitapları ele alınacak ve kitapların içersindeki grafik tasarım öğeleri analiz edilecektir. Bu öğelerin kitaba olan katkıları incelenecek ve bu katkıların çocuğa nasıl yansıyacağı araştırılacaktır. Anahtar Kelimeler Kitap, Çocuk, Tasarım, E-kitap, Dijital, Masal, Keloğlan.
  • Doctoral Thesis
    Örgütsel Unutmanın Örgütsel Yenilikçiliğe Etkisinde Değişime Yönelik Tutumun ve Sosyal Desteğin Rolü
    (2019) Yıldız, Burak; Çolakoğlu, Nurdan
    Bu araştırma örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisini kapsamlı bir model ile incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, örgütsel unutma ile örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişki ve bu ilişkide aracı ve düzenleyici rolü olabilecek faktörler incelenmiştir. Bu kapsamda, örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde değişime yönelik tutum faktörlerinden değişime direnç ve örgütsel sessizliğin aracı rolü oynayabileceği öngörülerek bu faktörlerin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde sosyal destek faktörlerinden yönetici desteği ve çalışma arkadaşları desteğinin düzenleyici rol oynayıp oynamadığı da sorgulanarak bu faktörlerin etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri, farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumsal örgütlerde, bir ekip içerisinde ve bir yöneticiye bağlı olarak çalışan 268 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcılardan veri toplanmasında anket yönteminden yararlanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Örgütsel Unutma Ölçeği, Değişime Direnç Ölçeği, Örgütsel Sessizlik Ölçeği, Yönetici Desteği Ölçeği, Çalışma Arkadaşları Desteği Ölçeği ve Örgütsel Yenilikçilik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi kapsamında, demografik özelliklerde yüzde ve frekans istatistikleri, ölçeklerin geçerliliğinde Doğrulayıcı Faktör Analizi ve güvenirliğinde Cronbach alfa, birleşik güvenirlik ve ayrışma geçerliği yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma modeli ise Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) ile sınanmıştır. Verilerin analizi ve değerlendirmesine yönelik tüm işlemler SPSS for Windows 22.0 ve AMOS 22.0 paket programlarında gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde değişime direncin aracılık etkisinin olmadığı belirlenirken, örgütsel sessizliğin aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Sosyal destek faktörleri ile ilgili bulgular ise yönetici desteğinin ve çalışma arkadaşları desteğinin örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde düzenleyici rol oynadığını göstermiştir.
  • Doctoral Thesis
    Evli Çiftlerde Bağlanma Stillerinin ve Ontolojik İyi Oluşun Cinsel Doyum Üzerine Etkisi
    (2019) Yıldırım, Hanife Kübra; Şimşek, Ömer Faruk
    Bu araştırmada evli çiftlerin bağlanma stilleri ile ontolojik iyi oluş düzeylerinin cinsel doyum üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, bağlanma stillerinin cinsel doyum üzerindeki etkisi araştırılırken, aynı zamanda bireyin yaşam projesinin yani ontolojik iyi oluşunun (OİO), geçmiş, şimdi ve gelecek tasavvurlarının cinsel doyumu üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Sonuç itibarıyla çiftlerin bağlanma stillerinin cinsel doyum üzerindeki etkisi ve ardından sürece yaşam projesi ölçeği (YPÖ-OWBS) katıldıktan sonra, cinsel doyumda açıklanan varyansa istatistiksel olarak anlamlı katkısı olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2017-2018 yılı içerisinde çeşitli illerde (İstanbul, Ankara, Samsun, Bursa, İzmir, Eskişehir, Elazığ, Ordu, Düzce, Kocaeli, Sakarya) bulunanan evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi tesadüfi olarak belirlenen evli çiftlere, ölçeklerin kapalı zarf içinde elden dağıtılarak gönüllülük esasına dayalı şekilde oluşturulmuştur. Örneklem 23-63 yaş arası 215 çiftten (215 kadın, 215 erkek N=430) oluşmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (Yiye II), Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği (kadın/erkek) ve Yaşam Projesi Ölçeği (YPÖ) kullanılmıştır. Bu araştırmanın verilerinden elde eldilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22.0 programı kullanılarak analizler yapılmıştır. Kurulan modelinin sonucuna göre; evli çiftlerin bağlanma stillerinin ve ontolojik iyi oluş düzeylerinin cinsel doyumlarına etkisinin olduğu ve bu bağımsız değişkenlerin de bazı boyutlar çerçevesinde cinsel doyum üzerinde daha yüksek düzeyde etkili olduğu bulunmuştur. Toplam puanlar baz alınarak yapılan analiz sonuçlarına göre; YİYE II'nin alt boyutları olan kaçınmacı bağlanma ve kaygılı bağlanma bağımsız değişkenlerinin ilişkinin sıklığı alt boyutunun anlamlı yordayıcıları olduğu söylenebilir. YİYE II'nin alt boyutu olan kaçınmacı bağlanma ve YPÖ'nün alt boyutu olan umut bağımsız değişkenlerinin, GRCDÖ'nin alt boyutu olan iletişimin anlamlı yordayıcıları olduğu söylenebilir. YİYE II'nin alt boyutu olan kaçınmacı bağlanma ve YPÖ'nün alt boyutu olan hiçlik bağımsız değişkenlerinin, GRCDÖ'nin alt boyutu olan doyumun anlamlı yordayıcıları olduğu söylenebilir. YİYE II'nin alt boyutları olan kaçınmacı bağlanma, kaygılı bağlanma ve YPÖ'nün alt boyutu olan hiçlik bağımsız değişkenlerinin GRCDÖ'nin alt boyutu olan kaçınma'nın anlamlı yordayıcıları olduğu söylenebilir. YİYE II'nin alt boyutu olan kaçınmacı bağlanma ve YPÖ'nün alt boyutu olan umut bağımsız değişkenlerinin dokunma alt boyutunun anlamlı yordayıcıları olduğu söylenebilir.
  • Doctoral Thesis
    Eşitlik Temalı Reklam Tasarımlarının Dijital Yerliler Üzerinden Göstergebilimsel Analizi
    (2020) Önder, Begüm Aylin; Ganiz, Selahattin; Öncel, Gülen Kurt
    Dijitalleşme 21. yüzyılın en ayırıcı özelliklerinden biri olma konumuna yükseldiği günümüzde zaman hızla akıp gitmekte ve her şey hızla hareket ederek değişmektedir. Şüphesiz değişimin özündeki bu dramatik hızın karşısında insanlık da sabit kalmamakta, yaşanan değişime ayak uydurmaya çalışmaktadır. Şimdiden geleceğin nasıl olacağını tahmin etmek zor olsa da bilinen, önümüzdeki birkaç yıl içinde insanlığın hiç yaşanmamış boyutlarda daha farklı değişimlere maruz kalacağı gerçeğidir. Yaşanan yenilikler ve teknolojiye uyum gösterme eğilimi insanlığın yaşam biçimlerinde etkileşimin ve dolayısıyla insanlar arası birleştiriciliğin etkinliğini arttırmaya her geçen gün devam etmektedir. Nitekim, insanlık tarihin ilk dönemlerinden beri teknolojik dönüşümlere bağlı yıkımlar yaşamıştır. Bunun sonucunda oluşan dönemler arası kırılmalar bireylerden başlayarak toplumların işleyiş biçimlerine kadar hayatın pek çok alanında kökten bir değişime neden olmuştur. Herbert Marshall McLuhan'ın da (1911- 1980) bahsettiği gibi, bireylerin dünyayı algılamalarında ve onu kendi değerlerine göre anlamlandırmalarında iletişim teknolojileri yadsınamaz bir güce ve etkiye sahip olduğu gerçeğidir. Zira, teknolojinin etkilediği kitle iletişim araçları aynı ölçekte insanlığı inanılması güç bir şekilde biçimlendirmektedir. Tarım toplumundan robotik topluma kadar geçen süreç ve bu süreç içinde yaşanan değişim ve dönüşümler bireyden bağımsız gerçekleşmemiş aksine, bireyi dijital kültürle buluşturmuştur. Bu sayede, insanın dünyayı algılamasından, düşünme yetilerini kullanmasına kadar doğrudan değişimler meydana getirmiştir. Şüphesiz, her neslin kendi dünya görüşü, kültürel alışkanlıkları, yaşam desenleri, inanışları, tutumları, ilgilenimleri ve davranış şekilleri birbirinden farklılıklar içermektedir. Nesil üzerine araştırma yapan bilimsel tüm çalışmalar nesiller arasındaki farklılıkları oluşturan nedenleri ortaya koyarken sadece bireyleri dünyaya geldiği zaman aralığında değil, aynı zamanda yaşadığı sosyolojik, kültürel, teknolojik gelişmelerle birlikte ele almakta dahası, göç, savaş, hastalık, coğrafi konum gibi pek çok değişkenle birlikte değerlendirmektedir. Nesil gruplandırmalarında genel olarak kabul edilen 15-20 yıllık periyotlar kullanan araştırmacılar bu döngüyü bahsedilen değişkenliklerle birlikte ele almakta böylece, nesiller arasındaki farklılıkları ortaya çıkartmakta ve neslin yaşadığı dönemi temsil edecek şekilde isimlendirmektedir. Günümüzde fenomen bir nesil haline gelen Dijital Yerliler (Z Nesli), dijital dönüşümün büyük bir hızla devam ettiği dönemde dijital dünyaya doğanların neslidir. Yeni çağın gençleri günümüzde pek çok araştırmaya konu olmakta, şirketler, uzmanlar ve araştırmacılar dahil dört bir yandan nesli anlamanın yollarını aramaktadır. Nesli kendinden öncekilerle en keskin şekilde ayıran çizgi 1990'lı yıllarla başlayıp günümüze doğru müthiş bir ivme kazanan teknolojik değişimlerdir. Teknolojinin göbeğine doğan bu nesil aslında yaşanılan dönemin de ta kendisidir. Dijitalleşmenin hemen hemen her alandaki etkinliği günümüzde farklı toplumsal değerler, değişen dünya görüşleri gibi birbirinden bağımlı ya da bağımsız pek çok olgunun ortaya çıkmasını sağladığı görülmektedir. Bunun yanı sıra, hızla küreselleşen dünyada mesafelerin kısalması insanlık adına pek çok olumlu durumu beraberinde getirirken aynı zamanda, bu etkileşimli iletişimin artması ile ortaya çıkan küresel yakınlaşma mekân kavramının anlamını yitirmesine neden olmuştur. Böylece, dünyanın herhangi bir yerinde vuku bulan bir durum veya gelişme, küresel bazda tüm dünyayı dolayısıyla, bireyi doğrudan etkiler hale gelmiştir. Ortaya çıkan etkilerin büyük ya da küçük ölçekte olması toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi, o dönem insanın tutum ve davranışlarına göre de şekillenmektedir. Günümüzde insanı ilgilendiren her türden soruna karşı farkındalık yaratmak, sorunu ortadan kaldırmak ya da zararlarını en aza düşürmek maksadıyla pek çok markanın kurumsal sosyal sorumluluk kampanyaları ile seslerini duyurmaya çalıştıkları görülür. Şüphesiz, markaların kullandığı en etkin iletişim yöntemlerinden biri reklamlardır. Reklamların toplumsal bir farkındalık yaratması içinse, doğru stratejiyle sesleneceği kitlenin özelliklerini en küçük ayrıntıya kadar analiz etmesi, çağın gerekliliklerine uygun iletişim araçları kullanması gerekmektedir. Bu bağlamda ele alınan çalışmada, Dijital Yerliler olarak bilinen neslin sosyal fayda içerikli reklam tasarımlarında verilen mesajlara yönelik sergilediği duygusal ve bilişsel ilgilenimleri (katılımları) ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Nitekim günümüzde dünya nüfusunun büyük bir bölümünü temsil eden, tarihteki en çeşitli nesil olarak belirtilen Dijital Yerlileri sosyal sorunlar bağlamında harekete geçirmek maksadıyla markalar tarafından hazırlanan kampanyaları ele alarak inceleyen çalışma, neslin sosyal fayda içerikli reklam tasarımlarına yönelik ilgilenimlerini ortaya çıkartmak için çevrim içi anket tekniği ile bulgular elde etmeyi amaçlanmıştır. Anket çalışması yapılmadan önce araştırmanın kuramsal alt yapısının oluşturulması için çalışmada kullanılmak üzere geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmada, öncelikle endüstriyel devrimler, eşitlik ve küreselleşme konuları ele alınmış, markaların geliştirdiği sosyal sorumluluk esaslı kampanyalara, hibrit reklam tasarımlarına, dijital kültür ve sonucunda yaşanan değişimlere yer verilmiştir. Daha sonra araştırmacı tarafından seçilen geleneksel ve/veya yeni medyada aracılığıyla yayımlanan ve kurumlar tarafından hayata geçirilen eşitlik temalı Amerika ve Türkiye merkezli iki reklam filmi ele alınmıştır. Araştırmacı ilgili reklam tasarımlarında yer alan anlatısal ve tematik içeriği anket çalışmasında cevap anahtarı oluşturması için göstergebilim ve dilbilimsel bir yaklaşımla çözümlemiş, elde edilen tüm bulgulara çalışmada bir bölüm olarak yer vermiştir. Anket formu oluşturulmadan önce, araştırmacı tarafından nesil kavramı ve teorileri ile çalışmanın öznesi Dijital Yerliler üzerine kapsamlı literatür taraması yapılmıştır. Çalışmada ayrıca sosyal fayda reklam tasarımları konusunda görüşlerine danışılmak üzere iki, nesil üzerine görüşlerine danışılmak üzere iki olmak üzere toplamda dört kişi ile derinlemesine mülakat yapılmış, görüşmelerden elde edilen bilgilere çalışma içinde ayrıca yer verilmiştir. Uzman bir ekip desteği ile oluşturulan anket formu yaşanan Yeni Tip Korona Virüs Pandemisi (COVID-19) dönemine denk gelmesi nedeniyle çevrim içi olarak gerçekleştirilmiştir. Anket çalışmasında hata ve anlaşılmaz ifadelerin kontrolü için Mayıs 2020'de 10 pilot görüşme (ön çalışma) gerçekleştirilmiş olup, herhangi bir soruna rastlanmadığı için 15.05.2020 tarihinde araştırmacı tarafından verilen nihai onay ile saha hazırlığına başlanmıştır. Anket çalışması örneklem özelliklerine uygun 384 kişi üzerinde 18.05.2020 – 29.05.2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Anket kapsamında görüşmeler CAWI (bilgisayar destekli çevrimiçi görüşme), metodolojisi kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki üniversitelerde okuyan 1997-2012 yılları arasında dünyaya gelen Dijital Yerli gruba mensup, 384 üniversite öğrencisinden oluşturmuş olup, bu gruptaki öğrenciler; İletişim, Görsel Tasarım, Grafik Tasarım gibi alanlar haricindeki bölümlerde okuyan kimselerden oluşturulmuştur. Katılımcıların düşünce, tutum ve eğilimlerine yönelik standardize edilmiş ve yapılandırılmış bir şekilde hazırlanan anket formunda konunun kapsamlı bir dizi içeriğe sahip olmasından kaynaklı olarak form çoktan seçmeli, 5'li likert tipi, açık ve kapalı uçlu olmak üzere her iki reklam tasarımı için 18 toplamda ise, 25 sorudan oluşturulmuştur. Anket formunda ayrıca, katılımcıların kriterlerinin belirlenmesi açısından çoktan seçmeli, kapalı ve açık uçlu soru tiplerini barındıran demografik sorulara da yer verilmiştir. Araştırmada Dijital Yerlilerin medya takip alışkanlıkları, sosyal sorunlara yönelik tutumları, teknoloji kullanım düzeyleri, alışveriş modelleri, okuma alışkanlıkları gibi bireylerin eğilim ve yönelimlerini test eden birçok soruya yer verilmiştir. Kadın-erkek eşit ve tesadüfi olarak seçilmiş üniversite öğrencileri üzerinde, toplamda 384 anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket sonuçları SPSS programı aracılığıyla analizi yapıldıktan sonra, frekans ve yüzdesel dağılım grafikleri Microsoft Excel olarak işlenmiştir. Bu veriler, analiz edilerek, yorumlanmıştır. Çalışmada ayrıca araştırmacı tarafından tasarlanan ve artırılmış gerçeklik (Agumented Reality- AR) teknolojisi kullanılarak oluşturulan eşitlik temalı afiş tasarımlarına yer verilmiştir. Afişlerin artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanılarak tasarlanmasının nedeni, çalışma bulgularına göre literatür ve diğer araştırmaların da desteklediği; Dijital Yerlilerin hareketli görüntülere karşı daha duyarlı olduğu gerçeğidir. Ayrıca, etkileşim yaratan bu tür uygulamaların grafik tasarım açısından geliştirilecek içeriklerde Dijital Yerlilerin etkinliklerinin daha görünür kılındığı düşünülmektedir. Araştırmada çok çeşitli verilere ulaşılmış olup, bu verilerden elde edilen bulguların reklam, pazarlama, eğitim, iletişim, grafik tasarım, yeni medya, halkla ilişkiler başka olmak üzere pek çok alan için yararlı bir kaynak olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital Yerliler, Z Nesli, Grafik Tasarım, İletişim, İlgilenim, Katılım, Dijital Kültür, Eşitlik, Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Sosyal Fayda, Artırılmış Gerçeklik, Sanal Gerçeklik, Teknolojik Dönüşüm, Dijitalleşme, Endüstri Devrimleri, Göstergebilim, Dilbilim
  • Doctoral Thesis
    İş Yükünün İşte Tükenmişlik Duygusu Üzerindeki Etkisinde Duygusal Bulaşıcılığın ve Duygusal Bağlılığın Rolü: Çağrı Merkezi Sektöründe Bir Araştırma
    (2020) Deniz, Ahmet; Kaya, Çiğdem
    Çağrı merkezleri, 2000'li yıllar ile ivmelendikleri gelişim sürecinde, hem ulusal hem de küresel düzeyde ciddi bir büyüme sağlamıştır. Özellikle teknolojik gelişmeler zaman içinde çağrı merkezlerinin önemini daha da arttırmıştır. Bu gelişme, personel istihdamı açısından belirgin katkılara yol açmış ve pek çok beyaz yakalı çağrı merkezlerinde çalışmaya başlamıştır. Bu işgücü gelişim evresinde, çağrı merkezlerinin Tayloristik üretim ve verimlilik gereklilikleri/kaygıları hedefiyle iş yapmaları doğal bir iş yükünü beraberinde getirmiştir. Bu durum, yani iş yükü fazlalığıyla çalışma zorunluluğu, özellikle genç bir kadro ile ilerleyen çağrı merkezlerinin iş gücü devrinin artmasına neden olmuştur. İş yükünün temel etkileri stres ve beraberinde tükenmişlik duygularıdır. Duygusal bağlılığı yüksek olan bireyler, kendi istedikleri için çalıştıkları kurumda iş hayatlarına devam etmekte ve kurum başarısına katkı sağlamak için üst düzey performans sergilemektedirler. Duygusal bulaşıcılık da olumlu ve olumsuz duyguların etkileşim ile bireyden bireye kopyalanması şeklinde kendini göstermektedir. Duygu odaklı yaklaşımlar kurumlara, iş yükü ve işte tükenmişlik gibi olumsuz sonuçları olan dinamikleri doğru yönetebilme imkânı sunmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, iş yükünün işte tükenmişlik üzerindeki etkisi ve iş yükü ile işte tükenmişlik arasındaki ilişkide duygusal bulaşıcılığın aracılık rolünün ve duygusal bağlılığın düzenleyici rolünün araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca bu unsurlara yönelik müdahalelerin, geliştirmelerin, iyileştirmelerin yapılması için uygulayıcılara öneriler sunarak katkı sağlanması hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında teorik bir model geliştirilerek bu ilişkiler incelenmiştir. Hipotezleri test etmek için İstanbul ve Anadolu illerinde faaliyet gösteren çağrı merkezlerinde çalışan 850 kişiye anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların verdiği cevaplar istatistiksel olarak analiz edilerek tüm hipotezlerin desteklendiği görülmüştür. Buna göre iş yükü işte tükenmişlik arasındaki ilişkide duygusal bulaşıcılığın aracı ve duygusal bağlılığın düzenleyici rolü vardır. Çalışmanın teorik ve yönetsel açıdan sonuçları ve gelecek araştırmalara öneriler de sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İş yükü, Tükenmişlik, Duygusal Bulaşıcılık, Duygusal Bağlılık, Sosyal Değişim Teorisi, Stres Kavramı, Taylorizm