TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12294/1673
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 960
- Results Per Page
- Sort Options
Article Tanzimat Sonrası Türk Şiirinde Tasavvuf(2010) Yıldız, AliTürk şiir geleneğinde Tanzimat dönemine kadar tasavvufun önemli bir yeri vardır.Tanzimat dönemi edebiyatının birinci devresini oluşturan, Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in şiirlerinde tasavvufi anlayış ile Batılı fikirlerin bir arada olmasından kaynaklanan bir ikilik ortaya çıkar. Tanzimat dönemi edebiyatının ikinci devresinde tasavvufun şiirin içeriğinden uzaklaşması daha ileri bir seviyeye ulaşır. Tasavvufla ilgili kavramlar, Recaizade M.Ekrem’in şiirinde panteizme işaret eder; Abdülhak Hamid’in şiirinde ise metafizik ürpertiyle ilgilidir. Servet-i Fünun şiiriyle birlikte tasavvufla ilgili kavramların içi boşaltılır ve tasavvufa zıt bir içerikle doldurulur. Bunu Cenab Şahabeddin agnostik, Tevfik Fikret ise inkârcı bir tutumla gerçekleştirir. Meşrutiyet devri şairlerinin tasavvufla ilgili farklı tutumlar içinde olduğu görülür. Bu durum tasavvufun Türk şiirinde artık ortak bir temel olmaktan çıktığını göstermektedir. Rıza Tevfik Abdülhak Hamid ile Tevfik Fikret’i takip eder. Yahya Kemal, milli mazinin iç boyutunu teşkil ettiği için, maziyi canlandırmak için yazdığı şiirlerinde tasavvufa yer verir. Mehmet Akif ise İslam’a gönülden bağlı bir şair olarak tasavvufa şiirinin başlangıç evresiyle son evresinde doğrudan, büyük kısmında ise dolaylı olarak yer verir. Cumhuriyet devri Türk şiirinde tasavvuf şiirin içeriğinden neredeyse bütünüyle çekilmiştir. Necip Fazıl yazdığı şiirlerle bir bakıma tasavvufun şiirin içeriğinde yeniden dirilmesini sağlar. Asaf Halet Çelebi’nin ve özellikle Sezai Karakoç’un bu dirilişi daha ileri bir seviyeye ulaştırdığı görülür. Bu şairlerin şiirlerinde biçimin yeni olmasına mukabil, içerik tasavvufla ilgili bir öz taşımaktadır. Böylece Türk şiirinde tasavvuf kısmi de olsa yeniden içeriğin önemli bir unsuru haline gelir.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2The Determination on the Effects of the Sewing Parameters to the Seam Strenght of the Tencel Fabrics(2010) Çitoǧlu, F.; Onur, N.The most important quality problems in garments of the ready-made industry is the seam strength. Beside the garment quality and its performances, the seam strength, slippage of the seam, seam pucker etc. are also various factors that may effect. in this study, 4 different tencel fabrics with 6 different sewing yarns were used for the different weights and structures of fabrics were tested for their seam strengths and elongations with using different types of sewing yarns and seam densities. The results were analysed by using the SPSS software programme. it was observed that Tencel fabric's with basic structure have shown higher seam strength than the rib fabrics. As the sewing yarns get coarser the seam strength in weft, warp and and diagonal direction increases. As the sewing yarn gets finer the seam strength decreases and the highest strength was observed on the diagonal direction and the least strength was obtained on the warp direction of the fabric. Also as the seam density increases the strength and elongation were increased.Article Designing a Learner-Centered ESP Course for Adults Based on Evidence from a Questionnaire and Incorporating the Learners' Aims into a Situational-Based Syllabus(Ankara Üniversitesi TÖMER, 2010) Dinçay, TurgayThis paper examines the organization of a six-week Conversational English ESP course design for the tweny-two adult administrative human resources staff working in the International Inlingua Language Learning Center in Istanbul. At the very start of this course, a thorough needs analysis taking into account the language needs of the learners based on the essentials put forth by Hutchinson and Waters (1987) and Dudley-Evans and St.John (1998) established the core framework for the study and the findings from this analysis were used for the ESP course and syllabus design. In the final phase of my study for the ESP course design in question, the choice of the right syllabus was a major decision in language teaching, and it was made as consciously and with as much information as possible. After due consideration, I decided on the Situational-Based Syllabus as the most appropriate syllabus from among the several distinct types of language teaching syllabi and prepared the course content for the Conversational English Class.Article Feminist Sanatın Kadın Sanatçılara Etkisi: Miriam Schapiro, Tracey Emin ve Andrea Dezsö Örnekleri Üzerinden Kadın Zanaatı/Sanatı(2010) Ersen, Nuran LeylaBu makalede, 1970’lerde etkili olan feminist sanatın öncü kadın sanatçılarından Miriam Schapiro başta olmak üzere, 1990’lardan İngiliz kadın sanatçı Tracey Emin ve Amerikalı kadın sanatçı Andrea Dezsö’nun nakış işi çalışmaları incelenecektir. Miriam Schapiro’yla başlayan kadın domestisitesinin ürünlerinin ‘yüksek sanat’ kavramına dönüştürülme çabasıyla, 1970’lerin feminizm dalgası içersinde kadınlar arasında ortak çalışmalara dönüşmüş (famaj) kadın kimliğinin ve kadın sanatının bastırılmışlıktan kurtarılarak, ön plana çıkartılması amaçlanmıştır. Tracey Emin’in ise malzeme açısından benzer nakış işi çalışmaları söz konusu olup, kendini feminist sanatçı olarak değerlendirmese de aynı minval üzerinden ‘kadın kimliği’ ve ‘kadınlık durumları’ üzerine çalışmalar gerçekleştirmektedir. Yaklaşımı daha sert ve agresif olarak nitelendirilse de ‘kadınlara yönelik şiddet’, kadınlık travmaları ve annelik kavramına kişisel tarihi bağlamında göndermeler yapan sanatçının bazı çalışmaları ele alınacaktır Üçüncü örnek olarak da, feminist sanatçı Andrea Dezsö’nün Annemden Dersler, Annem Dedi Ki adlı nakış işi çalışması analiz edilecektir. Bu çalışmalarda, sanatçı, annesinin kadın kimliğini değersizleştiren ve bastıran geleneksel, ataerkil sistemi sözel kültür aracılığıyla kendisine bir dizi tavsiye bağlamında aktarımını, hicivli bir üslupla yansıtmakta ve eleştirmektedir. Sonuç olarak, kendilerini feminist olarak tanımlasalar da tanımlamasalar da, bu üç sanatçının kullandığı malzeme ve anlayış açısından taşıdıkları benzerlik ve farklılıklar ele alınarak, kadın kimliğinin ve toplumsal cinsiyetin çalışmalarına olan etkisi irdelenecektir.Article Plato Still Dominates: the Case of Huxley's Brave New World(2010) Mencütekin, MustafaBatı Dünyası düşünce evreninde ve aydınlanma felsefesinde temel iki sütundan biri olan Greko-romen faslında, Eflatun her zaman için başı çeken isimlerden biri olagalemiştir. Batı Dünyası’nın beşeri ilimlere bakan yönüyle ufkunda, Eflatun’un eserleri ve fikirleri hemen her zaman ya doğrudan modellenmiş ya da temel plan olarak kabul edilegelmiştir. Bir 20.yy. düşünürü ve yazarı olan Aldous Huxley de meşhur eseri Cesur Yeni Dünya’yı ortaya koyarken, bu batı geleneğinin bir numunesini sunmuştur. Bu çalışma Huxley’nin bu eserinin pek çok yönden Eflatun’un Devlet adlı eserinin derin tesirinde kaldığını birçok yönden ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu hemen herkesçe kabul edilen etkileşim ilişkisini ortaya koymak için, karşılaştırmalı bir eleştirel metot izlenerek, her iki eserde birbirleriyle örtüşen noktalar göz önüne serilmektedir.Article Sinema Dili Filim Retoriği ve Imgelenen Anlama Ulaşma(2010) Mencütekin, Mustafaİçinde bulunduğumuz yüzyılın tam anlamıyla sinematik bir yüzyıl olduğu öne sürülmektedir. Bugün kuş uçmaz kervan geçmez diye nitelenen uzak yerleşim birimlerine kadar henüz sinema salonları yaygınlaşmış olmasa da, internet, kompakt diskler, video çalarlar ve televizyonun aracılığıyla hemen her ferdin dünyasında sinema yer edinmiş durumdadır. Sinema sanatının eşsiz ürünleri olan filmler aracılığıyla o filme emek verenlerin hepsi belli bir anlamı seyirciye aktarmak isterler. İşte bu anlam kimi zaman çok açık gibi görünse de çoğu zaman belli bir kapalılık sergiler. Bu anlamın iletiminde sinemanın kendine mahsus dili, retoriği imgeler ve semboller işin içine girerler. Bu çalışma sözkonusu bu dil, retorik ve imgeler aracılığıyla imgelenen anlama ulaşmanın yollarına işaret etmeyi denemektedir.Article Türk Dili ve Kültürü Açısından Baburname'de Avcılık(2010) Berbercan, Mehmet TurgutBu makalede, Türk edebiyatında hatırat türünün ilk örneği olan Baburname’de (Vekayî) bahsi geçen avcılıkla ilgili unsurlar ve bu unsurların Türk kültürü açısından önemi belirtilerek Babur’un hâtıratına kaydettiği avcılığa dair her bilgi, orijinal metin parçalarının transkripsiyonları da verilmek suretiyle gösterilmiş; ayrıca Babur’un eserinde kullandığı avcılık terminolojisi ile eserde detaylı bir şekilde tasvir edilen avlar ve av usûlleri hakkında açıklamalar yapılarak Baburname’nin Türk kültür tarihinin aydınlatılması yolunda ne kadar araştırılmaya muhtaç bir kültür hazinesi olduğu vurgulanmıştır.Article Tarihî Türk Şivelerinde Geçen Bazı İçecek Adları Hakkında Leksikal Tespitler(2010) Berbercan, Mehmet TurgutBu makalede, tematik bir örgü dahilinde, Türk dili ve kültürü tarihi kapsamında, tarihi Türk lehçelerinde geçen (Eski ve Orta Türkçe), yaklaşık olarak 10. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar eski Türk kültürünün bir parçası olmak suretiyle Türk dili ve edebiyatında yer bulmuş olan on içecek adı (baxsum, b?ziq, begni, bor, boza, çaqır, seker, suwsuş, sorma, süçig), içinde geçtikleri metin parçalarıyla beraber, leksikolojik (kelimebilimsel) açıdan incelenmiş, eldeki verilerin ışığında; yapı, anlam ve köken bilgisi açısından analiz edilerek dilbilimsel kavram alanları ortaya konmaya çalışılmıştır.Review Article Türkiye'de Sosyal Hizmetlerin Dönüşümü(2011) Şahin Taşğın, Neşe; Özel, HüseyinKapitalizm, dönemsel krizlerinden birini daha yaşıyor ve bu kriz, sosyal politikayı dönüştürüyor. Bu süreçte, sosyal politikanın en önemli alanlardan biri olan sosyal hizmetler de dönüşüyor/dönüştürülüyor. Bu dönüşümde, hayırseverlikten, filantropiye, refah devleti uygulamalarıyla da vatandaşlık ve insan hakları temelinde gelişen sosyal hizmet sunumundan tekrar hayırseverliğe bir gerileme yaşanıyor. Birey, aile ve toplumun toplumsal sorunların çözümünde üstelenmeleri gereken sorumlulukla ilgili giderek artan vurgu sivil toplum örgütlerinin bu alanda daha çok yer alması gerekliliği düşüncesiyle de birleşince, yoksulluk dâhil çoğu sosyal sorunun çözümünde devlet temel aktör olmaktan çıkıyor. Sosyal yardım ve sosyal hizmetlerin sunumu, refah karması (welfare mix) olarak adlandırılan anlayış çerçevesinde piyasaya, sivil toplum örgütlerine ve dini kurumlara havale ediliyor. Bu bildiride, Türkiye’de sosyal yardım ve sosyal hizmetlerin gelişimi ve mevcut durumu genel hatlarıyla özetlenerek, yaşanmakta olan dönüşümün Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun pratikleri ve yeniden yapılandırılması üzerinden eleştirel bir değerlendirmesinin yapılması amaçlanmıştır.Article Türkmen-Özbek Ortak Edebî Muhiti Olarak Harezim-Köhne ürgenç(Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 2011) Üşenmez, EmekHarezim bölgesi kadim Türkistan’ın üç büyük bölgesinden birisidir. Asırlarca büyük medeniyetlere beşiklik yapmış bu bölge, İslam dininin Türkler arasında yayılmasından sonra ayrıcalıklı konuma kavuşmuştur. 20. asrın başlarında istilacı Sovyet yönetiminin masa başında çizdiği haritalarla bölge etnik ve kültürel açıdan bölünmeye uğramıştır. Bugün farklı Türk devletleri olarak karşımıza çıkan Özbekistan ve Türkmenistan’ın ortak kültür mirası olan Harezim edebî muhit açısından son derece önemli bir bölgedir. Bu yazıda Türkmen ve Özbek ortak edebî muhiti olan Harezim’de yetişen edipler, eserleri ve bunların Türkmen-Özbek edebiyatına olan etkileri üzerinde durulacaktır.Article Türkiye’de e-devlet uygulamalarının vergi hukuku alanına yansımaları: e- haciz uygulaması ve karşılaşılan sorunlar(İSMMMO, 2011) Yiğit Şakar, AyşeTürk Gelir İdaresi Başkanlığı e- devlet uygulamaları kapsamında 1998 yılında Vergi Dairesi Tam Otomasyon Projesi’ni (VEDOP) başlatmıştır. Bu proje, VEDOP1, VEDOP2, VEDOP 3 aşamalarından oluşmaktadır. VEDOP–3 doğrultusunda kamu alacaklarının süratle tahsili, takip masraflarının ve idarenin iş yükünün azaltılması, zaman tasarrufu sağlanması amacıyla elektronik haciz (e-haciz) projesi geliştirilmiştir. E- haciz uygulamasını temeli 2006 yılında 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesinde yapılan düzenlemeye dayanmaktadır. Bu düzenleme ile üçüncü kişiler nezdindeki varlıkların elektronik ortamda haczi mümkün hale gelmiştir. E- haciz projesinin üç tarafı vardır: Vergi dairesi, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve banka. Bu bildirinin konusu, Türkiye’deki vergi mükellefleri için oldukça yeni bir uygulama olan elektronik hacizi tanıtmak ve aksayan yönlerini tespit etmektir.Article Tecavüze İlişkin Kültürel Mitler ve Mitlerin Kabul Edilmesine Etki Eden Faktörler(2011) Eker, Tuba; Erdener, EdaBu makalenin amacı, tecavüz mitlerini ve mitlerin kabulünü etkileyen faktörleri, yurtdışında ve ülkemizde yapılmış teorik ve uygulamalı çalışmaları derlemek yoluyla incelemektir. Tecavüz mitleri, tecavüz, tecavüzcü ve tecavüz mağduru hakkında sahip olunan önyargılı, kalıplaşmış ya da yanlış inançlar olarak tanımlanır. Tecavüz mitleri, cinsiyetçiliğin, cinsiyet rolleri kalıpyargılarmın, kadına karşı düşmanlığın, kişilerarası şiddetin kabulünün ve cinsel muhafazakarlığın bileşenlerini içeren sosyal normların bir sonucudur. Mitlerin kabulü; mağdurun algılanan cinsel saygınlığından, cinsel yöneliminden, mağdurun ırkından ve etnik kimliğinden etkilenir. Tecavüz mitleri, sadece bireysel yanlış inançlar değil, sosyal birer normdur ve tecavüzün anlamının etkisizleştirilmesine, mağdurunun damgalanmasına, tecavüzcünün göreceli olarak olumlu algılanmasına ve tecavüzün kadına yönelik bir cinsel şiddet türü olarak yaygınlaşmasına sebep olurlar. Dahası, mağdurun kendisini suçlayıp adli mercilere başvurmamasına, yargı sürecinde mağdurun güvenirliğinin sorgulanmasına, tecavüzcünün kayırılmasma, ceza almamasına ya da cezasının hafiflemesine; en önemlisi, bir kadına karşı uygulanan cinsel şiddet vasıtasıyla tüm kadınlara gözdağı verilerek toplumdaki erkek egemenliğinin perçinlenmesine hizmet ederler. Tecavüz mitleri, eğitimle, uzman bilirkişilerin mahkemelere katkısıyla, ruh sağlığı, hukuk, tıp ve adli bilimler çalışanlarının bakış açılarındaki değişimle ortadan kaldırılabilir. Makalede, tecavüz mitlerinin tanımı, mitleri doğuran ve yaygınlaştıran sebepler, tecavüz mitleri ölçeklerinden örnekler, mitlerin kabulüne etki eden faktörler ile mitlerin toplumsal hafızadan nasıl silinebileceğine dair öneriler ele alınacaktır.Article İş Güvencesi (İşe Başlatmama) Tazminatından Gelir Vergisi Kesintisi Yapılması Durumunda İşverenin Düzeltme Talep Etme Hakkı(2011) Yiğit Şakar, AyşeGeçerli bir sebep olmadan işçinin sözleşmesine son verilememesine “iş güvencesi” denilmektedir. 03/07/2009 tarihinden itibaren işe başlatmama (iş güvencesi) tazminatları gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu makalenin konusu 03/07/2009'dan önceki dönemlere ait olan iş güvencesi tazminatından yapılan gelir vergisi kesintisinin ret ve iade işlemlerinde işverenin düzeltme talep etme hakkının var olup olmadığıdır. Makalede öncelikle vergi mükellefi ve vergi sorumlusu arasındaki hukuki ilişki tespit edilmiştir. İkinci olarak vergi sorumlusunun sorumlulukları ve hakları incelenmiştir. Sonuç olarak vergi kesen durumundaki işverenin düzeltme hakkının olup olmadığı araştırılmıştır.Article Orta Asya (Anonim) Kuran Tercümesi Üzerinde Özbekistan’da Yapılmış Bir İnceleme(Turkish Studies, 2011) Üşenmez, Emek…Article Buğra Tezkiresi’nden Parçalar (Transkripsiyon – Dil Özellikleri Üzerine Bazı Açıklamalar – Tercüme)(2011) Berbercan, Murat TurgutBu çalışmada, tipik Klasik Dönem Sonrası Çağatayca özellikleri gösteren Arap harfli Buğra Tezkiresi’nden Parçalar, Türk dili araştırmaları açısından filolojik bir bakış açısıyla incelenmiştir. Öncelikle çalışmada, metnin dil özelliklerinin uygun bir şekilde incelenmesi amacıyla metin satırlara bölünmüş ve her satır numaralandırılmış; bu düzen içinde metnin, Arap harflerinden Latin harflerine transkripsiyonu hazırlanmıştır. İlâveten, metinde geçen bazı gramer unsurları ve dil özellikleri üzerine çeşitli tespitler yapılmış ve ayrıca metin Türkiye Türkçesine tercüme edilmiştir.Article On Jamal Ad-Din Al-Afghani and the 19th Century Islamic Political Though(Gazi Üniversitesi, 2011) Ünsar, SedaThe essay analyzes Afghani’s system of thought within the paradigm of the 19th century Islamic political thought by setting the Islamic institutional margins shaped by internal and external factors. The internal factors regard the Islamic theoretical formation while the external ones are determined by the dialectic of Western domination and patterns of reaction to it. Despite the controversy regarding his life, motives and ideas, Afghani is treated -in the context here- as a visionary in whose life the most common theme was ‘disappointment’, and a free-thinker who used, in debates with Western philosophers, such radical notions as the universality of science, faith in lieu of religion, and language as the main constituent of the nation. Afghani indeed took up and analyzed issues that are still at the heart of contemporary debates on religion and philosophy in the 19th century. One aspect of the essay is the emphasis on the idea that non-Western thinkers such as Afghani should be analyzed with a perspective different from that for the Western thinkers due to not merely the different institutional boundaries of the thought system that they have emerged within, but also the fact that the Western thinkers have not been burdened with the task of a tremendous struggle against the hegemony of the dominant economics, politics and intellectual paradigm (of the West).Article Beyin damar hastalığı olan hastalarda baş yüksekliğinin ve trakeal aspirasyonun beyin kan akımına etkisi(Elsevier, 2011) Coşkun, Halise; Vural, Huriye; Demirkaya, ŞerefAmaç: Araştırma strok tanısı konulan hastalarda farklı baş yükseklik açılarında ve trakeal aspirasyon işlemi sırasında beyin kan akımında meydana gelen değişiklikleri Transkranyal Doppler Cihazı (TCD) ile saptayarak bu hastalarda en uygun baş yüksekliğini ve aspirasyonun hangi baş yükseklik derecesinde yapılması gerektiğini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın vaka grubu GATA Nöroloji kliniğinde Ekim 2002-Ağustos 2003 tarihleri arasında strok tanısı ile kliniğe yatan ve araştırma koşullarına uyan 30 hastadan, kontrol grubu da 30 sağlıklı bireyden oluşmuştur. Aspirasyon uygulaması sırasında ölçüm sadece 6 hastada yapılabilmiştir. Araştırmanın verileri TCD cihazı ile ölçüm yapılarak elde edilmiştir. Orta serebral arter (OSA) kan akım hızı ölçümleri 0,15,30,45 ve 60 derece baş yükseklik açılarında yapılmıştır.Baş yükseklikleri gonyometre ile ölçülmüştür. Aspirasyon işlemi sırasında ölçüm 15 ve 30 derecede olmak üzere 2 kez yapılmıştır.Gruplar arası karşılaştırmalar için Leveene analizi yapılmış, normal dağılıma uyan değerler için t-test, uymayan değerler için Mann Whitney U testi ,bağımlı grupların karşılaştırılmasında Wilcoxson Sign Ranks testi kullanilmistir. Bulgular: Kontrol ve çalışma grubunda baş yüksekliği arttıkça OSA kan akım hızında azalma meydana geldiği, alt grup analizleri yapıldığında baş yüksekliğinin artması ile beyin kan akım hızındaki azalmanın strok tipi açısından anlamlı olmadığı görülmüştür. Lezyonun bulunduğu tarafta OSA kan akımı daha hızlı olmakla birlikte bu durum istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmamıştır. Trakeal aspirasyon sırasında lezyonun olduğu tarafta kan akım hızı azalmıştır. Sonuç: Elde edilen sonuçlar doğrultusunda hastaların genel durumu değerlendirildikten sonra beyin kan akım hızını arttırmak için baş yüksekliği 30 dereceden aşağıda olacak şekilde yatırılması önerilmiştir.Article Modern Kırım-Tatar Edebiyatında Âşık Ömer(Erzincan Üniversitesi, 2012) Üşenmez, EmekÂşık Ömer 17. Yüzyıl saz şairlerindendir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Âşık Ömer’in nereli ve hangi edebî muhite dâhil olduğu konusunda farklı görüşler ortaya konulmuştur. Türkiye’de yapılan çalışmaların çoğunda Âşık Ömer’in Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Gözleve (Korualan) kasabasından olduğu kesin bir dille ifade edilirken yurtdışında yapılan çalışmalarda ise onun Kırım’ın Kezlev (Gezleve) şehrinden olduğu söylenmektedir. Bu durumda Kırım ve Türkiye olmak üzere iki farklı edebî muhit ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle Âşık Ömer hakkında söylenilenler ve yapılan çalışmalar mukayeseli olarak ortaya konulmuştur. Çağdaş Kırım Tatar edebiyatında Âşık Ömer üzerine yapılan çalışmalar ele alınıp onun modern Kırım Tatar edebiyatına olan etkisi üzerinde durulmuştur.Article Klasik Edebiyatla İlgili Teorik Eserlerde Kafiye Bahsinin Mukayeseli Olarak İncelenmesi(2012) Aydın Yağcıoğlu, SongülKlasik edebiyat geleneğinde şiir; ‘mevzun ve mukaffa söz’ olarak tanımlanmakta ve dolayısıyla şiirin biçimini vezin ve kafiye oluşturmaktadır. Sözün şiir olması için vezinli ve kafiyeli olması koşulu, kafiyenin klasik şiir anlayışındaki yerini muhkem hâle getirmektedir. Arap ve Fars etkisiyle gelişen klasik şiir anlayışında yine geleneğin etkisiyle şiirde bulunması mutlak olan kafiye, müşterek edebî gelenekte bir ilim dalı olarak görülmüş ve konuyla ilgili Arap, Fars edebiyatı ve bu edebiyatların etkisiyle XVI. yüzyıl itibariyle Türk edebiyatında müstakil eserler verilmiş veya belagat kitaplarında konu ayrı bir bölüm halinde ele alınmıştır.Nazma dayalı metinlerin ağırlıkta olduğu klasik edebiyat döneminde, şiirin en önemli unsurlarından biri olan kafiye ile ilgili yazılan risaleler ve kafiye lugatleri konunun söz konusu dönemdeki önemini açıkça ortaya koymaktadır. Konuya verilen önem göz önüne alınarak yapılan bu çalışmada, klasik şiir kafiye telakkisinin anlaşılması ve Türk edebiyatında kafiye ile ilgili bilgi ve yaklaşımların nasıl geliştiğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Türk edebiyatında kafiye hakkında Türkçe yazılan metinler kronolojik bir sıra ile kafiyenin tanımı, harfleri ve tasnifi esas alınarak bu alt başlıklar altında incelenmiş ve metinler kafiyenin ele alınışı bakımından mukayese edilerek konu ile ilgili çelişkiler ve benzerliklere dikkat çekilmiştir.

