TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12294/1673

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 960
  • Article
    Postür Bozukluğu Olan Hastalarda Aletli Pilatesin Denge, Yorgunluk, Postür ve Yaşam Kalitesi Üzerine Etkileri
    (2025) Şener, Sanem; Kılınç, Ergün
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, postür bozukluğu olan bireylerde Aletli Pilates egzersizlerinin denge, yorgunluk, postür ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, fizyoterapist eşliğinde haftada iki kez aletli Pilates egzersizlerine katılan 30 gönüllü birey dahil edilmiştir. Egzersiz programı 10 hafta sürmüştür. Katılımcıların yaşam kaliteleri SF-36 formu ile, denge durumları Berg Denge Skalası ile, yorgunluk düzeyleri Yorgunluk Şiddeti Skalası (FSS) ile ve postürleri PostureScreen Mobile® uygulaması ile egzersiz öncesi ve sonrası değerlendirilmiştir. Bulgular: Aletli Pilates egzersizleri sonrasında katılımcıların denge değerlerinde ve yaşam kalitesinin tüm alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı artış gözlenmiştir (p<0.05). Yorgunluk düzeylerinde anlamlı bir azalma saptanmıştır (p<0.05). Postür analizinde, omuzun anterior değerlendirmesi hariç tüm parametrelerde anlamlı iyileşme elde edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Haftada iki gün uygulanan aletli Pilates egzersizlerinin, postür bozukluğu olan bireylerde denge, yorgunluk, postür ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir.
  • Article
    Endüstride Bulut Bilişim Tabanlı Kestirimci Bakım ve Denetimsiz Titreşim Analizi Uygulaması
    (2025) Öztürk, Emin; Ovacikli, Aziz Kubilay
    Kestirimci bakım, endüstriyel üretim sürecindeki gelişmeler sonucunda ortaya çıkan bir bakım stratejisidir. Bu çalışmada beyaz kağıt üreten bir fabrikada 3000 devir/dk. dönen vakum fanları üzerinde uygulanan otonom kestirimci bakım yaklaşımları ele alınmıştır. Çalışmada üç eksende titreşim verisi toplayan kablosuz ivme sensörü kullanılarak balanssızlık ve rulman arızası belirlemek hedeflenmiştir. İvme sensörlerinden toplanan veriler nesnelerin interneti teknolojilerinden yararlanılarak bulut ortamına gönderilmiştir. Bulut ortamına aktarılan veriler crest factor, skewness, kurtosis gibi ham veri analizi için istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiş, bu değerlendirme enerji analizi ve denetimsiz öğrenme üzerinden rulman analizleri ile desteklenmiştir. Elde edilen sonuçlar kullanıcılar ile paylaşılan web arayüzünde görselleştirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda balanssızlık ve rulman arızaları başarılı bir şekilde tespit edilmiştir.
  • Article
    Doğal Renklendiriciler İçeren Mor Peynirlerin Kalite ve Duyusal Özelliklerinin İncelenmesi
    (2025) Hastaoglu, Emre; Yalçınçıray, Özlem; İlhan, Beyza Nur
    Başta beyaz peynir olmak üzere yoğun bir şekilde tüketilen peynir çeşitlerinde renkli peynir çeşitlerine rastlanılmamaktadır. Bu doğrultuda mor renkli gıdaların toz formları ile beyaz peynirin yapılabilirliği araştırılmıştır. Bu çalışmada, mor renkte iki farklı meyve (mor havuç, yaban mersini) çeşidinin toz formu peynir yapımında kullanılmıştır. Mor gıda tozlarının oranları değiştirilerek yedi çeşit peynir (5-10-15 gram/1 L süt), geleneksel beyaz peynir üretim tekniği kullanılarak üretilmiştir. Üretilen peynirlerin bazı kimyasal analizlerin yanı sıra tekstür ve duyusal analizleri de değerlendirilmiştir. Deneysel peynir örneklerinin çok kriterli karar verme tekniği ile duyusal özellikleri incelenmiş ve en beğenilen üç örnek sırasıyla kontrol örneği, 10 g yaban mersini içeren peynir örneği ve 15 g mor havuç içeren peynir örneği olmuştur. Peynir örneklerinin toplam fenolik madde içeriği yaban mersini ve mor havuç tozu oranı arttıkça artmış ve kontrol örneğine kıyasla zengin bir polifenol profilinin bulunduğu görülmüştür. Bu özellikleri ile deneysel peynir örnekleri fonksiyonel bir nitelik kazandığı söylenebilir. Ayrıca bu çalışmayla panelistlerin mor renkli gıdaları tüketmeye karşı ilgili oldukları ve farklı renkte olan gıdaları tüketmeye karşı ön yargılı yaklaşmadıkları belirlenmiştir.
  • Article
    Automated MRI-Based Volumetric Analysis of Basal Nuclei in Parkinson's Disease: Comparing MRICloud and IBASPM Methods
    (2025) Acer, Niyazi; Özkaynak, Sehür Sibel; Öz, Nuriye; Şenol, Utku; Süzen, Bikem; Karakoyun, Zeynep Nisa
    Parkinson's disease (PD) is associated with characteristic structural changes in basal nuclei, most notably the substantia nigra. While manual segmentation remains the reference standard for volumetric analysis, automated tools offer greater scalability and efficiency. To compare the volumetric measurements of basal nuclei between Parkinson’s disease patients and healthy controls using two fully automated segmentation methods—MRICloud and IBASPM. In this retrospective study, 43 PD patients and 45 control participants underwent high-resolution MRI. Volumetric analyses of the caudate nucleus, putamen, globus pallidus, and substantia nigra were conducted using MRICloud and IBASPM. MRICloud identified significantly increased caudate nucleus volumes in PD patients compared to controls. IBASPM showed no significant volumetric differences. Substantia nigra volumes did not differ significantly between groups. Weak inter-method correlations were observed. Automated segmentation tools produce divergent results in basal nuclei volumetry. MRICloud may detect subtle changes in PD more sensitively than IBASPM. Methodological differences must be considered when interpreting automated neuroimaging data.
  • Article
    Seramik Atıklarının Sürdürülebilir Harç Üretiminde Kullanım Olanaklarının İncelenmesi
    (2025) Karaca, Ülger Bulut; Esra, Toptaş
    Bu çalışmanın amacı; seramik sağlık gereçleri üretiminde ortaya çıkan ve yeniden üretim sürecine dahil edilemeyen sırlı seramik atıklarının değerlendirilerek sürdürülebilir yapı malzemelerine dönüştürülme olanaklarının araştırılmasıdır. Seramik atıklarının puzolan ve ince agrega olarak kullanılması olanaklarının incelenmesi için farklı matrislerde harçlar oluşturulmuştur. Taze harçlarda yayılma tablası deneyi gerçekleştirilmiş; harçlarla hazırlanan 7 günlük numunelerin birim hacim ağırlığı, özgül ağırlığı ve ultrases geçiş hızı ölçülmüştür. Ardından numunelere çekme dayanımı ve basınç dayanımı deneyleri uygulanmıştır. Seramik atığının metakaolin ile kullanıldığı ve NaOH ile Na₂SiO₃ aktivatörlerinin uygulandığı harç matrisleri, en yüksek mekanik dayanımları göstermiştir. Fiziksel ölçümler değerlendirildiğinde ise bu harç matrislerinde NaOH katkılı numunenin boşluksuz; Na₂SiO₃ ile hazırlanan numunenin ise boşluklu iç yapıya sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Yapı bloğu ve yapı harcı için gerekli mekanik mukavemeti sağlamaktadır. Gelecek çalışmalarda, bu çalışma kapsamında üretilen harç matrislerinin farklı koşullarda kürlenmeleri sonucunda elde edilecek performans özelliklerinin incelenmesi yararlı olacaktır.
  • Article
    Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Kapsamında Türkiye’nin Karbon Emisyonu ve Ekolojik Ayak İzi Tahmini
    (2025) Hamidy, Sakhi Mohammad; Zenginoğlu, Ayça; Karamancıoğlu, Hilal
    Bu çalışma, Türkiye’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasını desteklemek amacıyla CO2 emisyonları ve ekolojik ayak izini tahmin etmeye odaklanmıştır. Yenilenebilir enerji tüketimi, fosil yakıt kullanımı, nüfus artışı, ormansızlaşma, dış ticaret ve gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) gibi çevresel değişkenler analiz edilmiştir. Girdi değişkenlerinin tahmininde yapay sinir ağları (YSA) kullanılmış, çıktıların tahmininde ise zaman serisi analiz yöntemlerine başvurulmuştur. Yenilenebilir enerji tüketimi ve nüfus için üssel düzgünleştirme, ormansızlaşma için ARIMA benzeri modeller, fosil yakıt tüketimi, dış ticaret ve GSYH için ise hareketli ortalama yöntemleri en iyi sonuçları vermiştir. Elde edilen bulgular, yenilenebilir enerji kullanımının artırılmasının CO2 emisyonlarını düşürdüğünü ve enerji verimliliği politikalarının sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynadığını göstermektedir.
  • Article
    Deepdent ile Türkiye'de Fındık Piyasasının Tahmini: Derin Öğrenmeye Dayalı Bir Yaklaşım
    (2025) Güler, Ferdi; Topşir, Aysel
    Bu çalışma, Türkiye’nin fındık sektöründe uzun dönemli eğilimleri ve geleceğe yönelik tahminleri incelemektedir. 1961–2023 dönemine ait üretim, hasat alanı ve verim yıllık verileri kullanılarak 2024–2028 dönemi için tahminler, DeepDenT yapay sinir ağı modeli aracılığıyla üretilmiştir. Model, her bir değişkenin zamansal dinamiklerine özgü uyarlanmış bir yaklaşım benimseyerek, istatistiksel olarak optimize edilmiş gecikme seçimleriyle oluşturulan zaman serisi yapıları üzerinde eğitilmiştir. Bulgulara göre üretim miktarında ve hasat alanında artış öngörülürken, hektar başına verimde düşüş beklenmektedir. Bu durum, girdilerin daha verimli kullanımına ve teknolojik olarak uyarlanmış tarımsal uygulamalara yönelik bir dönüşüme işaret etmektedir. Modelin performansı Ortalama Kareler Kök Hata Katsayısı (OKKHK) ve Ortalama Mutlak Yüzde Hata (OMYH) gibi hata ölçütleriyle değerlendirilmiştir. En doğru tahminlerin hasat alanı için elde edildiği görülmüştür. Verim tahminleri orta düzeyde doğruluk göstermiş, üretim tahminleri ise daha yüksek değişkenlik sergilemiş ve bu alanda modelin daha fazla iyileştirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Değişkenler arasındaki olası bağımlılıkları incelemek amacıyla lineer Granger nedensellik testi uygulanmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir lineer ilişki bulunmamıştır. Bu sonuç, her bir göstergenin bağımsız olarak tahmin edilmesinin uygunluğunu desteklemektedir. Çalışmadan elde edilen bulgular, üreticilerin, araştırmacıların ve politika yapıcıların Türkiye’de fındık üretim sistemlerinin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini artırmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
  • Article
    Koruyucu Aile Uygulamaları Hakkında Kadın Görüşlerinin Kuşaklar Temelinde İncelenmesi: Nitel Bir Çalışma
    (2025) Küçükbükücü, Ruşen Ayata; Yaşa, Uzay Geysu
    Koruyucu aileliğe ilişkin algılar, kuşaklara özgü değerler, bilgiye erişim biçimleri ve bakım anlayışları doğrultusunda farklılaşmaktadır. Bu çalışma Baby Boomer, X, Y ve Z kuşaklarındaki kadınların koruyucu aileliğe ilişkin tanımlarını, başvuru algılarını, motivasyon ve çekincelerini karşılaştırmalı olarak incelenmesini amaçlamaktadır. Nitel durum çalışması deseninde, her kuşaktan üç kadınla (n=12) yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Bulgular, koruyucu aileliğin kuşaklara göre farklı çerçevelendiğini ve evlat edinme ile sık karıştırıldığını göstermektedir. Yaşlı kuşaklarda ahlaki sorumluluk ve maneviyat, genç kuşaklarda kurumsal süreçler ve psikososyal riskler öne çıkmıştır. Sonuçlar, kuşak ve bilgiye erişim farklarını gözeten standardize bilgilendirme ve destek politikalarına işaret etmektedir.
  • Article
    Nonspesifik Kronik Boyun Ağrılı Hastalarda Mulligan Mobilizasyon Tekniği ve Kinezyolojik Bantlamanın Ağrı ve Kinezyofobi Üzerine Akut Etkisi: Prospektif Randomize Kontrollü Çalışma
    (2024) Erçalık, Cem; Kara, Sevde Betul
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, Non-spesifik Kronik Boyun Ağrılı (NKBA) hastalarda Mulligan Mobilizasyon Tekniğinin (MMT) ve Kinezyolojik Bantlamanın (KB) ağrı ve kinezyofobi üzerine akut etkisini araştırmaktır. Yöntem: Non-spesifik kronik boyun ağrısı tanılı, 18-65 yaş aralığındaki 66 gönüllü hasta, 3 gruba ayrıldı. 1. gruba MMT ve KB, 2. gruba MMT ve plasebo KB, 3. gruba plasebo KB uygulandı. Hastaların uygulama öncesi ve sonrası ağrı düzeyi (boyun fleksiyonda ve boyun ekstansiyonda) Sayısal Değerlendirme Skalasıyla (NRS), hareket korkusu ise Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ile değerlendirildi. Bulgular: Grup içi yapılan değerlendirmelerde ağrı düzeyleri grup 1 ve grup 2’de istatistiksel olarak anlamlı azalma gösterirken (p<0,05) grup 3’te klinik olarak anlamlı bir değişim saptandı (p>0,05). Uygulama sonrası gruplar arası değerlendirmelerde grup 1 ve grup 2 ağrı düzeyi skorları arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,05). Uygulama sonrası hiçbir grupta kinezyofobi düzeylerinde anlamlı bir değişim elde edilmezken (p>0,05) gruplar arası incelemelerde istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada non-spesifik kronik boyun ağrılı hastalarda, mulligan mobilizasyon tekniğinin ve kinezyolojik bantlamanın olumlu etki sağladığı gösterilmiştir. Araştırma sonucunda, MMT tek veya KB ile uygulandığında boyun fleksiyon ve ektansiyon ağrısında olumlu akut etki sağlarken kinezyofobi üzerinde akut etki sağlamamıştır.
  • Article
    A Novel Hybrid Regression Model for Banking Loss Estimation
    (2024) Atas, Pinar Karadayi
    Bankacılık sektöründeki finansal risklerin erken dönemde belirlenmesine yönelik kritik ihtiyaç göz önüne alındığında, bu çalışma, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki banka başarısızlıklarını tahmin etmek için FDIC veri tabanındaki tarihsel finansal oranları kullanan yeni bir yaklaşım sunmaktadır. Potansiyel kayıpların tahmini önemlidir. Bu çalışmada banka iflasları bağlamında zarar tahminine yönelik yeni bir hibrit yaklaşım sunuyoruz. Tahmin doğruluğunu artırmak için ElasticNet regresyon ve ilgili veri çıkarma teknikleri önerdiğimiz yöntemde birleştirilmiştir. Önerilen hibrit yaklaşımın performansı kapsamlı deneyler yapılarak geleneksel regresyon tekniklerine göre değerlendirilmiştir. 0,001'lik son derece düşük Ortalama Kare Hatası (MSE), 0,98'lik oldukça yüksek R-kare değeri ve 0,95'lik açıklanan varyans skoru ile önerdiğimiz model mevcut metodolojilere kıyasla üstün performans sergilemektedir. Yöntemimizin doğruluğu 1200 birimlik ortalama mutlak hata (MAE) ile gösterilmektedir. Sonuçlarımız, üstün tahmin yetenekleri ve daha doğru kayıp tahminleri sunan, bankacılık ve finans alanında zarar tahminini dönüştürmeye yönelik hibrit yaklaşımımızın potansiyelini vurgulamaktadır.
  • Article
    Pandemi Dönemindeki İnfodemik İçeriklerin Bireylerin Haber Okuma Deneyimi Üzerindeki Etkisi
    (2022) Yeniceler, İrem
    Dijitalleşmeyle birlikte internet üzerinde birçok bilginin dolaşıma girmesi durumu ortaya çıkmıştır. Var olan bu bilgi çeşitliliği bireylerin doğru ve yanlış kavramlarına yüklediği anlamlar arasındaki farkı silikleştirmiştir. Öyle ki internette daha önceden doğru kabul edilen bilgilerin yanlış olduğu gösterilmiş ya da doğruluğuna inanılmayan bilgiler ispatlanmıştır. Bilginin doğru ya da yanlış olarak sıfatlandırılmasının yanı sıra sayı olarak çokluğunu belirtmek noktasında birtakım kavramlar ön plana çıkmıştır. Buna örnek olarak özellikle pandemi döneminde halkı bilinçlendirmek ve var olan hastalık ortamını anlamak amacıyla ortaya çıkan haberlerin, infodemi olarak tanımı yapılabilecek düzeyde artış göstermesi verilebilmektedir. Sözü edilen infodemi kavramı doğru olmayan bilginin büyük bir hızla yayılarak artış gösterdiği bir ortamı işaret etmektedir. Bu çalışmada da özellikle pandemi döneminin bir infodemi olarak ilan edilmesine paralel olarak bu dönem içinde yayılan içeriklerin bireylerin haber okuma deneyimini nasıl etkilediği nitel araştırma yöntemi olan odak grup yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Araştırma neticesinde bu dönemde birçok bireyin doğru sanıp sonrasında yanlış olduğunu öğrendiği haberlerin var olduğu, haber sayısının artış göstermesiyle birlikte bireylerin haber okuma eyleminden uzaklaştığı, birçoğunun haberi sonradan okumak üzere ertelediği görülmüştür.
  • Article
    Göz Hareketlerine Dayalı Beyin Bilgisayar Arayüzü Tasarımı
    (2020) Duru, Adil Deniz; Bayat, Oguz; Duru, Dilek Göksel; Koç, Engin
    Modern teknoloji ile birlikte insanların göz hareketlerini inceleyerek uyaranlara karşı vermiş oldukları tepkiler takip edilebilir hale gelmiştir. Bu takip yöntemlerden biri de Göz İzleme (Eye-Tracking) tekniğidir. Bu teknikteki gelişmeler sayesinde araştırmacılar, sağlık, savaş sanayi, sivil havacılık, web tasarımı, dijital medya vb. birçok alanda hayatı daha kolay hale getirilebilecek sistemler hakkında çalışmalar yapabilmektedir. Bu çalışma kapsamında, göz izleme teknolojisinin temel özelliklerinden faydalanılarak beyin bilgisayar arayüzü (BBA) uygulaması geliştirilmiştir. Katılımcıların göz sabitlenme bilgisi, tarafımızca hazırlanan deneysel paradigma yazılımları bünyesinde göz-izleme cihazı ile ölçülerek, kişilerden verilen ödevlerigerçekleştirmeleri istenmiştir. Bu kapsamda iki farklı uyaran yazılımı üretilmiştir. Birinci yazılımda, kişilerin ekranda çeşitli bölgelerde görülen butonlara odaklanarak, gözlerinin sabitlenmesi ile butonlara basmaları sağlanmıştır. İkinci yazılımda ise,katılımcının harflere odaklanması istenerek, kelimeler ve cümleleri yazdırmayı sağlayan sanal bir klavye uygulaması geliştirilmiştir. Ayrıca göz fiksasyonları ısı haritası ile görselleştirilmiştir. Tüm aşamalarda kullanılan yazılım ve analiz tarafımızca geliştirilmiştir. Sonuç olarak, hareket etmeden göz hareketleri ile bildirim yapmayı sağlayan hibrid bir sistem geliştirilmiştir. Göz hareketlerine dayalı önerilen BBA sistemi test edilmiş ve yüksek komut/dakika sonuçlarına ulaşılmıştır. Deneysel bulgular önerilen hibrid BBA’nın güçlü ve öne çıkacak bir teknoloji olduğunu göstermektedir.
  • Article
    Grafik Tasarım Programı Öğrencilerinin Ders Başarı Düzeylerinin Mezun Oldukları Liselere Göre Değerlendirilmesi
    (2018) Ayçe, Mehmet Taragay; Sevindik, Orhan
    Bu çalışmada meslek yüksekokulu Grafik Tasarım programı öğrencilerinin bölüm derslerindeki başarı düzeyleri, mezun oldukları lise türleri göz önüne alınarak incelenmiştir. Çalışma, İstanbul Arel Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Grafik Tasarım programı öğrencileri temel alınarak yapılmıştır. Yöntem olarak öğrenciler, mezun oldukları liselere göre gruplandırılmış ve üniversite eğitimlerinde seçilen derslere göre başarı durumları incelenmiştir. Veriler, çeşitli istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Grafik Tasarım programındaki dersler incelendiğinde mezun olunan derslere göre başarı düzeylerinin değişkenlik gösterdiği görülmüştür.
  • Article
    Mekanda Umut ve Hayal Gücüyle Normatif bir Model
    (2025) Bengü, Devran
    Günümüzde mekânsal tasarım, yalnızca fiziksel çevre düzenlemesi olmaktan çıkarak, toplumsal ilişkilerin ve kolektif değerlerin yeniden örgütlendiği karmaşık bir alan haline gelmiştir. Mevcut literatürde demokratik tasarım genellikle katılım ve yönetişim süreçleriyle sınırlı kalmakta, yaratıcı ve eylemsel kapasitesi yeterince ele alınmamaktadır. Bu çalışma, söz konusu kısıtlılığı aşmayı hedefleyerek, demokratik mekânsal tasarımı \"radikal hayal gücü\" ve \"dönüştürücü umut\" kavramları aracılığıyla yeniden düşünmekte ve çok katmanlı normatif bir model önermektedir. Makale, mekân kuramı, planlama teorisi ve eleştirel pedagoji literatürlerini sentezleyerek özgün bir kuramsal çerçeve sunar. Çalışmanın temelinde, mevcut sosyo-mekânsal düzenin sınırlarını aşarak alternatifleri tahayyül etmeyi sağlayan radikal hayal gücü ve bu tahayyülleri kolektif eyleme dönüştüren dönüştürücü umut kavramları yer alır. Bu kavramlara dayanarak, katılımcılık, dayanışma, sürdürülebilirlik/erişilebilirlik ve müşterek üretkenlik olmak üzere dört temel demokratik mekânsal tasarım normu yapılandırılmıştır. Makale, bu normların yalnızca ilkesel düzeyde kalmayıp, kavramsal araçlarla nasıl bütünleşik çalıştığını ve mekânsal pratiklerde gözlemlenebilir göstergelere nasıl dönüştüğünü sistematik olarak analiz eder. Geliştirilen model, normların birbirini tamamlayıcı işleyişini kuramsal tutarlılıkla birleştirir, radikal hayal gücü ve dönüştürücü umudu eşzamanlı olarak modele entegre eder ve ampirik araştırmalarla test edilebilir bir yapı sunar. Bu yönüyle çalışma, demokratik mekânsal tasarımın yaratıcı, eylemsel ve dönüştürücü potansiyelini vurgulayarak, literatüre önemli bir katkı sağlamaktadır.
  • Other
    Gevherî’nin Bilinmeyen İki Şiiri ve Bilinen Altı Şiirindeki Farklılıklar
    (2025) Görgülüer, Gizem; Yağcıoğlu, Songül Aydın
    Yapılan çalışmada, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesinde 36518 numara ile kayıtlı şiir mecmuasında Gevherî’ye atfedilen şiirler, şairin Şükrü Elçin tarafından hazırlanan Divan’ındaki şiirlerle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Mecmuada “Gevherî” mahlaslı sekiz şiir bulunmaktadır. Yapılan araştırma sonucu bu şiirlerden ikisinin şairin Divan’ında bulunmadığı, altı şiirin ise dörtlük, mısra ve kelime bazında Divan’daki şiirlerinden farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Mecmuadaki bu şiirlerde başlık biçiminde “Gevherî” yazıyor olması, mahlasın bulunması ve yine bu sekiz şiirden altısının şairin Divan’ında yer alması, bilinmeyen iki şiirin de Gevherî’ye ait olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılan bu çalışmada Gevherî’ye ait olduğu tespit edilen bu iki şiir ile farklılık gösteren altı şiir transkribe edilmiş ve şairin Divan’ında bulunmayan iki şiir tematik bakımdan ve şekil bakımından ayrıca değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda şiirlerin tıpkıbasımı verilmiştir.
  • Article
    Observation of J/Ψ → Γηπ0
    (2022) Guzel, Serda
    Mrs. Dalloway (1992) romanı ölüm, bireyin kendini yetersiz ve anlamsız hissetmesi ile travmanın yarattığı ruhsal sorunların insan hayatında ne gibi sonuçlar doğurduğuna odaklanmaktadır. Roman Mrs. Dalloway’ın verdiği parti hazırlıklarıyla başlar. Romanın başlarında iki önemli olgu göze çarpmaktadır ve bu kavramlar parti kavramı ve savaş algısıdır. Parti kavramı sıradan hayatın sıradan, mutluluk hallerini temsil etmektedir. 1. Dünya Savaşından sonra oluşan travmaların insan hayatına etkilerini romanda görmekteyiz. Septimus Smith karakteri savaş mağduru olarak tasvir edilmektedir ve bu bağlamda ölümü, hayattan kopuşu çağrıştırmaktadır. Parti, savaş, ölüm, mutluluk kavramları romanın dilbilimsel dizgisinde iç içe geçmiştir ve bu zıt kavramlar olarak adlandıracağımız kelimeler romanın manik depresif dil inşasını ve anlamını yaratmaktadır. Karakterlerin iç dünyalarında yaşadığı yolculuklar bilinç akımı tekniği kullanılarak yansıltılmıştır. Buna bağlı olarak bipolar bozukluğun, depresyonun, manik depresif hastalıkların romanda dilsel davranışlarla nasıl yansıtıldığı bu makalenin amaçlarından biridir. Çalışma nitel bir çalışmadır, metin analizi ve söylem analizi makalede kullanılan yöntemlerdir. Okuyucu olarak, Clarissa Dalloway ve Septimus karakterlerinin ruhsal hastalıkları ve sancılarını karakterlerin iç monologlarında ve diyaloglarında görmekteyiz. Bu çalışmada, yazarın dilbilimsel davranışları sözcük ve cümle bağlamında incelenerek romanda inşa edilen manik depresif dil olgusu araştırılacaktır. Yürütülen araştırma sonucunda ulaşılan bulgulardan birisi, ataerkil toplum ve düzen, aynı bağlamda uzantısı olan militarist ideoloji ve söylem romandaki karakterlerin travmatik hayat yaşamasına neden olan durumlardır.
  • Article
    Mekânsallık, fenomenoloji ve demokrasi: Kapsayıcı tasarımı yeniden düşünmek
    (2025) Bengü, Devran
    Bu çalışma, demokratik mekân tasarımına fenomenolojik bir yaklaşım benimseyerek, mekânın yalnızca deneyimlenen bir alan olarak değil, aynı zamanda mekânsallığın çok boyutlu dinamikleri aracılığıyla da anlaşılması gerektiğini öne sürmektedir. Bu bağlamda mekânsallık, bireyler ve topluluklar tarafından şekillendirilen aidiyet, sosyal etkileşimler, kültürel hafıza ve iletişim süreçlerini kapsayan dinamik bir yapı olarak görülmektedir. Fenomenoloji, mekânın bireyler üzerindeki etkisini anlamak için bir araç olmanın yanı sıra, demokratik değerleri güçlendiren mekânsal normlar ve yaklaşımlar geliştirmek için de bir temel oluşturmaktadır. Makale, mekânsallığın farklı boyutlarının demokratik değerlere nasıl katkıda bulunduğunu incelemektedir. İlk bölüm, mekânsallık ve demokrasi arasındaki ilişkiyi Foucault, Lefebvre, Massey ve Merleau-Ponty gibi teorisyenlerin bakış açılarıyla temellendirmektedir. İkinci bölüm, mekânsallığın öznel, sosyal, kültürel ve iletişimsel boyutlarını ve bunların dinamiklerini sunmaktadır. Üçüncü bölüm, fenomenolojik yöntemlerin demokratik mekân tasarımını geliştirmek için bu dinamikleri nasıl analiz edebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, mekânsal deneyimlere dayalı çok boyutlu bir perspektif geliştirmeyi amaçlayan gelecekteki araştırmalar için teorik bir temel sağlamaktadır. Bu yaklaşım, öznelliğin, sosyal etkileşimin, kültürel değerlerin ve iletişimin demokratik mekân tasarımına dâhil edilmesinin, mekânın demokratik işlevselliğini güçlendirebileceğini öne sürmektedir.
  • Article
    Observation of Λc+ → Nks0π+
    (2022) Solak, Hatice; Görmüş, Z. Işık Solak; Koca, Raviye Özen; Gültekin, Burcu; Çağlıyan, Hande
    Amaç: Morfin, kronik ağrı tedavisinde tercih edilen opioidlerdendir. Tekrarlayan kullanımı bağımlılığa neden olabilir. Opioid bağımlılığının kalp kontraksiyonuna olan etkilerini araştırmak amacıyla deneysel morfin bağımlılığı/yoksunluğu oluşturulan sıçanlarda miyokardiyal kontraktilite/histolojik değişiklikler araştırıldı. Gereçler ve Yöntem: Resmi olarak 28.05.2021’de tamamlanan çalışmada kullanılan 32 yetişkin erkek Wistar albino sıçan, Kontrol(C), Morfin(M), Morfin+Nalokson(MN) gruplarına ayrıldı. GrupC’ye 10mg/kg %0,9 NaCl, GrupM'ye 10mg/kg morfin 7 gün subkutan uygulandı. Son morfin uygulamasından sonra C-M gruplarına 3mg/kg NaCl, GrupMN’ye 3mg/kg nalokson intraperitoneal verildi. 30dk morfin yoksunluğu belirtileri puanlandı. 3-4mm atriyum şeritleri izole organ banyosu haznelerine asıldı. 2g gerimle adrenalin kaynaklı kasılmalar(0,001M) gözlemlendi. Gerim değişiklikleri kaydedildi. İstatistiksel analizde SAS University Edition 9.4 programı kullanıldı. Bulgular: MN grubunda morfin yoksunluğu davranışları gözlendi. GrupM-MN’de adrenalin öncesi gerim değerleri GrupC’ye göre daha yüksekti. Adrenalin kaynaklı verilerden 15 dakika öncesi/sonrası kasılmadaki en büyük artış GrupC’de tesbit edildi. Sonuç: Morfin bağımlılığı-yoksunluğu, sıçanlarda inotropik/kronotropik etkilerde değişikliğe neden olmadı. Mast hücrelerinde histolojik farklılık gözlenmedi. Çalışma morfin bağımlılarında, sistem analizi açısından kalp için olumlu bir kaynak oluşturabilir .
  • Article
    Observation of Η′ → Π+π-Μ+μ
    (2023) Akkaya, Murat
    Dolarizasyon; bir ülkenin iki para birimini, yani yerel para birimini ve daha güçlü bir para birimini kullanmaya karar verme sürecidir ve genellikle yüksek enflasyon ve döviz kuru oynaklığı geçmişi olan ülkelerde meydana gelmektedir. Türkiye ekonomisinde 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında başlayan dolarizasyon süreci 1994 ve 2001 krizi sonrasında sürekli hale gelmiştir. 2002 - 2013 döneminde oluşan politik ve ekonomik istikrar sonucunda çok büyük oranda düşmesine rağmen özellikle 2018 Ağustos’unda yaşanan kur atağı sonrasında zirveye ulaşmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisinde kronik bir sorun olan dolarizasyon sürecini etkileyen ve yönlendiren makroekonomik ve finansal değişkenlerin Vektör Otoregresyon modeli ile analiz edilmesidir. 21 Aralık 2021 tarihinde halen kullanılan Kur Korumalı Mevduat sistemine geçilmiştir. Bu nedenle 2022 yılı çalışmadan çıkarılmıştır. Oluşturulan model anlamlı çıkmıştır. Bankacılık Sektörü Kredi Hacmi, Dış Ticaret Dengesi, İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı, Reel Döviz Kuru, ABD Doları/Türk Lirası Kuru, ABD 10 Yıllık Tahvil Faizi ve Yurtdışı Yerleşiklerin Hisse Senedi Portföyü değişkenlerinin gecikmeli değerleri anlamlıdır ve Türkiye ekonomisinde dolarizasyon sürecini etkilemektedir.
  • Book Review
    Norbert Elias and Her Sociology
    (2023) Melda, Karakuş