Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12294/8266
Browse
Recent Submissions
Master Thesis Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 36518 Numaralı Mecmua-I Eş ʾâr(2025) Görgülüer, Gizem; Yağcıoğlu, SongülÇalışmanın konusunu, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi'nde 36518 numara ile kayıtlı bir şiir mecmuası oluşturmaktadır. Eserin istinsah tarihi 1231 olarak verilmiş, müstensihi ise tespit edilememiştir. Eserde, 73 şairin toplam 217 adet şiiri bulunmaktadır. Bunlardan 21 şairin kimliği tespit edilememiştir. Mecmuada nazım şekli bakımından en fazla gazel bulunmakla birlikte sırasıyla murabba, semai, tercii bend, müfret ve kıtalara da yer verilmiştir. Şiirlerin başında makam ve güfte bilgileri yer almaktadır. Bunların yanında hadis rivayetleri, ayet, dua ve tılsımlar da eserde bulunmaktadır. Şiirlerde aruz ölçüsünün yanında hece ölçüsü de kullanılmıştır. Padişahların, saz şairlerinin şiirlerinin de bulunduğu eserde ekseriyetle mutasavvuf şairlerin şiirlerine yer verilmiştir. Çalışmada öncelikle mecmuanın tanımı ve önemi anlatılmış mecmuanın tanıtımı ve incelemesi yapıldıktan sonra mecmuada yer alan şairlerin kimlikleri tespit edilenlerin biyografilerine yer verilmiştir. Ardından metinde bulunan şairlerden kimliği tespit edilenler, yüzyılı ve mecmuada mevcut olan şiir sayıları ile şiirlerinin mecmuadaki şiirlerle farklılıkları tablo hâlinde gösterilmiştir. Daha sonra mecmuanın transkripsiyonlu metni, MESTAP'a göre tablosu ve tıpkıbasımına yer verilmiştir. Çalışma, bilinmeyen şairler ve bilinen şairlerin yeni şiirlerinin tespiti bakımından Türk Dili ve Edebiyatı alanına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.Master Thesis Psikologların Algıladıkları Ebeveyn Tutumları ile Erteleme Eğilimleri Arasındaki İlişkide Dürtüsellik ve Yetersizliğin Aracılık Rolü.(2024-12-19) Hasançebi, Gülşah; Gürsoy, MustafaPsikologların algıladıkları ebeveyn tutumları ile bireylerin genel erteleme eğilimleri arasındaki ilişkide dürtüsellik ve yetersizlik duygusunun aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, 275 kadın ve 25 erkek olmak üzere toplam 300 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleri ve psikolojik ölçümleri (ebeveyn tutumları, genel ertelemeyi ölçen ölçekler, dürtüsellik ve yetersizlik duygusu ölçümleri) kullanılarak yapılan analizlerde, ebeveyn tutumlarının genel ertelemeyi nasıl etkilediği ve bu etkileşimde dürtüsellik ile yetersizlik duygusunun nasıl bir aracılık rolü oynadığı ortaya konmuştur. Bulgular, ebeveynlerin tutumlarının bireylerin ertelemelerine olan etkisinde dürtüsellik ve yetersizlik duygusunun önemli aracılar olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, psikolojik danışma ve müdahale stratejileri geliştirilirken ebeveyn tutumlarının ve bireyin içsel süreçlerinin nasıl değerlendirilebileceğine dair önemli bilgiler sağlamaktadır.Master Thesis Histerektomi Ameliyatı Olmuş Kadınlarda Beden Algısı ile Cinsel Doyum Arasındaki İlişkisinin İncelenmesi(2024) Gökçe, Elmas; Karakaş, SevdaBu araştırmada histerektomi ameliyatı olmuş kadınlarda beden algısı ve cinsel doyum arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma 10.06.2023-10.06.2024 tarihleri arasında İstanbul Prof. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi son bir yılda kadın hastalıkları ve doğum kliniğine başvuran histerektomi ameliyatı olmuş 300 kadından oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu', 'Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği' ve 'Beden İmajı Ölçeği' kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler %95 güven .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; beden imajı ile cinsel doyum toplam, sıklık, iletişim, doyum, kaçınma, dokunma ve anorgasmi arasına pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bunun yanında histerektomi ameliyatı olmuş kadınlarda cinsel doyum ve beden algısı ile yaş, çalışma durumu, eş eğitim durumu, tıbbi uygulamayı bilme durumu, rahmin ifade ettiği anlam durumu, ameliyat sonrası evlilik durumu ve cinsel ilişki sıklığı arasında da anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak histerektomi ameliyatı olmuş kadınlarda beden imajı düzeyi arttıkça cinsel doyum toplam, sıklık, iletişim, doyum, kaçınma, dokunma ve anorgasmi düzeylerinin de arttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Histerektomi, Beden Algısı, Cinsel Doyum.Master Thesis Beliren Yetişkinlik Döneminde, Romantik İlişki Doyumu, Olumlu Çocukluk Yaşantıları, Genel Aidiyet Düzeyi ve Öz-Şefkat Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2024) Bulut, Fulya; Huyut, Betül ÇetintulumBu çalışmada beliren yetişkinlik dönemindeki kişilerde romantik ilişki doyumu, olumlu çocukluk yaşantıları, genel aidiyet ve öz- şefkat arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 18-29 yaş arasında bulunan 289 kadın ve 88 erkek olarak toplam 377 beliren yetişkin birey katılım sağlamıştır. Çalışmanın verileri toplanırken 'Demografik Bilgi Formu', 'Romantik İlişki Doyumu Ölçeği', 'Olumlu Çocukluk Yaşantıları Ölçeği', 'Genel Aidiyet Ölçeği' ve 'Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu' kullanılmıştır. Anket yoluyla, online platformlar üzerinden toplanan veriler SPSS 25 programı kullanılarak, Pearson korelasyon, bağımsız gruplar için t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Hochberg çoklu karşılaştırma (post-hoc) testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların öz şefkat, olumlu çocukluk yaşantıları ve romantik ilişki doyumlarının orta düzeyde olduğu fakat genel aidiyet düzeyinin ortanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Romantik ilişki doyumu ve olumlu çocukluk yaşantıları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, romantik ilişki doyumu ve öz şefkat arasında düşük düzeyde fakat pozitif yönde anlamlı bir ilişki, olumlu çocukluk yaşantıları ve öz şefkat arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki, romantik ilişki doyumu ve genel aidiyet arasında zayıf düzeyde, pozitif yönlü bir ilişki, genel aidiyet ve öz şefkat arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki, olumlu çocukluk yaşantıları ve genel aidiyet arasında orta düzeyde pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada çıkan sonuçlar alan yazın incelemesi ile beraber tartışılmış ve öneriler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beliren Yetişkinlik, Romantik İlişki Doyumu, Öz Şefkat, Genel Aidiyet, Olumlu Çocukluk YaşantılarıMaster Thesis Mustafa Kemal Atatürk ve Rızaşah Döneminde İran-Türkiye İlişkilerinin Analizi(2024) Azarıan, Rajab; Özgöker, Uğurİran ve Türkiye'deki en önemli gelişmeler iki ülkenin de kaderini derin ve köklü değişikliklere uğratan iç gelişmeler ve ilişkiler tarihinde yeni bir dönüm noktası oluşturan kişilerin ortaya çıkmasıydı. Rıza Şah ve Mustafa Kemal Atatürk ülkelerindeki önemli süreçlere öncülük ederek ortaya çıkmış önemli iki liderdir. Rızaşah ve Mustafa Kemal Atatürk'ün İktidar olmadan önce ve sonraki davranış ve politikalarına bakıldığında aynı doğrultuda yürüttükleri politikalar ve ortak hedefler görülür. Bu çalışmanın amacı bu iki liderin kendi ülkelerinde yürüttükleri politikaları açıklayarak bu iki ülke arasındaki dostluk ilişkisini ve reformların seyrini ortaya koymaktır.Master Thesis Moda Sektöründe Değişim, Yenilik, Pazarlamanın Çağdaş Çözümü Metaverse, XR Teknolojisi ve NFT(2025) Karaağaç, Burcu; Berkol, CeyhunModa sektöründe geleneksel pazarlamadan çağdaş pazarlamaya geçiş birtakım teknolojileri de beraberinde getirmektedir. Günümüz dünyasında web 3.0 teknolojisi sayesinde pazarlama kavramına deneyimsel yaklaşılabilmektedir. Özellikle pandemi döneminde birçok marka, potansiyel müşteri için deneyimsel pazarlamaya yönelmiştir. Bu durumda da çağdaş pazarlama teknolojilerinin kullanımı artmıştır. Çağdaş pazarlama teknolojileri ise: Yapay Zekâ, genişletilmiş gerçeklik, NFT ve Metaverse'dür. Yapay Zekâ, tasarımcılar için hızlı ve yenilikçi tasarım sürecini sağlamakta iken, müşteri üzerinde problemi anlama, çözme ve önerme gibi fonksiyonları gerçekleştirmektedir. Genişletilmiş gerçeklik, moda sektöründe müşterilerinin dijital deneyim ve etkileşim sağlamasını isteyen markalar için kullanılmakta olan teknoloji grubudur. NFT ürünler tasarımcılar için tasarımın sınırlarını ortadan kaldırabilmektedir. NFT'lerin hepsi kendine ait kimlik taşımaktadır ve değiştirilemezlerdir. Günümüz dünyasının dijital koleksiyonculuğudur. Moda sektöründe, müşterilerin markanın çıkardığı kıyafet NFT'yi sanal dünyada avatarında kıyafet olarak kullanabilmekte veya koleksiyon olarak saklayabilmektedir. Moda markaları defile, etkinlik, ürünlerinin pazarlaması ve satışları için Metaverse'de yer edinmeye başlamıştır. Metaverse'de şimdiye kadar 2 moda haftası düzenlenmiş, onlarca marka bu sürece dahil olmuş ve birçok moda etkinliği gerçekleşmiştir. Anahtar Kelimeler: Moda, Yapay Zekâ, Genişletilmiş Gerçeklik, NFT, MetaverseMaster Thesis Gebelerin Eğitim Gereksinimlerinin Gebelikte Olağan Yakınmalar ve Yaşam Kalitesine Etkisinin Belirlenmesi: Muş Örneği(2024) Şahin, Şirvan; Tandoğan, ÖzdenAmaç: Çalışma kadınların gebelikte aldıkları eğitimlerin olağan yakınmalar ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Gereç-Yöntem: Çalışma Mayıs-Agustos 2023 bir kamu hastanesinin kadın hastalıkları ve doğum polikiliniğine başvuran ve araştırma kriterlerine uyan 302 gebe ile tamamlanıldı. Gebelere sosyo-demoğrafik ve obstetrik özelliklerini ortaya koyan 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve gebelik sürecindeki olağan yakınmaları ile yaşam kalitesini ortaya koyacak 'Gebelikte Olağan Yakınmalar ve Yaşam Kalitesi Ölçeği (GYYKÖ)' doldurtuldu. Veri analizi SPSS 25.0 programı kullanılarak yapıldı. İki gruba sahip değişkenlerde bağımsız örneklemler t testi (Independent samples t test), en az üç ve üzeri grubu bulunan değişkenlerde tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) kullanıldı. Tek yönlü varyans analizinde varyansların homojen dağılmadığı durumlarda Welch test (Robust test of equality of means) kullanıldı. Gruplar arasındaki farkın kaynağını belirlemek için post hoc çoklu karşılaştırma testlerinden Bonferroni ve Tamhane's T2 yöntemi kullanıldı. Bulgular: Gebe kadınların yaş ortalaması 26.77±5.21 yıl olup 18-42 yaş aralığındaydı. Araştırmaya katılan gebe kadınların aile tipini incelendiğinde, gebe kadınların %68.2'sinin çekirdek ailede yaşamakta olduğu, %23.5'inin lisans ve üstü eğitim aldığı, %37.7'sinin gelirinin giderinden az olduğu saptandı. Gebelerin aldıkları eğitimler ile olağan yakınmalar ve yaşam kalitesi arasında istatiksel bir anlamlılık olmadığı olamadığı bulundu. Gebelikte yakınmalar alt ölçek boyutu ile yaşam kalitesi alt ölçek boyutu arasında istatiksel olarak pozitif yönde bir anlamlılık olduğu görüldü (p<0.001). Sonuç: Gebelikte olağan yakınmaların kadınların yaşam kalitesini düşürdüğü görülmüştür. Ayrıca gebelikte alınan eğitimler istatistiksel olarak anlamlı olmasa bile minimal düzeyde gruplar arasında bir faklılık olduğu anlaşılmış olup araştırmanın yapıldığı yerdeki kadınların eğitim düzeyi ve sağlık okuryazarlığının düşük olduğu görüldü. Bu kapsamda daha kapsamlı eğitim programlarının düzenlenmesi bir gereklilik halini almıştır. Anahtar Kelimeler: Gebe, Eğitim, Yakınma, Yaşam kalitesiMaster Thesis Türkiye'de Moda Kimliği ve Markalaşma(2025) Ercan, Zeynep Akçay; Bayburtlu, ÇimenGünümüzde moda kavramı yalnızca giysiyle sınırlı kalmayıp bireylerin yaşam tarzıyla da ilişkilidir. Moda markalarının başarısı, hedef kitle tarafından benimsenmesine bağlıdır. Bu noktada, pazarlama ile entegre şekilde gelişen moda pazarlaması devreye girmektedir. Moda pazarlaması, markaların sürdürülebilirliği için önem arz ederken, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte tüketiciye ulaşmak kolaylaşmış ve markalaşmanın önemi artmıştır. Türk moda kimliğinin oluşumu tarihsel gelişmelere bağlı olarak şekillenmiş, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte hem giyim hem toplumsal yaşamda büyük dönüşümler yaşanmıştır. Bu çalışmada, Türk moda tarihine dair bir inceleme gerçekleştirilerek, markaların gelişim süreci ve toplumdaki yeri üzerinde durulmuştur. Ayrıca, moda markalarının toplumsal ihtiyaçlardan nasıl doğduğu ve bu taleplerin zaman içinde nasıl değiştiği üzerinde durulmuştur. Günümüz marka anlayışında, markaların sadece birer isimden ibaret olmadığı, kişilikleri olduğu ve tüketicilerle deneyime dayalı bir bağ kurduğu gözlemlenmektedir. Bu bağlamda, Carl Jung'un arketipsel yaklaşımı, marka anlayışını farklı bir boyuta taşımıştır. Bu çalışma, 1923 yılından itibaren kurulan Türk moda markalarını ve kimliklerini açıklayarak, seçilen markaları on iki arketip yaklaşımına göre analiz etmektedir. Bu analiz, markaların hedef kitleleriyle kurduğu duygusal bağları ve marka konumlandırmalarını arketipsel perspektiften değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Moda, Moda Pazarlaması, Marka, Markalaşma, Türk Moda Kimliği, Türk Modası, ArketiplerMaster Thesis Abdominal Cerrahi Planlanan Hastalarda Psikolojik Sağlamlık ve Cerrahi Korkunun İncelenmesi(2024) Sayım, Halil İbrahim; Bülbüloğlu, SemraGiriş ve Amaç: Abdominal cerrahi karaciğer, mide bağırsak, böbrek, pankreas gibi organlara uygulanan cerrahi girişimleri kapsar. Bu araştırmada abdominal cerrahi planlanan hastalarda psikolojik sağlamlık düzeyi ve cerrahi korkunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Bu araştırmanın verileri 26 Kasım 2023- 10 Ocak 2024 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evrenini Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Abdominal Cerrahi geçirmesi planlanan, ameliyat öncesi dönemdeki hastalar oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi güç analizi yapılarak 166 olarak hesaplanmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak, araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan ve çalışmayı kabul eden 196 hasta ile tamamlanmıştır. Araştırma kapsamında veri toplama araçları olarak, Hasta ve Ameliyat Bilgi Cerrahi Korku Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgulara göre hastaların cinsiyeti, medeni durumu, aile yapısı, gelir düzeyi, komorbid hastalık varlığı, ameliyat tipi, ameliyat deneyimleri, önceki hastane deneyimleri ve refakatçi bulundurma durumları kısa psikolojik sağlamlık puanlarının farklılaşmadığı tespit edildi. Ayrıca hastaların çalışma durumları ile kısa psikolojik sağlamlık puanları arasındaki farklılık incelendiğinde diğer meslek gruplarına kıyasla 'memur' kategorisinde bulunanların lehine kısa psikolojik sağlamlık puanlarının farklılaştığı tespit edildi. Sonuç: Hastaların cerrahi korku puanı ile kısa psikolojik sağlamlık puanları arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edildi. Ayrıca cerrahi korku puanlarının hastaların kısa psikolojik sağlamlık düzeyleri üzerinde güçlü düzeyde, negatif yönde, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu.Master Thesis Pilates Egzersizi Yapan ve Yapmayan Kadınlarda Kor Enduransının Servikal Stabilizasyon ve Propriosepsiyon ile İlişkisi(2025) Kalın, Selin; Doğan, HalisBu çalışmanın amacı pilates egzersizi yapan ve yapmayan kadınlarda kor enduransının servikal stabilizasyon ve propriosepsiyon ile ilişkisini incelemekti. Çalışma 20-50 yaş arasındaki 40 kadın katılımcı ile gerçekleştirildi. Çalışma grubu, fizyoterapist eşliğinde en az 12 hafta, haftada 2 gün aletli pilates egzersizi yapan kadınlar arasından, kontrol grubu son 1 yıl içinde herhangi bir egzersiz programına katılmayan, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketine göre sedanter olan kişiler arasından seçildi. Katılımcılara Lateral Köprü Testi (LKT), Statik Gövde Ekstansiyon Testi (SGET), Gövde Fleksörleri Endurans Testi (GFET), Servikal Eklem Pozisyon Hata Testi (SEPHT), Derin Boyun Fleksör Kas Endurans Testi (DBFKET) uygulandı ve Stabilizer Pressure Biofeedback Cihazıyla katılımcıların Kraniyoservikal Fleksiyon verileri ölçüldü ve sonuçlar kaydedildi. Pilates egzersizi yapan ve yapmayan grup arasında LKT, SGET ve GFET, DBFKET, Stabilizer Pressure Biofeedback Cihazı ile Kranioservikal Fleksiyon Ölçümü 1. kademe ve 2. kademe, SEPHT, kor enduransı test sonuçları ile servikal stabilizasyon test sonuçlarında (p<0,05) istatiksel olarak anlamlı fark bulundu. Bu sonuçlar kor enduransındaki yüksek performansın, servikal stabilizasyondaki gelişmiş performansla bağlantılı olduğu pilatesin kadınlarda kor dayanıklılığı, servikal stabilizasyon ve propriyosepsiyon üzerinde önemli bir etkisi olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Kor Endurans, Pilates, Servikal Stabilizasyon, Servikal Propriosepsiyon.Master Thesis Eşi Madde Kullanım Bozukluğu Tanısı Almış Kadınların Cinsel İşlev Bozuklukları ve Yaşam Kalitelerinin Belirlenmesi(2024) Alkan, Ramazan; Tandoğan, ÖzdenAmaç: Çalışma madde kullanan eşi olan kadınların cinsel işlevsel bozukluğu ve yaşam kalitelerini belirlenmesini amaçlamaktadır. Gereç-Yöntem: Nisan- Ekim 2023 tarihleri arasında, İstanbul'da bulunan bir hastanenin Psikiyatri Erkek Servisi'nde yatan ve araştırma kriterlerine uyan hastaların eşleri ile yürütüldü. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışmadır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilmiş, kadınların sosyo-demografik özelliklerini öğrenmek için ' Kişisel Bilgi Toplama Formu '; kadının yaşı, öğrenim düzeyi, çalışma durumu, aile tipi, gelir düzeyi gibi sorular içermektedir. Diğer ölçekler ise, Whoqol-bref ve Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği'dir. Veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 26.0 paket programına yüklenerek analiz edildi. Araştırmada veriler analiz edilirken tanımlayıcı istatistiklerden (frekans, yüzde değerleri), parametrik testler (İndependent Simple T test, One Way Anova) veya non-parametrik testler (Kruskal Wallis, Mann Whitney U) kullanılacak olup varyans analizi sonucunda, anlamlı farkın kaynağını belirlemek amacıyla Tukey b testi veya Bonferroni testinden yararlanıldı. Bulgular: Arizona cinsel yaşantılar ölçeğinin ortalaması 14,65 olarak bulundu. Genel sağlık ortalaması 13,35, bedensel sağlık ortalaması 14,46, ruhsal sağlık ortalaması 14,43, sosyal sağlık ortalaması 13,17, çevre sağlığı ortalaması 13,03 tespit edildi. Kadınların %57,5'inin 30 yaş ve altında, eşlerin yaşlarının %67,5'inin 31 yaş ve üstü olduğu, kadınların eğitim düzeyi %55,0'i lise mezunu, eşlerinin eğitim düzeyi %60,0'ının üniversite mezunu, katılımcıların %55 oranında gelir gidere denk olduğu ve %65'inin çocuk sahibi olduğu, kadınların %62,5'inin çalıştığı, %32,5'unun son 6 ay içerisinde şiddete maruz kaldığı, %87,5'inin eşle madde kullanımı sonrası cinsel ilişki yaşadığı ve %82,5'inin eşin madde kullanım bozukluğu tanısı almadan önce cinsel sorunlarının olmadığı belirlendi. Eşlerin madde kullanım bozukluğu tanısı almadan önce %67,5 iyi, tanı aldıktan sonra ise %52,5 orta olarak belirlendi. Ortalama evlilik süresinin 7,20 yıl olduğu, ortalama evlenme yaşlarının ise 24,43 olduğu, eşin kullandığı madde türü %57,5 oranında metamfetamin olarak belirlendi. Sonuç: Eşi madde kullanım bozukluğu olan kadınların cinselliğinin etkilendiği ve yaşam kalitelerinin üzerinde eşlerin madde kullanım bozukluğu tanısı almasının etkisinin olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Cinsellik, Cinsel işlev bozukluğu, Madde kullanımı, Yaşam kalitesi, Kadın, PsikiyatriMaster Thesis Hipospadias Onarımı Ameliyatı Olan Çocuklarda Taburculuk Planlamasının Etkinliğinin Değerlendirilmesi(2024) Altun, Aslıhan; Günaydın, Ayfer EkimBu araştırmanın amacı, hipospadias tanısı almış ve cerrahi operasyon geçiren çocuklara yönelik hazırlanan taburculuk planlamasının etkinliğini değerlendirmektir. Yarı deneysel tasarımdaki bu araştırmanın örneklem grubunu, hipospadias tanısı ile hastaneye yatan ve ameliyat olan 70 çocuk hastanın ebeveyni (35 girişim, 35 kontrol) oluşturmaktadır. Çocuk ve Aile Bilgi Formu, Durumluluk Kaygı Envanteri, Taburculuk Sonrası Görüşme Formu ve Taburculuk Sonrası Yaşanan Güçlüklerle Baş Etme Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Taburculuk planlamasında, çocuğun hastaneye yattığı ilk gün ebeveyne 0. gün eğitimi, ameliyat sonrası 3. günde postoperatif 3. gün eğitimi verilmiştir. Ayrıca, taburcu olurken, 'Hipospadias Ameliyat Sonrası Taburculuk Eğitim Kitapçığı' ailelere verilmiştir. Taburculuk sonrası 3. günde ebeveyn, telefon ile aranarak 'Taburculuk Sonrası Görüşme Formu' ve 3. haftasında tekrar aranarak 'Taburculuk Sonrası Başetme Zorlukları Ölçeği' doldurulmuştur. Araştırmada, çocukların yaş ortalaması 4,43±0,77 [girişim grubu=4,43±0,91; kontrol grubu=4,42±0,60] yıl idi. Girişim grubu ebeveynlerin kontrol grubuna göre durum kaygı düzeyi puanlarında anlamlı azalma olduğu görüldü. Taburculuk planı uygulanan girişim grubundaki ebeveynlerin kontrol grubuna göre taburculuk sonrası çocuğun bakımında daha az zorluk yaşadıkları saptandı. Sonuç olarak, hipospadias onarımı ameliyatı olan çocukların ebeveynine uygulanan planlı taburculuk programının, ebeveynin kaygı düzeyini azalttığı ve ebeveynlerin taburculuk sonrası çocuğun bakımında daha az zorluk yaşadıkları belirlenmiştir. Hastaneye yatış ile birlikte başlatılan taburculuk planlaması, çocuk hastaların aile merkezli uygulamalar, çocuğun yaşı ve hastalığa özgü bakımın planlanmasında hemşirelere kılavuz olabilir.Master Thesis Kanser Hastalarında Psikolojik Yardım Alma Tutumlarının Sosyal Damgalanma ve Travma Sonrası Büyüme Yönünden İncelenmesi(2024) Özkan, Selen Solaklar; Huyut, Betül ÇetintulumÇalışma, kanser tanısı almış yetişkin bireylerin psikolojik yardım alma tutumlarını; psikolojik yardım alma niyeti, psikolojik yardım alma nedeniyle sosyal damgalanma ve travma sonrası büyüme yönünden incelemeyi amaçlamaktadır. Örneklem grubunu 18 yaşından büyük 93'ü kadın, 43'ü erkek yaşamının bir döneminde kanser tanısı almış, toplam 136 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-Kısa Form, Psikolojik Yardım Alma Niyeti Envanteri, Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği ve Travma Sonrası Büyüme Envanteri verilmiştir. Sonuçlar kanser tanısı almış bireylerin çoğunlukla psikolojik destek almadığına dikkat çekmektedir. Demografik özelliklerin ve kanser hastalığına yönelik özelliklerin psikolojik yardım almaya ilişkin tutum üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Psikolojik yardım almaya yönelik niyet cinsiyet ve eğitim durumdan etkilenirken psikolojik yardım alma nedeniyle sosyal damgalanma algısının ekonomik durum ve kanser hastalığının öğrenildiği evre değişkenlerinden etkilendiği görülmüştür. Kanser hastalarının travma sonrası büyüme puanları üzerinde eğitim durumu ve kanserin farklı organlara yayılması değişkenlerinin etkili olduğu sonuçlarına varılmıştır. Kanserin fizyolojik, psikolojik ve sosyal yönden ele alınması gerekir. Psikolojik destek kanserin travmatik etkilerin aşılması ve travma sonrası gelişimin oluşabilmesi açısından önemlidir. Kanser hastalarının psikolojik desteğe yönelik tutumlarının geliştirilmesi, kişilerin psikolojik desteğe yönelik olumlu tutumlarını artıracak uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Kanser hastalarının psikolojik desteğe yönelik tutumlarının geliştirilmesi, kişilerin psikolojik desteğe yönelik olumlu tutumlarını artıracak uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.Master Thesis Dönüşümcü Liderliğin Çalışan Bağlılığı, Performans ve Örgüt Kültürü Üzerindeki Etkisi(2024) Douale, Mountaha Adarahman; Erdoğdu, AylinBu çalışma, dönüşümcü liderliğin organizasyondaki çalışan bağlılığını ve mutluluğunu, üretkenliğini, performansını ve moralini nasıl etkilediğini incelemektedir. Önceki araştırmalar, dönüşümcü liderlik ile bu nitelikler arasında pozitif ilişkiler olduğunu göstermiştir ancak bu çalışma, bağlamın düzenleyici etkilerini açıklamaktadır. Niceliksel bir metodoloji kullanan bu çalışma, üç ana hipotezi değerlendirmek için ki-kare testleri, güvenilirlik analizi ve tanımlayıcı istatistikler kullanarak dönüşümcü liderlik davranışları ile farklı organizasyonel sonuçlar arasındaki ilişkiyi araştırdı. İlk hipotez, örnek olarak liderlik eden yöneticilerin, çalışanların örgütsel başarıya katkılarına ilişkin algılarını geliştirip geliştirmediğini araştırdı. İkinci hipotez, dönüşümcü liderlik ile hem iş tatmini hem de çalışanı elde tutma arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Üçüncü hipotez, dönüşümsel liderliğin organizasyonlarda yenilikçiliği ve uyarlanabilirliği teşvik etme üzerindeki etkisini araştırdı. Yani bağımsız değişken dönüşümsel liderlik, diğer üçü ise bağımlı değişkenlerdir (çalışan bağlılığı, performans ve örgütsel davranış). 360 çalışandan veri toplamak için yapılandırılmış bir anket kullanıldı. Verileri özetlemek için tanımlayıcı istatistikler, bulunan ilişkilerin anlamlılığını değerlendirmek için ki-kare testleri ve anket araçlarının kendi içinde tutarlı olduğundan emin olmak için güvenilirlik testleri (Cronbach's Alpha) kullanıldı. Sonuçlar hipotezlere önemli destek sağlıyor ve dönüşümcü liderliğin örgütsel uyumu, çalışanların bağlılığını, elde tutmayı ve memnuniyetini iyileştirdiğini gösteriyor. İstenilen davranışa örnek oluşturan, yapıcı eleştiri sunan ve beceri gelişimini destekleyen liderler, çalışanların ilgisini çekmenin yanı sıra yaratıcılık kültürünü de geliştirir. Bu sonuçlar, performanslarını ve kültürlerini geliştirmeyi amaçlayan kuruluşların, dönüşümcü liderlik uygulamalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına öncelik vermesi gerektiğini göstermektedir. Kuruluşlar, daha katılımcı, memnun ve yenilikçi bir iş gücünü teşvik ederek, dinamik bir iş ortamında daha uzun vadeli başarı ve uyum sağlama yeteneği elde edebilir. Bu çalışma, örgütsel mükemmelliğe ulaşmada dönüşümcü liderliğin kritik rolünü vurgulayarak, liderlik ve örgütsel davranış üzerine giderek artan literatüre katkıda bulunmaktadır.Master Thesis Özel Gereksinimli Çocuğu Olan Ebeveynlerin Mükemmeliyetçilik ve Yaşantısal Kaçınmaları Arasındaki İlişkide Psikolojik Sağlamlığın Rolü(2024) Koçyiğit, Tuğba; Huyut, Betül ÇetintulumBu tez çalışmasının amacı, özel gereksinimli çocuğun ebeveynlerin mükemmeliyetçilikleri ile yaşantısal kaçınmaları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasıdır. Bununla birlikte, bu ilişkide ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarının rolünün olup olmadığının belirlenmesidir. Bu tez çalışmasının hedefi belirlenen değişkenler arasındaki ilişkinin saptanmasıdır. Bu tez çalışmasının çalışma grubunu İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde çalışmakta olduğum özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim desteği gören özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynler oluşturmaktadır. Çalışmaya 25-55 yaş aralığında 208 anne ve baba dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Olumlu Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Bilişsel Davranışsal Kaçınma Ölçeği ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 26.0 ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Olumlu Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeğinin alt boyutu olan Olumsuz mükemmeliyetçilik puanı ile Bilişsel Davranışsal Kaçınma toplam puanı arasında kısa psikolojik sağlamlık puanının aracı rolü Sobel testi incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Bunun sonucunda ise, ebeveynlerin olumsuz mükemmeliyetçilikleri ile yaşantısal kaçınmaları arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracı rolü bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mükemmeliyetçilik, Özel Gereksinim, Bilişsel Davranışsal Kaçınma, Psikolojik Sağlamlık.Master Thesis İnhalasyon Tedavisi Alan Çocuklarda Emosyonel Tepkilerin Azaltılmasına Yönelik Yapay Zeka Destekli Animasyonun Etkisi(2025) Üstünel, Tuğçe Büşra; Günaydın, Ayfer Ekim; Demir, Burcu DedeoğluBu araştırmanın amacı, solunum sıkıntısı nedeniyle acil serviste inhalasyon tedavisi alan çocukların, emosyonel tepkilerinin azaltılmasına yönelik hazırlanan yapay zeka destekli animasyon videosunun etkinliğini değerlendirmektir. Randomize kontrollü deneysel tasarımdaki araştırmanın örneklem grubunu, 3-6 yaş arasında, solunum skıntısı nedeniyle acil servise gelen ve inhalasyon tedavisi alan 60 çocuk ve ebeveyni (30 girişim, 30 kontrol) oluşturmaktadır. Araştırma verileri, 'Kişisel Bilgi Formu', 'Çocuklarda Emosyonel Göstergeler Ölçeği', 'PedsQL Sağlık Bakımı Ebeveyn Memnuniyet Ölçeği' ve 'Fizyolojik Göstergeler Formu' aracılığıyla toplanmıştır. Acil serviste inhalasyon tedavisi öncesinde, çocuğa uygulamaya ilişkin bilgilendirme amaçlı yapay zeka destekli animasyon videosu izletilmiştir. Araştırmada, çocukların yaş ortalaması 4,53±2,8 [girişim grubu=4,55±0,89; kontrol grubu=4,58±0,98] yıldı. Emosyonel Göstergeler Ölçeği ortalama puanı girişim grubu çocuklarda 10,03 ±2,68 kontrol grubu çocuklarda 18,55±2,55 olarak saptanmış olup, sonuç istatistiksel olarak anlamlı farklı bulunmuştur. Fizyolojik parametrelerde, girişim grubu çocukların, nabız ve solunum sayısı kontrol gruba göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü. Girişim grubu çocukların ortalama inhalasyon süresi 61,83±11,17 dakika iken kontrol grubun ortalama inhalasyon süresi 85,51±13,31 dakika olarak saptandı ve bu sonuç istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermekteydi. Ayrıca, PedsQL Sağlık Bakımı Ebeveyn Memnuniyet Ölçeği alt boyut ve toplam ortalama puanları, girişim grubunda anlamlı yüksekti. Sonuç olarak, bilişsel gelişime uygun, yapay zeka destekli animasyon videosunun kullanımı, çocuğun inhalasyon tedavisine uyumunun arttırılmasında ve tedavi süresinin kısaltılmasında yenilikçi bir yaklaşım olabilir.Master Thesis Yetişkin Kadın Bireylerde Ayrışma Bireyleşme Düzeyi ve Yeme Bozukluğu İle Sıkıntıya Dayanma Kapasitesi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2024) Çolak, Ayşe Nur; Aybay, Leman ElifBu çalışmada, yetişkin kadın bireylerde ayrışma bireyleşme düzeyi, yeme bozukluğu ve sıkıntıya dayanma kapasitesi arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da ikamet eden 18 yaş üstü 400 kadından oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Ayrışma Bireyleşme Ölçeği, Yeme Bozukluğu Ölçeği ve Sıkıntıya Dayanma Ölçeği olmak üzere toplamda 4 bölümden oluşan bir anket formu kullanılmış ve 'Google Forms' ile katılımcılara ulaştırılmıştır. Verilerin analizlerin tamamı IBM SPSS 27 kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Demografik değişkenler açısından ölçeklerin ortalama puanlarındaki farklılıkları belirlemek için Bağımsız Gruplar t- testi ve ANOVA testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki düzeyini ve yönünü analiz etmek için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcılığını test etmek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Tüm bu istatistiksel analizler %95 güven aralığında gerçekleştirilmiş olup, anlamlılık düzeyi p < .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucuna göre; Ayrışma Bireyleşme ve Yeme Bozukluğu arasında negatif ilişki görülürken, Ayrışma Bireyleşme ile Sıkıntıya Dayanma arasında ise negatif korelasyonlar saptanmıştır. Bu durum bireyin ayrışma bireyleşme oranı yükseldikçe yeme bozukluğu yaşayabileceğini ve bu durumla ilişkili olarak sıkıntıya tahammül düzeyinin düşüklüğünü göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ayrışma, bireyleşme, yeme bozukluğu, sıkıntı, duyguMaster Thesis Ebeveynlerin Kendi Çocukluklarındaki Örselenme Yaşantıları İle 3-6 Yaş Arasındaki Çocuklarının Psikososyal Durumu Arasındaki İlişkide Evlilik Doyumunun Aracılık Rolü(2024) Korman, Yaren İlayda; Gürsoy, MustafaYürütülen bu çalışmada ebeveynlerin kendi çocukluklarında yaşadıkları örselenme yaşantıları ile 3-6 yaş arasındaki çocuklarının psikososyal durumu arasındaki ilişkide evlilik doyumunun aracılık rolü incelenmiştir. Araştırmanın katılımcıları 18 yaş üstü ve 3-6 yaş aralığında çocuğa sahip 182 ebeveynden oluşmaktadır. Çalışmada Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği, 3-6 Yaş Çocuklar İçin Psikososyal Durum Değerlendirme Ölçeği-Ebeveyn Formu, Evlilik Doyum Ölçeği kullanılmıştır. İlişkisel tarama modelinde yürütülen araştırmada toplanan veriler yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Aracılık analizi maksimum likelihood kestirim yöntemi ile ölçüm ve yapısal model testleri olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Hem ölçüm hem de yapısal modellerde kabul edilebilir düzeyde uyum iyilikleri elde edilmiştir. Analiz sonucunda ebeveynlerin çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile 3-6 yaş aralığındaki çocuklarının psikososyal durumları arasındaki ilişkide evlilik doyumunun aracılık etkisinin bulunduğu belirlenmiştir. Bulgular, olumsuz çocukluk deneyimlerinin çocukların psikososyal işlevleri üzerinde olumsuz etkisinin olduğunu ve ebeveynlerin evlilik doyumunun da bu ilişkide çocukların psikososyal durumlarına aracılık yaparak bu olumsuz etkiyi düşürdüğünü göstermektedir.Master Thesis Dijital Oyun Bağımlılığının Yetişkin Bireylerdeki Psikolojik Etkileri (Saldırganlık, Sosyal Anksiyete ve Agorafobi)(2024) Altın, Abdurrahman; Girgin, VolkanDijital oyun bağımlılığı, teknolojinin hızla yayılması ile küresel bir sorun haline gelmiştir. Bu bağımlılık dijital oyunların aşırı ve kontrolsüz bir şekilde oynanması sonucunda bireylerin günlük yaşamlarını etkileyen psikolojik bir durumdur. Dijital oyun bağımlılığının yaygınlaşması hem bireysel hem de toplumsal düzeyde çeşitli riskleri beraberinde getirmektedir. İlişkili literatür tarandığında bu bağımlılık türüne uygun çalışmaların genellikle genç ve ergenler üzerini yapıldığını görmek mümkün. Yetişkinler üzerine yapılmış dijital oyun bağımlılığı çalışmaları kısıtlıdır. Bu çalışma yetişkinler üzerine yapılmış olup dijital oyun bağımlılığının saldırganlık, sosyal anksiyete ve agorafobi ile ilişkilerini incelemektedir. Araştırmada ''Demografik Bilgi Formu'', ''Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği'', ''Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği'', ''Buss Perry Saldırganlık Ölçeği'' ve ''Agorafobi Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmaya 167'si erkek ve 216'sı kadın olmak üzere 383 yetişkin katılmıştır. Toplanan velinin analizi için Kruskel Wallis H Test, Mann Whitney U Test, Pearson Ki Kore Testi, Robust Regesyon Analizi, Spearman's Rho Korelasyon Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Shapiro-Wilk Testi ve Kolmogorof U Smirnov Testi uygulanmıştır. Veriler, BM SPSS 23 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda dijital oyun bağımlılığının günde ortalama oyun oynama süresi, cinsiyet ve medeni duruma göre anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Dijital oyun bağımlılığı ile saldırganlık, sosyal anksiyete, agorafobi, eğitim düzeyi ve sosyal ekonomik durum arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.Master Thesis Arap Bahar'ının Türk Dış Politikası Üzerine Etkileri: Tunus, Mısır, Suriye ve Libya Üzerine Bir Değerlendirme(2024) Ataç, Afra Sümeyye; Kelkitli, Fatma AslıArap Baharı, 2010 yılında Tunus'ta başlayarak hızla Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya yayılan bir dizi toplumsal hareket ve siyasi değişim dalgasıdır. Bu süreç, Türkiye'nin dış politikasında da önemli etkiler yaratmıştır. Bu çalışma, Arap Baharı'nın Türkiye'nin Tunus, Mısır, Suriye ve Libya ile olan ilişkileri üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye, Arap Baharı'nı başlangıçta demokrasi ve özgürlük arayışları olarak desteklemiş ve bu süreçte bölgesel liderlik rolünü pekiştirmeye çalışmıştır. Tunus'taki devrimle başlayan bu hareket, Türkiye tarafından olumlu karşılanmış ve demokratik geçiş sürecinde Tunus'a çeşitli şekillerde destek verilmiştir. Mısır'da Mübarek rejiminin devrilmesi ve ardından Mursi'nin iktidara gelmesi, Türkiye-Mısır ilişkilerinde bir yakınlaşmaya neden olmuş, ancak Mursi'nin 2013 yılında askeri darbeyle devrilmesi, ilişkilerin gerilmesine yol açmıştır. Suriye'de ise, Esad rejimine karşı başlayan halk ayaklanması, Türkiye'nin Suriye politikalarında köklü değişimlere neden olmuştur. Türkiye, Esad rejimine karşı muhalif grupları desteklemiş, ancak Suriye'deki iç savaşın uzaması ve mülteci krizi, Türkiye için ciddi güvenlik ve insani sorunlar yaratmıştır. Libya'da Kaddafi rejiminin sona ermesi ve sonrasında yaşanan kaos, Türkiye'nin Libya'ya yönelik politikalarını da etkilemiştir. Türkiye, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekleyerek, Libya'da istikrarın sağlanması ve Doğu Akdeniz'deki stratejik çıkarlarını koruma hedefiyle aktif bir rol oynamıştır. Arap Baharı, Türkiye'nin dış politikasında önemli değişikliklere neden olmuş, bölgesel istikrarı sağlama ve demokratikleşme çabaları ile stratejik çıkarlarını koruma arasında dengeli bir politika izleme gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma, Türkiye'nin Arap Baharı sürecindeki politikalarını ve bu politikaların sonuçlarını analiz ederek, Türk dış politikasının dönüşümünü ve bölgesel dinamiklerle etkileşimini değerlendirmektedir.

