Psikoloji Koleksiyonu / Psychology Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12294/57
Browse
Recent Submissions
Master Thesis Beyaz Yakalı Çalışanların Kendilerinde Algıladıkları Ego Durumu ile Yöneticilerinde Algıladıkları ve Bekledikleri Ego Durumları Bağdaşımının (Uyumunun) İş Doyumları ile İlişkisi(2017) Söylemez, Nerman; Tınaz, PınarBu araştırmada, beyaz yakalı çalışanların kendilerinde algıladıkları ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri ego durumları uyumunun iş doyumları ile ilişkisi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini, merkezi İstanbul'da bulunan ve üretim sektöründe yer alan firmalarda çalışan 298 beyaz yakalı çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada, Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu katılımcılara dağıtılarak doldurmaları sağlanmıştır. Toplanan veriler SPSS ve Microsoft Office Excel programları aracılığı ile kodlanmış, Ki Kare Uyum İyiliği testi ve Bağımsız Gruplar t Testi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; çalışanların kendilerinde algıladıkları, yöneticilerinde algıladıkları ve bekledikleri baskın ego durumlarının farklılık gösterdiği ve ego durumları arasında uyumsuzluk olduğu saptanmıştır. Çalışanların kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde algıladıkları baskın ego durumunun aynı ya da farklı olması iş doyum düzeyinde bir farklılık göstermez iken, kendilerinde algıladıkları baskın ego durumu ile yöneticilerinde bekledikleri baskın ego durumu aynı olanların diğerlerine kıyasla iş doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Beraberinde yöneticide algılanan baskın ego durumu ile onda beklenen baskın ego durumunun aynı olması halinde farklı olanlara kıyasla daha yüksek iş doyumuna rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Transaksiyonel Analiz, Ego Durumları, İş Doyumu.Master Thesis Kadınların Vajinismusla İlişkili Deneyimlerinin Nitel Yöntemle İncelenmesi(2018) Kamalı, Yasemin; Maçkalı, ZeynepBu araştırmada, vajinismus yaşayan kadınların deneyimlerini nasıl ifade ettikleri, bu durumu nasıl anlamlandırdıkları, kendilerini toplumda konumlandırış biçimleri, kendi içsel süreçlerinde,toplumda, yakın ilişkilerinde kadınsılık yatırımlarının nasıl gerçekleştiğini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Kadınların öznel deneyimlerinden yararlanılarak, bu deneyimleri anlamlandırma biçimleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, dört vajinismus tanısı almış katılımcı ile klinik ortamda görüşülmüştür. Görüşmeler öncesinde görüşme soruları ve görüşmecinin yetkinlik kazanması adına bir pilot görüşme yapılmıştır. Katılımcılarla yapılan görüşmeler ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve sonrasında yazıya dökülerek Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz edilen görüşme metinlerinde katılımcıların deneyimlerinden yola çıkılarak sekiz temel üst kategori oluşturulmuştur: 'Yakın ilişkiler, Kendine bakış,Toplumsal bakış, Çevreden gelen iletiler, Bedenle temas, O ana kadar her şey tamam, Çözümsüz değil, Travmatik deneyimler'. Her bir kategorinin alt kategorileri de oluşturularak deneyimler gruplanmıştır. Oluşturulan alt kategoriler ise; Yakın ilişkiler: 'Eş ile ilişki, Anne ile ilişki, Baba ile ilişki, Anne-Baba arasındaki ilişki'. Kendine bakış: 'Kadınlığın anlamı, Kadının görevi, Değersizlik-yetersizlik,Çelişkiler'. Toplumun etkisi: 'Anneden gelen iletim, Toplumda kadına bakış,Bekarete ilişkin atıflar'. Çevreden gelen iletiler: 'Kuşaktan kuşağa ilk gece, Nasıl yapamıyorsun?, Şunları dene, Alaylı cinsel eğitim'. Bedenle temas: 'Çocuk bedeninden yetişkin bedenine, Bedene ilişkin atıflar, Çıplaklık'. O ana kadar her şey tamam: 'Acı beklentisi, Bedensel tepkiler, Demek ki olabiliyor!' olarak kategorize edilmiştir. Aktarılan deneyimlerin analizi sonucunda, vajinismus yaşayan kadınların deneyimlerine ve bu deneyimlerini anlamlandırma sürecine etki eden birçok toplumsal öğenin ve mitlerin (kadının eşini memnun etmesi gerektiği, bekaretini evlenene kadar koruması gerektiği, kadının haz almaya hakkının olmaması, ilk geceye dair anlatılan olumsuz deneyimler v.b.) bir arada olduğu ortaya çıkmıştır.Buna ek olarak toplumda kadın olmak, cinsel ilişkide kadın olmak ve çevreden gelen iletiler sonucunda oluşturulan kadınsılık yatırımları, bedenleri ile ilişkileri olumsuz yönde etkilenmektedir. Eşleri/partnerleri ile ilişkileri ise çeşitlilik gösterirken(Olumlu eş ilişkisi/Olumsuz eş ilişkisi), olumlu eş ilişkisinin vajinismusun düzelme sürecine katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimler: Vajinismus, Nitel araştırma, Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz, Kadınlık, Kadınsılık, MitlerMaster Thesis Psikoloji ve Mühendislik Bölümlerinde Okuyan 3. ve 4. Sınıf Öğrencilerinin Anksiyete, Depresyon, Öznel İyi Oluş Düzeylerinin Karşılaştırılması(2018) Doğramacıoğlu, Gülden; Şahin, MuzafferÇalışmada psikoloji ve mühendislik bölümlerinde okuyan 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin anksiyete, depresyon ve öznel iyi oluş düzeyleri karşılaştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, gönüllülük esasına dayalı olarak 150 psikoloji bölümünde okuyan, 150 ise mühendislik bölümlerinde okuyan 300 öğrencinin katılımıyla yapılmıştır. Öğrencilere Demografik bilgi formu, Zung Depresyon Ölçeği (ZDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Öznel İyi Oluş Ölçeği (ÖIOÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 23.0 programı kullanılmıştır. Verilerin frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerlerine bakılmıştır. Zung Depresyon Ölçeğinin değerlendirme skalasına göre, çalışmaya katılan üniversite öğrencilerindeki depresyon puanlarının ortalamasının, ortalamanın biraz üstünde olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okudukları bölümlere göre ölçeklerden elde edilen puanlarının ortalamaları incelendiğinde; mühendislik bölümlerinde okuyan öğrencilerin BAÖ puanlarının ortalaması, psikoloji bölümünde okuyan öğrencilerin BAÖ puanlarının ortalamasından düşük olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okudukları bölümlere göre ölçeklerden elde edilen puanları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Öğrencilerin üçüncü ve dördüncü sınıfta olmalarına göre; ölçeklerden elde edilen puanlarının ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Psikoloji ve Mühendislik bölümlerinde okuyan öğrencilerin cinsiyetlerine göre ölçeklerden elde edilen puanlarının ortalamaları arasındaki fark incelendiğinde; kadın öğrencilerin BAÖ puanlarının ortalaması, erkek öğrencilerin BAÖ puanlarının ortalamasından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okudukları bölümler ayırt edilmeksizin cinsiyetlerine göre ölçeklerden elde edilen puanlarının ortalamaları arasındaki fark incelendiğinde; kadın öğrencilerin BAÖ puanlarının ortalaması, erkek öğrencilerin BAÖ puanlarının ortalamasından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Depresyon, Öznel İyi Oluş.Master Thesis Uzak ve Yakın Mesafe Romantik İlişkilerin İlişki İstikrarı, Gelecek Zaman Yönelimi ve Çatışma Çözüm Stilleri Açısından Karşılaştırılması(2023) Tekin, Yakup; Ateş, GizemBu araştırmada uzak ve yakın mesafe romantik ilişkileri ilişki istikrarı, gelecek zaman yönelimi ve çatışma çözüm stilleri açısından karşılaştırılmıştır. Bununla birlikte Kişisel Bilgi Formu ile birlikte elde edilen demografik özelliklerin araştırmanın temel değişkenleri ile olan ilişkisi de incelenmiştir. Ayrıca araştırmanın temel değişkenlerinin kendi aralarındaki ilişkileri de değerlendirilmiştir. Araştırmaya 258'i yakın mesafe 268'i uzak mesafe ilişkisi yaşayan toplam 526 katılımcı katılmıştır. Bu katılımcıların 420'si kadın 106'sı ise erkeklerden oluşmaktadır. Katılımcılara ilk olarak 'Bilgilendirilmiş Onam Formu' daha sonra sırası ile sosyo-demografik özellikleri belirlemek için 'Kişisel Bilgi Formu', katılımcıların ilişki istikrarını ölçmek için 'İlişki İstikrarı Ölçeği', katılımcıların ilişkilerine dair gelecek zaman yönelimlerini ölçmek amacıyla 'Romantik İlişkiler İçin Gelecek Zaman Yönelimi Ölçeği' ve çatışma çözüm stillerini belirlemek amacıyla 'Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği' uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS programı kullanılmış ve analizlerde bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA, ANOVA testinde elde edilen anlamlı sonuçların analizi için Tukey testi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde ilişki istikrarı alt boyutlarından olan ilişki doyumu alt-boyutunda yakın mesafe ilişkisi yaşayan bireylerin puanı uzak mesafe ilişkisi yaşayan bireylerin puanından anlamlı düzeyde yüksek olduğu (p<.05) sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, gelecek zaman yönelimleri açısından yakın ve uzak mesafe ilişkileri arasında anlamlı fark bulunamamıştır (p>.05). Bununla birlikte olumlu çatışma çözme stilinde uzak mesafe ilişkisi yaşayan bireylerin puanı yakın mesafe ilişkisi yaşayan bireylerin puanından anlamlı (p<.05) düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma değişkenlerinin demografik değişkenlerle olan ilişkisine bakıldığında Gelecek zaman yöneliminde her iki ilişki türünde de kadınların erkeklere nazaran gelecek zaman yönelimi puanları daha yüksek (p<.05) çıkmıştır. İlişki istikrarında ise yakın mesafe ilişkilerinde günlük iletişim süresinin 7 saat ve üstü olan katılımcıların daha az günlük iletişim kuran katılımcılara nazaran daha yüksek (p<.05) ilişki istikrarı puanları olduğu görülmüştür. Çatışma çözüm stillerinde ise yakın mesafe romantik ilişkilerinde olumlu çatışma çözme stilinde kadınlar erkeklerden daha yüksek puan (p<.05) elde etmiştir. Yakın ve uzak mesafe ilişkisi yaşayan bireylerde, ilişki istikrarına ait toplam puanların gelecek zaman yönelimi ile arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca her iki ilişki türünde de gelecek zaman yöneliminin bağımsız olarak ilişki istikrarın etkilediği (p<.05) çatışma çözüm stillerinin ise bağımsız olarak ilişki istikrarına etki etmediği (p>.05) sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis 13-18 Yaş Grubu Ergenlerdeki Ego Durumları İle Anne Babalarının Bilinç Düzeyleri ve Anne Baba Tutumlarının İlişkisi(2019) Çalışkan, Seden Durmuş; Özerk, HalisBu tez çalışmasının genel amacı 13-18 yaş grubu ergenlerin ego durumlarının, anne babalarının anne babalık bilinç düzeyleri ve çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumları ile ilişkisini ortaya koymaktadır. Bununla beraber bu ilişki durumunu katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey gibi çeşitli demografik değişkenleri bakımından incelemektir. Çalışmasının evrenini, Düzce ili ile Akçakoca, Cumayeri ve Çilimli ilçelerinde bulunan ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören 13-18 yaş grubu ergenler ve bu ergenlerin aileleri oluşturmaktadır. Örneklemi ise 130 anne baba ve 130, 13-18 yaş grubu ergen olmak üzere 260 kişiden oluşmaktadır. Örnekleme yöntemi kümeleme oransız random örneklemedir ve ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmaya katılan 13-18 yaş grubu 130 ergene kendilerinde algıladıkları özelliklerin işaretlenmesi istenerek, Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği (EDÖ) uygulanmıştır. Bu kişilerin ebeveynlerinden oluşan 130 kişiye de veri toplama araçları olarak geçerlik ve güvenirliğe sahip olan Anne Babalık Bilgi Testi (ABBT) ve Aile Hayatı Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI, Parental Attitude Research) uygulanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Demografik Bilgi Formu verilerek doldurulması sağlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 16.0 Windows paket programıyla ve Microsoft Office Excel programı kullanılarak analiz edilmiş olup Tek Yönlü Varyans Analizi, Bağımsız Guruplar T-testi, Regresyon Analizi, Ki Kare Uyum İyiliği (Goodnes of fit) ve analiz sonucu elde edilen değerin anlamlı çıkması durumunda ise Scheffe Post-hoc testlerinden yararlanılmış̧, tüm verilerin anlamlılık düzeyi p< 0.05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında, anne-babaların çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumlarının ve anne babalık bilinç düzeylerinin 13-18 yaş grubu ergenlerin kendilerinde algıladıkları ego durumuna göre anlamlı bir farklılaşma göstermediği bulunmuştur. Anne-babaların, çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumları ve anne babalık bilinç düzeyleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anne babaların çocuk yetiştirmeye ilişkin ana-babalık bilgi düzeylerinin kendi öğrenim durumlarına, çalışıp çalışmadıklarına, sahip oldukları çocuk sayılarına göre anlamlı fark olduğu görülmüştür. Ayrıca Anne babalık bilgi düzeyinin, ana-babaların PARI puanlarını anlamlı derecede yordadığı bulunmuştur. Sonuçlar alan yazındaki araştırmalarla ilişkilendirilerek tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne-Baba Tutumu, Anne-Babalık Bilinç Düzeyi, Ego DurumlarıMaster Thesis Farklı Cinsel Yönelimlerden Bireylerin Romantik Aşka İlişkin Söylemleri(2019) Yavuz, Pınar; Şah, UmutBu çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan farklı cinsel yönelimlerden bireylerin romantik aşkın anlamını güncel söylemlerde nasıl inşa ettiklerini ve bu inşayı oluştururken kullandıkları açıklayıcı repertuarların söylem analizi ile incelenmesidir. Aşk, çoğu insanın üzerinde rahatlıkla konuştuğu, deneyimlediği, temsillerine sık rastladığı konulardan biri olmasına karşın, aynı zamanda karmaşıklığı ve anlaşılmazlığı ile de ilgi çekmektedir. Bu çalışmada heteronormatif bakış açısının dışına çıkılarak sadece heteroseksüellerin değil tüm cinsel yönelimlerden bireylerin romantik aşka dair söylemleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını 21-43 yaş arası farklı cinsel yönelimlerden 15 kişi oluşturmaktadır. Her bir katılımcıyla bireysel olarak 15 ayrı görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiş ve yazılı olarak metine dönüştürülmüştür. Görüşme metinleri söylem analizi ile incelenmiştir. Analiz sonucunda; 'sevgiden farklı olarak aşk', 'referans alınan aşk', 'stratejiye dayanan aşk', 'bilinmezlikten beslenen aşk', 'bireyi etkileyen aşk', 'ihtiyaç olarak aşk' ve 'heteroseksüel olmayan aşk' olmak üzere yedi açıklayıcı repertuara ulaşılmıştır. Bulgulara genel olarak bakıldığında, romantik aşkın farklı alanlarda ve farklı söylemsel bağlamlarda yansımaları olduğu görülmektedir. 'Sevgiden farklı olarak aşk' repertuarı, aşkla ilgili söylemlere kaynaklık eden baskın repertuardır ve bu repertuarda aşk sevgiden ayrıştırılarak inşa edilmiştir. 'Stratejiye dayanan aşk' repertuarında 'maç, oyun, pazarlama' gibi stratejilerle, romantik ilişkilerin toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde inşa edilmekte olduğu bulgular arasındadır. 'Bilinmezlikten beslenen aşk' repertuarında aşkın, 'bilinmezlik ve 'keşfetme' üzerinden inşa edildiği görülmüştür. Çalışmaya katılan farklı cinsel yönelimlerden bireylerin söylemlerinde romantik aşka ilişkin belirli düzeyde ortaklaşılan bir anlam dünyası olmakla birlikte, 'heteroseksüel olmayan aşk' söylemi açısından durum farklılaşmaktadır. Eşcinsel katılımcıların, heteroseksüellerden farklı olarak, bu söylemle aşkı egemen heteronormatif kültürün içinden sıyrılarak inşa etmeye çalıştıkları görülmüştür. Sonuç olarak, romantik aşk, egemen kültürün ataerkil düzeni içinde, toplumsal cinsiyet normlarının, heteronormatif söylemlerin ve popüler kültürün pompaladığı aşk temsilleriyle ve öznel deneyimlerle yoğurulurken tek bir düzlemde onu tanımlamaya çalışmak mümkün görünmemektedir. Anahtar Kelimeler: Romantik aşk, kültür, söylem, cinsel yönelim, açıklayıcı repertuarlarMaster Thesis Sağlık Çalışanlarında Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Algılanan Sosyal Destek ve Stresle Başa Çıkma Stratejilerinin Tükenmişlik Düzeyini Yordayıcı Etkisi(2019) Çukay, Sebanur Sarısoy; Kaya, Alp GirayBu araştırmada sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyleri üzerinde erken dönem uyumsuz şemalar, algılanan sosyal destek ve stresle başa çıkma stratejilerinin yordayıcı etkisi araştırılmıştır. Araştırma İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan ve 19-64 yaşları arasında yer alan 226 sağlık çalışanı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 63 erkek, 163 kadın sağlık çalışanı gönüllü olarak katılım göstermiştir. Araştırma bulguları elde edilirken kişisel bilgi formu, Tükenmişlik Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 'den yararlanılmıştır. Veri analizinde SPSS 24 programı kullanılmıştır. Gerçekleştirilen korelasyon analizleri sonucunda; duygusal tükenmişlik ile sosyal izolasyon/güvensizlik şeması ve zedelenmiş otonomi şema alanı arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Zihinsel tükenmişlik ile sosyal izolasyon/güvensizlik şeması, kopukluk ve zedelenmiş otonomi şema alanları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Fiziksel tükenmişlik ile sosyal izolasyon/güvensizlik şeması arasında pozitif yönde orta ölçüde bir korelasyon vardır. Tükenmişlik ile kopukluk şema alanı, sosyal izolasyon/güvensizlik şeması ve zedelenmiş otonomi şema alanları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Sosyal destek aile alt boyutundan alınan destek ile duygusal yoksunluk şeması ve kopukluk şema alanı arasında negatif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Sosyal destek arkadaş alt boyutundan alınan destek ile duygusal yoksunluk, sosyal izolasyon/güvensizlik, terkedilme şemaları ve kopukluk şema alanı arasında negatif yönde orta düzeyde bir korelasyon vardır. Araştırmadaki değişkenlerin tükenmişlik üzerindeki yordayıcı etkisini ölçmek için hiyerarşik regresyon modeli uygulanmıştır. Analiz sonucunda tükenmişlik yordama oranının en yüksek olduğu değişken erken dönem uyumsuz şemalar olarak bulunmuştur. Erken dönem uyumsuz şemalardan ise en büyük yordayıcı negatif etkiye sahip olan yüksek standartlar ve bastırılmışlık şema alanı bulunmuştur. Yani yüksek standartlar ve bastırılmışlık şema alanı arttıkça tükenmişlik oranının azaldığı ifade edilebilmektedir.Master Thesis Bireylerin Yaşadıkları Yer, Ekonomik, Eğitim, Cinsiyet, Medeni Durumlarına Göre Yaşam Doyumları ve Depresyon Düzeylerinin Karşılaştırılması(2023) Usta, Pelin; Şahin, MuzafferBu araştırmada, bireylerin yaşadıkları yer, ekonomik durum, eğitim durumu, cinsiyet, medeni durumlarına göre yaşam doyumları ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. İstanbul İli Bakırköy İlçesi ile Hatay İli Samandağ İlçesinde yer alan insanlara yönelik anket uygulaması yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Bakırköy İlçesi ile Hatay İli Samandağ İlçesinde yaşayan 25-60 yaş arası, 750 kişi oluşturmaktadır. Yapılan korelasyon analizi neticesinde Yaşam Doyumu Ölçeği ile Burns Depresyon Ölçek puanı arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki saptanmıştır. Kadınların Burns Depresyon Ölçek puanları erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. 35-44 arası yaşlarda olanların Burns Depresyon Ölçek puanı, diğer tüm gruplara olanlara göre daha düşüktür. Ön lisans mezunu olanların Burns Depresyon Ölçek puanı lise ve üniversite mezunu olanlardan daha düşük olduğu belirlenmiştir. 4253 TL ya da altında hane geliri olanların Burns Depresyon Ölçek puanı, 4254-6000 TL, 10.001-20.000 TL ve 20.001 TL ve üstü geliri olanlardan daha yüksektir. 20.001 TL ve üstü hane geliri olanların Yaşam Doyumu Ölçek, diğer tüm gruplardan daha yüksektir. Evli olanların Burns Depresyon Ölçek puanları bekar ve Dul/Ayrılmış olanlardan daha düşüktür. Evli olanların Yaşam Doyumu Ölçek puanı, bekar ve Dul/Ayrılmış olanlardan daha yüksektir. Hatay'da ikamet edenlerin Burns Depresyon Ölçek puanları İstanbul'da ikamet edenlerden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kırsalda yaşayanların Burns Depresyon Ölçek puanları şehir merkezinde yaşayanlardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bir işte çalışanların Burns Depresyon Ölçek puanları çalışmayanlardan daha düşüktür. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, depresyon, kır, kent.Master Thesis Kadına Yönelik Şiddet Haberlerine İlişkin Medya Takip Alışkanlıklarının, Şiddet Tehdidi Değerlendirmesinin, Korku, Çaresizlik, Umutsuzluk, Talihsizlik Düzeyleri ve Benlik Algısının Depresyon Üzerindeki Rolleri(2022) Saçin, Hava; Kuzgun, Tubanur BayramBu araştırma kadına yönelik şiddet haberlerine maruz kalmaya ilişkin medya takip alışkanlıklarının, şiddet tehdidi değerlendirmesinin, korku, çaresizlik, umutsuzluk, talihsizlik düzeyleri ve benlik algısının depresyon üzerindeki rollerini incelemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre kurgulanan araştırmanın örneklemini gönüllü katılım sağlayan 18-65 yaş aralığındaki 310 kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini elde etmek için Demografik Bilgi Formu, Medya Takip Alışkanlıkları Formu, Devam Eden Şiddet Tehdidi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Korku ve Kontrol Duygusu Ölçeği, Spielberger'in Durumluk- Sürekli Kaygı Envanteri, Umutsuzluk Çaresizlik ve Talihsizlik Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, kadına yönelik şiddet haberlerine maruz kalma oranının yüksek oluşunun kadınlarda depresyon, talihsizlik, korku, sürekli ve durumluk kaygı düzeyini arttırdığı tespit edilmiştir. Kadınlarda benlik saygısı düzeyinin yüksek olmasının kadına yönelik devam eden şiddeti değerlendirme düzeyini düşürdüğü korku, çaresizlik ve talihsizlik düzeyinin yüksek olmasının ise kadına yönelik devam eden şiddeti değerlendirme düzeyini arttırdığı ortaya konmuştur.Master Thesis İçgüdümlü ve Dışgüdümlü Dindarlık ile Ölüm Kaygısı Arasındaki İlişki(2013) Mutlu, Emine; Özyeşil, ZümraAraştırmamızın genel amacı; İlahiyat Fakültesi'nde ve diğer bölümlerde okuyan üniversite öğrencilerinde dini eğilim ve ölüm kaygısı arasındaki ilişkiyi karşılaştırmalı olarak bazı değişkenler açısından incelemektir. Bu araştırmanın örneklemini 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul ilindeki üniversitelerde öğrenim görmekte olan 74'ü kız (%53) ve 66'sı erkek (%47) olmak üzere toplam 140 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın verilerinin toplanmasında Templer'ın (1970) Ölüm Kaygısı Ölçeği, Gorsuch ve Venable'ın (1983) Her Yaş İçin Uygun Dindarlık Eğilimi Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler, SPSS 20.0 paket programından analiz edilmiş ve araştırma verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği ve Bağımsız Örneklem t-test Metodu'ndan yararlanılmıştır. Bulgular, içgüdümlü dindarlık yönelimi ile ölüm kaygısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu yönündedir, r = -.57. Ancak Dışgüdümlü dindarlık yönelimi ile ölüm kaygısı arasında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Araştırma sonuçlarımıza göre kız ve erkek katılımcıların içgüdümlü dindarlık yönelimi alt ölçeğinden aldıkları ortalama puanlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır, r = .05. Ancak Erkek öğrencilerin dışgüdümlü dindarlık yönelimi alt ölçeğinden aldıkları ortalama puanlar, kız öğrencilerin dışgüdümlü dindarlık yönelimi alt ölçeğinden aldıkları ortalama puanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. Ayrıca kız ve erkek öğrencilerin Ölüm Kaygısı Ölçeği'nden aldıkları ortalama puanlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamaktadır.Master Thesis İşitme Engelli Ergenlerin Benlik Algıları ile Saldırganlık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2018) Köse, Zahide Kantemür; Yücel, DidemBu araştırmada işitme engelli ergenlerin benlik algıları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İstanbul İl Merkezi Fatih ilçesinde bulunan eğitim kurumları ve özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ergenlik dönemindeki 230 işitme engelli birey bu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı (Statistical Package for Social Sciences) kullanılarak analiz edilmiştir. Cinsiyet, eğitim, özel eğitime devam etme süresi, okul öncesi eğitim alıp almama durumu, ailenin aylık geliri, anne-baba birliktelik durumu, çocuk sayısı, anne baba öğrenim durumu, işitme kaybının nedeni, türü, derecesi, kullanılan işitme cihazı türü, işitme cihazı kullanım süresi araştırmanın değişkenleri arasında yer almaktadır. Bu değişkenler benlik kavramı ve agresyon ölçeği alt boyutları ile karşılaştırılmıştır. Söz konusu karşılaştırmalarda kullanılan uygun istatistiksel yöntemi belirlemek için benlik kavramı, fiziksel agresyon, sözel agresyon, öfke ve saldırganlık boyutunda yer alan verilerin dağılımının normal olup olmadığı Kolmogorov– Smirnov testi ile araştırılmış ve dağılımların normal olduğu görülmüştür. Araştırmanın nicel değişkenleri arasında ilişkileri saptamak amacıyla da Korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güvenle, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmada agresyon ölçeğine ait alt boyutların birbirleriyle korelasyonları incelendiğinde ise fiziksel agresyon ile sözel agresyon arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Buna göre fiziksel agresyon eğilimi arttıkça, sözel agresyon eğilimi de artmaktadır.Master Thesis Ergenlerin Mizah Tarzları ve Öz-anlayış Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2017) Çetin, Sevim; Deniz, Mehmet EnginBu çalışmada ergenlerin mizah tarzları ile öz-anlayış düzeylerinin anlamlı düzeyde anlamlı düzeyde yordanıp yordanmadığını ve ergenlerin cinsiyet, sınıf, yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yer, gelir durumu, kardeş sayısı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 öğretim yılı'nda Yıldız Teknik Üniversitesi'nde okuyan yaşları 17-21 arasında değişen farklı fakültelerden tesadüfi küme örnekleme yöntemi ile seçilen 174'ü (%67) kadın ve 84'ü (%33) erkek olmak üzere toplam 258 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada ''Kişisel Bilgi Formu'', Öz-anlayış düzeylerini ölçmek amacıyla Deniz, Sümer ve Kesici'nin 2008 yılında uyarladıkları ''Öz-Anlayış Ölçeği'' ve uyarlanması Yerlikaya tarafından 2003 yılında yapılan ''Mizah Tarzları Ölçeği'' uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS WINDOWS programıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde t testi, ANOVA, Tukey, regresyon analizinden faydalanılmıştır. Yapılan araştırma sonuçları incelendiğinde cinsiyet, sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Ergenlerin yaşadıkları yer bakımından incelendiğinde kendini yıkıcı, kendini geliştirici ve saldırgan mizah tarzlarının anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, katılımcı mizah tarzının ise anlamlı bir biçimde farklılaştığı bulunmuştur. Ortalama gelir düzeyine göre saldırgan ve kendini yıkıcı mizah tarzlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşma bulunamamışken, katılımcı ve kendini geliştirici mizah tarzlarında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Öz-anlayış düzeylerinde de anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Kardeş sayısına göre katılımcı mizah tarzında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Öz-anlayış düzeyleri incelendiğinde anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Öz-anlayış ile katılımcı mizah ve kendini geliştirici mizah tarzları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmışken, öz-anlayış ile kendini yıkıcı mizah tarzı arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Öz-anlayışın saldırgan mizah tarzı ile anlamlı bir ilişkisi olmadığı tespit edilmiştir.Master Thesis Lise Öğrencilerinin Akademik Erteleme Davranışı ile Benlik Saygıları ve Durumluluk Sürekli Kaygı Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2018) Akyol, Havvanur; Gölge, Zeynep BelmaBu araştırmada ilk olarak lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğinin ve farklı cinsiyete sahip lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin sınıf düzeyi ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak lise öğrencilerinde Durumluluk- Sürekli kaygı düzeylerinin ve Benlik saygıları düzeyinin akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Küçükçekmece ilçesindeki Anadolu ve Meslek liselerinin 9., 10. Ve 11. Sınıflarında öğrenim gören öğrencilerden tesadüfü örnekleme yöntemi ile seçilen 500 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak için Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen 'Akademik Erteleme Ölçeği ' (AEÖ), Durumluluk- Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI), Coppersmith Benlik Saygısı Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu uygulanmış, sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre, Akademik erteleme davranışı ile benlik saygısı ve durumluluk- sürekli kaygı düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca benlik saygısı ve durumluluk kaygı düzeyi akademik erteleme için anlamlı bir yordayıcı olurken sürekli kaygı düzeyinin anlamlı bir yordayıcı olmadığı sonucu elde edilmiştir. Akademik erteleme davranışı düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü, eğitim gördükleri bölüm, sınavlara ve derslere çalışma süresi durumu bağımsız değişkenlere göre anlamlı farklılık oluşturduğu, ekonomik durum, aile birlikteliği durumu bağımsız değişkenlere göre ise anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, yapılan araştırmalar ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.Master Thesis Üniversite Öğrencilerinde Alkol ve Madde Bağımlılığının Yordayıcısı Olarak Depresyon, Anksiyete ve Stres Faktörlerinin İncelenmesi(2016) Koyuncu, Şeyma Atıyye; Cömert, Itır TarıÜniversite öğrencilerinin alkol ve madde bağımlılıklarına yönelmesinde yordayıcı olarak depresyon, anksiyete ve stres gibi faktörlerin ilişkisini incelemeyi amaçlayan bu çalışmada İstanbul ilinde üniversite öğrenimlerine devam eden 313 genç (174 kadın, 139 erkek) örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmada, üniversite öğrencilerinin alkol ve madde bağımlılığı tanısı için BAPİ-T (Bağımlılık Profil İndeksi) tarama formu kullanılmıştır. Ayrıca depresyon, anksiyete, stres durumlarını tespit için DASÖ (Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi yapılarak bulgulara ulaşılmıştır. Bağımlılık tanısı konulan bireyler arasında en fazla oranda depresyona rastlandı. Ayrıca bağımlı olunan maddeyi kullanım sıklığını arttıran faktörün de depresyon olduğu tespit edildi. Bağımlı olunan maddeye karşı şiddetli isteği arttıran faktörün anksiyete olduğu bulundu. Bağımlılığa neden olan yaşamsal sorunların en önemli nedeni olarak stres tespit edildi. Sonuç olarak; bağımlılık için önemli bir etken olduğu düşünülen depresyon, anksiyete ve stres, bağımlılık önlenme ve rehabilitasyon hizmetlerinde dikkate alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Depresyon, Anksiyete, StresMaster Thesis Bankacılık Sektöründe Kişilik Özellikleri, Yöneticiye Güven ve Tükenmişlik İlişkilerinde Aracılık Rolleri(2016) Turgut, Halime Semra; Demiray, Çiğdem KoşeBu çalışmada banka çalışanlarının yöneticilerine karşı güven duygusunun kişilik özellikleri ve tükenmişlik ilişkisinde aracılık rolü ile tükenmişlik duygusunun kişilik özellikleri ve yöneticiye güven ilişkisindeki aracılık rolü araştırılmıştır. Kişilik dışa dönüklük, nevrotiklik, psikotiklik boyutlarda, yöneticiye güven duygusal ve bilişsel boyutlarda , tükenmişilik, duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarıda düşme hissi boyutlarıyla incelemiştir. Araştırmaya, özel bankaların İstanbul'da bulunan 175 aktif çalışanı katılmıştır. Katılımcıların 114 adedi kadın 61 adedi erkektir. Araştırmada demografik bilgi formu, Eysenck kişilik ölçeği, yöneticiye güven ölçeği, Maslack tükenmişlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kişilik özelliklerinin yöneticiye güven ile birlikte tükenmişlik üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Yöneticiye güvenin tükenmişlik ve kişilik özellikleri üzerinde zayıf bir aracılık rolünün varlığı ve tükenmişliğin yöneticiye güven ile kişilik özellikleri arasında kuvvetli bir aracılık rolü olduğu yapısal eşitlik modeli yöntemi ile analiz edilerek tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kişilik, yöneticiye güven, aracılık rolü, tükenmişlikMaster Thesis Özel Eğitim ve Kaynaştırma Sınıflarına Devam Eden Hafif Düzeyde Zihinsel Engelli Öğrenciler ile Normal Gelişim Gösteren Öğrencilerin Yalnızlık Düzeylerinin Karşılaştırılması(2017) Allahverdi, Hatice; Tınaz, PınarBu çalışmada ortaokul özel eğitim sınıflarına ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihin engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin cinsiyetinin, sınıf düzeylerinin, kardeş sayılarının, doğum sıralarının ve yakın arkadaş sayılarının yalnızlık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Eyüp ve Sarıyer İlçelerine bağlı resmi ortaokulların 5.,6.,7. ve 8. Sınıf düzeyindeki normal gelişim gösteren öğrenciler ile bu sınıflardaki okuma-yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış kaynaştırma öğrencileri ve okul bünyesindeki özel eğitim sınıflarındaki okuma yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya normal gelişim gösteren 90 öğrenci, özel eğitim sınıflarına devam eden 93 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci ile kaynaştırma sınıfına devam eden 89 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci olmak üzere toplam 272 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile ilgili veriler 'Çocuklar için Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği' (Kaya, 2005) ile toplanmıştır. Kişisel özelliklere (cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, doğum sırası ve yakın arkadaş sayısı) ilişkin verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeylerinin, özel eğitim sınıfı öğrencilerinden ve normal gelişim gösteren öğrencilerden yüksek olduğu görülmüştür. Özel eğitim sınıfı, kaynaştırma ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve doğum sırasına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Özel eğitim sınıfı öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonucunda, hiç kardeşi olmayan ve 5 ve daha fazla kardeşi olan öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin diğer kardeş sayılarına sahip öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaynaştırma öğrencilerinin ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Özel eğitim sınıfı öğrencileri ve kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucunda hiç yakın arkadaşı olmayan (kaynaştırma öğrencilerinde) ve 1 tane yakın arkadaşı (özel eğitim sınıflarında) olanların yalnızlık düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.Master Thesis Alopesi Areata Hastalarının Zihinselleştirme Yetilerinin Dil Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi(2017) Uncu, Şeyda; Özcan, CeylinBu çalışmada, Alopesi Areata tanısı almak dermatolojik hastaların zihinselleştirme yetilerinin psikanalitik yönelimli klinik gözlem ve görüşme ile değerlendirilmesi hedeflenerek nitel bir çalışma yapılmıştır. Çalışma teorik ve klinik bölümden oluşmaktadır. Yapılan literatür taramasında elde edilen bilgilere göre; zihinselleştirme yetisi psikosomatik hastalıklarda önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada deri ve zührevi hastalıklar arasında bulunan Alopesi Areata hastalarının zihinselleştirme yetileri psikoterapi aracılığı ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda ise nesne ilişkileri ile birlikte ruhsal yapılanmasına yönelik de bilgiler elde edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin yaş aralığı 18 ila 36 arasında olmakla birlikte 3 kadın katılımcı bulunmaktadır. Bu katılımcılarla her hafta haftada bir gün olmak üzere psikanalitik yönelimli seanslar planlanmıştır. Her biriyle seans sayısı farklılık göstermiştir. Yapılan seanslar Fransız psikosomatik okulu ve psikanalitik kurama göre değerlendrilerek analiz edilmiştir. Vakaların analizinden elde edilen bilgilere göre Alopesi areata hastalığını kendi öznelliği içerisinde farklı bir noktaya işaret etmesine rağmen kayıp etrafında belirdiğini görebilmek mümkün. Kayıp gerçek ve sembolik düzlemde yaşanmaktadır. Bu doğrultuda hastaların dil içerisinde var olamamaları, arzulayan özne olarak kendilerini konumlama zorlukları, zihinselleştirme yetilerinin sınırlı kaldığını düşündürmüştür. 4 ila 7 ay arasında değişen psikanalitik yönelimli klinik görüşmelerin bu hastalarda zihinselleştirme yetisini desteklediğini söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Alopesi areata, psikosomatik, zihinselleştirme, psikanalizMaster Thesis Duygu-Ruh Sağlığı İlişkisinde Yaratıcılığın ve Benlik Kavramı Belirginliğinin Aracı Rolü(2017) Gördük, Metin; Demiray, Çiğdem KoşeBu araştırmanın amacı DİYAY (Dil ile Yaşantı Arasında Bireyler Tarafından Algılanan Yarık) ile ruh sağlığı ilişkisinde yaratıcılığın ve benlik kavramı belirginliğinin aracılık rolü olup olmadığının, var ise ne yönde olduğunun incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ve Muğla'da bulunan bir vakıf ve bir de devlet üniversitesinde okuyan 175 kadın, 135 erkek toplam 310 öğrenci oluşturmaktadır. (DİYAY) ile yaratıcılık .19, anksiyete .49, depresyon .57, olumsuz benlik .49, somatizasyon .30, hostilite .41, ve aleksitimi .53 arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Diğer taraftan DİYAY ile benlik kavramı belirginliği .23 arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Yaratıcılık ile benlik kavramı belirginliği -.12 arasında negatif yönde; depresyon .12 ve aleksitimi .13 arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Yaratıcılığın çalışmanın diğer değişkenleri ile anlamlı ilişkiler göstermediği saptanmıştır. Benlik kavramı belirginliği ile anksiyete -.53, depresyon -.53, olumsuz benlik -.52, somatizasyon -.38, hostilite -.44 ve alakesitimi -.45 arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Benlik kavramı belirginliğinin DİYAY ile depresyon, anksiyete, aleksitimi, olumsuz benlik, hostilite ve somatizasyon arasındaki ilişkide aracılık rolü oynadığı bulunmuştur. Yaratıcılığın DİYAY – hostilite ilişkisinde aracılık rolü olduğu bulunmuştur.Master Thesis On İki Basamaklı Toplantılara Katılan Madde Bağımlılarında Çocukluk ve Ergenlik Çağı Travma Yaşantılarının İyileşme Sürecindeki Stresle Baş Etme Düzeyleri Üzerine Etkisi(2021) Akbaş, Evrim; Ögel, KülteginBu çalışmada 'Adsız Alkolikler' ve 'Adsız Narkotik' toplantılarına katılan alkol ve alkol dışı madde kullanım öyküsü olan bireylerdeki, çocukluk ve ergenlik çağı travma çocukluk çağı travmalarının iyileşme sürecinde stresle başa çıkma düzeyi üzerine bağımlılık şiddetinin aracı etkisi olup olmadığını saptamaktır. Bu çerçevede çocukluk çağı travmalarının bağımlılık şiddeti üzerinde etkisine ve stresle başa çıkma düzeyi üzerinde etkisine bakıldı. Bu çalışmayla hedeflenen madde bağımlılığı alanı ile ilgilenenlere, bağımlılığın iyileşme sürecindeki stres olgusunun geçmişe dönük çocukluk ve ergenlik çağı travma yaşantılarıyla ilişkilendirildiği bilimsel verilerle desteklenmiş kuramsal bir çerçeve sunmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda çalışmada veri toplama araçları olarak 'Bağımlılık Profil İndeksi', 'Çocukluk Çağı Travmalar Ölçeği' ve 'Stresle Başa Çıkma Ölçeği' kullanılmıştır. Çalışmaya toplam 81 kişi dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde çocukluk ve ergenlik çağı travma yaşantılarının iyileşme sürecinde stresle başa çıkma düzeyi üzerine bağımlılık şiddetinin alınan puanlar çerçevesinde beklenenden daha az aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır.Master Thesis Spor Bilimleri Fakültesinde Öğrenim Gören Öğrencilerin Problem Çözme Becerilerinin Psikolojik Dayanıklılık ve Benlik Saygısı ile İlişkisi(2019) Şarlı, Elvan; Kaya, Ferda ŞuleBu çalışma, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin problem çözme becerileri ile psikolojik dayanıklılıkları ve benlik saygıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. İlişkisel modele uygun olarak tasarlanan bu araştırmada, demografik özelliklerin lisans öğrencilerinin problem çözme becerileri, benlik saygıları ve psikolojik dayanıklılık durumları ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesi sonucunda; katılımcıların demografik özelliklerinin, cinsiyet konusunda 'erkek', sınıf düzeyi konusunda 'birinci sınıf', bölüm konusunda 'öğretmenlik', gelir düzeyi konusunda 'orta', ailenin ikamet yeri konusunda 'küçük şehir' gruplarında sıklıkla kümelendikleri ve bunların sonucunda da araştırmaya katılan lisans öğrencilerin psikolojik dayanıklılıklarının 'orta düzeyde', problem çözme becerilerinin 'orta düzeyde', benlik saygılarının da 'orta düzeyde' olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin psikolojik dayanıklılıkları cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri bölüme, sınıf düzeylerine, ailelerinin gelir düzeyine ve ailelerinin ikamet ettikleri yere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıntılı analiz ve sonuçlar çalışmanın ilgili yerlerinde verilmiştir.

